Green Lantern Animated Series 05 "Heir Apparent"




  Önceki eleştirimde bahsettiğim gibi Green Lantern evrenine yeni giriş yaptım ve çizgiromanlarını okumaya devam ediyorum. Okurken düşündüm de ben Green Lantern evrenine bu kadar geç girmekle hata etmişim. Çünkü çizgi romanları bana istediğim her şeyi sundu; koskoca bir evren, daha karanlık bir atmosferde gerçekleşen savaşlar hatta yer yer gerilim ve ismi bile korkmaya yeten bir düşman: Parallax.


   İşte işin güzel kısmı şimdi başlıyor! Çünkü artık çizgi roman ve animasyon arasında karşılaştırmalar yapacağım, çizgi romanları beni gayet etkileyen ‘’ Yeşil Fenerler Birliği ‘’  bakalım animasyonlarda ne kadar başarılı olacak göreceğiz. O zaman lafı uzatmanın alemi yok, incelemeye başlayabiliriz.

  Yine, yeniden meşhur gemimizin içinde başlıyor ‘’Heir Apparent‘’ bölümü. Dürüst olayım ben bu gemiden gerçek manada sıkıldım, zaten kaptan kabininden başka herhangi bir yerini göremediğimiz geminin beşinci bölümde hala ve hala kullanılıyor olması, bilmiyorum, beni sıktı. Artık Hal Jordan, Kilowog ve Razer bu gemiden kurtulmalılar yoksa her bölümde benden bu şikayeti duymak zorunda kalacaksınız! Sonrasında Aya’nın alıcıları yakınlarda bir Yeşil Fener’in izine rastlıyor. Bildiğimiz gibi bulabildikleri tüm Yeşil Fenerler ile birlikte Kırmızı Fenerlere karşı mücadele edecek olan takımımız da, alıcıların sinyali tespit ettiği gezegene yani Betrattus’a doğru yol alıyorlar.


  Aya ve Razer’ ı gemide bırakarak Betrattus’a giden Hal ve Kilowog ise aslında ne kadar doğru bir zamanda oraya gittiklerinin farkında değiller. Çünkü Betrattus’ta hem gizliden gizliye taht mücadeleleri hem de beklenmeyen ihanetler mevcut. Tahta yeni  geçen Kraliçe Iolande’nin gezegeninin beğenimi kazanmadığını söyleyebilirim.Çünkü gezegende tahta geçen bekar kraliçeler yetkilerini ülkedeki en güçlü savaşçıyla paylaşmak zorunda! Bana fazlasıyla militarist ve gelenekçi gelen bu gezegenin koruyucusu ise Yeşil Fener Dulock ve en büyük savaşçısı ise Kothak. Tabii Prens Ragnar’ ı da unutmamak lazım, çünkü bölümün ilerleyen dakikalarında aslında tüm düğümleri çözecek karakter o.

  Hal ve Kilowog her ne kadar Dulock’ı bir an önce  alıp gitmek isteseler de, gezegenin koruyucusunun daha farklı bir önceliği var; Kraliçe Iolande ile evlenerek onun elini ve hakimiyetini güçlendirmek ve böylelikle Kothak’un yönetime ortak olmamasını sağlamak. İşte bu önceliği yerine getirdikten sonra Kırmızı Fenerler ile mücadele etmeyi kabul eden Dulock’ın yapması gereken ise Kothak ile karşılaşmak ve onu yenmek. Ama o da ne? Müsabakanın yapılacağı gün Dulock ortadan birden bire kayboluyor! Peki Dulock’a ne oldu? Kırmızı Fenerler tarafından mı öldürüldü, Kothak tarafından suikaste mi kurban gitti yoksa kaçtı mı? Bu sorunun cevabını çok geçmeden anlıyoruz ki, Dulock öldürülmüş ama kim tarafından? Diğer bir muamma ise Dulock’un yüzüğü hakkında, yüzük yeni sahibini aramak için yola çıkmak yerine sarayda bir yerde, peki kimde ?


  Tüm bu olanlar bir yana hala Kraliçe Iolande’nin Kothak’a karşı elinin  güçlendirilmesi sorunu da sürüyor ve Hal Jordan, Dulock’un yerine onunla mücadele edeceğini  açıklayarak hem katilin kim  olduğunu bulmak için hem de Iolande’ nin sorununu halletmek için bir süre daha Betrattus’ta kalmayı sürdürüyor. İşte dizinin bu noktadan sonrasını anlatmak gibi bir niyetim yok, çünkü konu olarak geleceği etkileyeceğinin farkındayım ve bunu izleyerek görmeniz gerektiğini düşünüyorum.

  Yazıma sitemle başladığımı fark etmişsinizdir, yine sitemle devam edeceğim. Green Lantern çizgi  romanlarının atmosferi beni gerçekten büyüledi, her ne kadar aydınlığı temsil eden karakterler üzerinden gitse bile mücadele ettiği ‘’ karanlık ‘’ olunca o koyu ve kasvetli atmosfer gayet ilgi çekici olmasını sağladı benim için çizgi romanların. Ancak bu animasyon öyle mi? Sanırım animasyonu yapanlar utanmasa, uzayı da aydınlık yapacaklar, hatta gezegenlerde hiç gece olmayacak ve kaldı ki ben hala ne gerçek manada Kırmızı Fener görebildim, ne de o gerilimi yakalayabildim. Açıkçası söylemek gerekirse bu animasyon, uyarlandığı çizgi roman karakteri ve olayların yanına yaklaşamamış, efsane olabilecek bir yapım nedense fazlasıyla basitleşmiş !

 Yan karakterler olmasa belki çoktan çıldırmış olabilirdim. Bu bölümde yeni bir Yeşil Fener görmek beni çok mutlu etse de hevesimi kursağımda direk bıraktılar, Dulock ne dövüştü, ne yüzüğünden ışıklar saçtı, bir göründü sonra da öldü. Yapmayın, ben gerçekten Hal-Kilowog-Razer- Aya görmekten bıktım! Kraliçe Iolande sürpriziyle biraz keyfim yerine gelse de o da kursağımda kaldı, beşinci bölümdeyiz bir şeyler değişsin artık. Bunları dizinin eksileri olarak bir kenara yazalım.



  Bir de Yeşil Fener üniformaları Hal Jordan’ın üniforması hariç beğenimi kazandı mesela bu bölümde Dulock’un üniformasını Hal Jordan’da görmek isterdim, daha farklı tasarımı olan bir üniforma gayet iyi olurdu Hal Jordan için. Ama bunun dışında itiraf etmeliyim ki dizideki Hal Jordan karakter olarak tam da çizgi romandakine uygun, en azından buna dikkat etmişler. Diğer taraftan dizinin senaryosu, son dakikaya kadar bilmece gibi ilerlemesi, gelecek bölümlere dair heyecan uyandırması bakımından diziyi  beş bölümdür izlenmeye değer yapan bir özelliği, bunu bozmayacaklarını umut ediyorum. Senaryo hakkında son olarak belirteyim ki, gelecekte karşımıza çıkması muhtemel karakterleri gayet iyi temellendirmesi, damdan düşercesine karşımıza koymaması benim gibi evrene yeni giriş yapanları memnun edici nitelikte. Bunları da dizinin artıları olarak kenara yazalım.

 Şimdilik bir incelemenin sonuna daha geldik, gelecek incelemelerimde görüşmek üzere, iyi seyirler…

 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget