Green Lantern The Animated Series 07 '' Reckoning ''


Okulun yoğun temposunun ardından ülkede  birçok arkadaşımız karne sevinci yaşadılar. Yorucu bir okul döneminin ardından artık yaz tatilinin tadını çıkarma vakti geldi tabii. Dersler, öğretmenler ve sınavlar derken tatili hak eden tüm arkadaşlarımızı tebrik etmek istiyorum. Tatilin tadını umarım doyasıya çıkarırsınız. Tabii ki bazı arkadaşlarımız tatile başlarken hala sınavları olan arkadaşlarıma da başarılar diliyorum ( ki ben de hala sınavlarla boğuşuyorum ). Sınavlarım dolayısıyla bir haftalık ara verdiğim Green Lantern TAS incelemeleri de bundan sonra hız kesmeden devam ediyor.


 Bu bölümün hikayesi beni gerçekten şaşırttı diyebilirim. Bir önceki incelemede bahsettiğim ve şikayet ettiğim bir konunun bu bölümün hikayesi olması beni sevindirdi. Hem bir muammayı çözmüş oldular hem de bu vesileyle gerçekten güzel bir bölüm çıkararak gerçekten herkesi mutlu ettiler.


Önceki bölümlerden daha aksiyonlu, isteneni veren bir bölüm olarak ‘’ Reckoning ‘’ bölümünü incelemek ayrı bir zevk olacak benim için. Çünkü Kırmızı Fenerlerin iç dünyasını keşfe çıktığımız, önemli sırları öğrendiğimiz bir bölüm olarak daha iyisini görene kadar en iyisi bu bölüm bana kalırsa. Hatta ilk defa bölümün yine gemide başlamasından şikayet etmeyeceğim çünkü Kırmızı Fenerlerin gemisinin takip edildiğini görünce adrenalinim tavan yaptı, nihayet istediğim gibi bir bölüm göreceğimin farkına vardığım için bu durumdan şikayet etmedim.


 Bu kadar güzel bir bölüm izleyebilmemizi sağlayan durum ise Razer’ in kişisel intikam arayışı. Kırmızı Fenerlerin yaydığı dehşet ve ölüme son vermek için Yeşil Fener üçlüsünü ( bilmeyenler için tekrar belirteyim Hal – Kilowog ve Aya ) aldatarak yanlarından kaçıp Atrocitus’un öldürmeye giden Razer, aslında Atrocitus’u öldürmekten ziyade kendini öldürtmenin peşinde gibi. Ancak kendi ölümünün boş yere olmaması için böyle bir yolu tercih ediyor ( bana kalırsa durum böyle ).


 Tabii bu bölümde Razer hayatını etkileyen olaylar hakkında gerçekleri öğreniyor, sevdiği kadın Alana’ nın ölümünün ardındaki sır perdeleri kalkıyor ve bana kalırsa dizinin gidişatı bundan sonrası için daha etkileyici olacak gibi çünkü artık Kırmızı Fenerler ile Yeşil Fenerler mücadelesi resmi anlamda başladı gibi. Hatta son dakikalarda Kırmızı Fenerlerin gemisinden çalınan savaş planlarının çalınmasıyla beraber beklediğim o muhteşem savaşın ayak sesleri de duyuluyor artık.

 Bölümün konusu hakkında verdiğim bu kadar bilgi üzerine artık değerlendirmeye geçebiliriz. Fazlasıyla beğendiğim bir bölüm olarak ve klasik eksiler kısmını artık duymak istemediğinizi düşünerek ( hep aynı şeyleri söylemek olmaz ) artılarla dolu bir değerlendirme yapabilirim.

 İlk başta Atrocitus hakkında konuşsam daha doğru olur.Çünkü Kırmızı Fenerlerin lideri olarak kedisi tam bir karizmatik lider konumunda.Duruşu, konuşması, hal ve tavırlarıyla ( CGI animasyonu her ne kadar sevmesem de bunu başarmalarını takdir ediyorum ) tamamen liderlik konumunu hissedebiliyoruz. Özellikle Rahip Loran’ın Kırmızı Fenerlerin kilisesindeki minyatürleri açıklarken, kendi akıllarında oluşturdukları Atrocitus figürünün muhteşemliği ( veya korkunçluğu ) insanı etkileyebiliyor. Hele ki Atrocitus’un kendi gemisinden dev hologramla kendi görüntüsünü yansıtarak konuşması esnasında büyülendim desem yanlış olmaz sanırım.

 Şu dakikadan sonra Razer’ın neler yapabileceği konusunda hiçbir fikrim yok. Çünkü bu bölümde hayatının hezimetini yaşadı. Bu bölümden itibaren nedense aksiyon kaynağı karakter olarak Razer’ı görüyorum, diğer Yeşil Fenerlerden tümden umudumu kestim. Böyle olması bana kalırsa daha iyi, çünkü birçoğumuz biliyoruz ki Yeşil Fenerlerin yöntemleri daha klişe, hafif ve kahramanca iken iyi tarafa geçmiş bir Kırmızı Fener olan Razer’ın yöntemlerinin daha sert olacağına inanıyorum.

 Bu arada Razer dedim de aklıma geldi. Geçtiğimiz bölüm incelemesinde bir durumdan yakınmıştım hatırlarsınız, Razer’ın güç yüzüğünün hala şarj olmamasına rağmen çalışıyor olması durumunda şikayet etmiş ve bunu eksilere yazmıştım. İşte bu bölümün başında Razer, güç yüzüğünü doldurarak artık benim için sorun olan bu duruma çare buluyor, hatta bölüm sonunda bir de bataryaya sahip olarak sorunu tümden çözmüş oluyor. Anlayacağınız geçen bölümde bundan şikayet ettikten hemen sonra bu bölümde sorunu çözmüş olmaları gayet sevindiriciydi.


Bölümün son dakikalarından az önce de bahsettiğimin farkındayım ancak Aya’nın Kırmızı Fenerlerin planlarını ele geçirmesiyle ortaya çıkan büyük savaş hazırlığının artık herkesçe beklenilen daha kaliteli bölümleri ve daha fazla aksiyonu beraberinde getireceğine adım gibi eminim. Ancak Hal Jordan’ı ve Aya’yı çıkarıp Kilowog ve Razer ikilisi Kırmızı Fenerler ile mücadele etse tadından yenmeyecek bir dizi olması mümkün. Çünkü Kilowog’un hayal gücüyle oluşturduğu mitralyözleri görünce gözlerim kamaştı. Bu arada Aya demişken belki biraz garip gelecek ancak ben sanki Aya – Razer yakınlaşması görüyorum, bir canlı ve robot aşkına şahit olacak mıyız? Bence olmamalıyız ama neyse. Böylelikle bir incelemenin daha sonuna geldik, diziye daha hiç başlamayıp incelemeleri takip eden arkadaşlarımın bir an önce diziye başlamasını şiddetle tavsiye ediyorum, izleyenlere ise iyi seyirler diliyorum, hoşçakalın.

 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget