Green Lantern The Animated Series 08 '' Fear Itself ''

Bugün inceleyeceğimiz bölüm Fear Itself, pek bilinmese de aynı isimli bir çizgi roman hikayesine de sahip. Konu itibariyle farklı olduğu aşikar ancak kapak resmi ve gördüğüm  birkaç iç sayfa resimleri ilgimi oldukça çekti. Fırsat bulduğumda okumaya niyetliyim, umarım Türkçe olarak da görme şansına sahip oluruz değil mi ? ( Bu bir istek mi yoksa ? )


Aslında bugün inceleyeceğimiz bölüm çok klişe bir hikayeye sahip.Kolay tahmin edilebilecek bir hikayeye sahipti. Belki de böyle klişe bir hikaye gelecekte olacak bazı şeyler için gerekliydi, bilmiyorum fakat salt aksiyon öğelerinden ibaret olan bir bölümle karşı karşıyayız.


 Artık yiyecek sıkıntısı çekmeye başlayan takımımız, yeni yiyecekler bulmak için bir gezegene iniş yapıyorlar. Ancak geçtiğimiz bölümde hasarlanan Aya ve bünyesinden ötürü yiyecek sıkıntısı çekmeyen Razer gezegene inmek yerine gemide kalmayı tercih ediyorlar. Anlayacağınız aslında bu bölüm Hal ve Kilowog ikilisine ait olmuş. Tabii keşfedilmemiş gezegenimiz bomboş ve yiyecekten ibaret değil, gezegene indiklerinde karşımıza iki farklı tür çıkıyor. Kilowog kendine benzeyen  ( tabii ki aynı türden değil ) Zor Kabilesi ile tanışırken, Hal da diğer uçan deniz anası şeklindeki Nadaralar ile karşılaşıyor. Tabii ki bu iki tür birbirine düşman, daha doğrusu Zor Kabilesi, Nadaralara düşman. Bunun sebebi olarak kendi yiyeceklerini çalmaları olduğunu düşünseler de, dediğim gibi hikaye klişe, gerçekte düşman olmadığı gibi, Nadaralar ( bir deniz anasına göre ) çok zeki canlılar ve madencilikle uğraşıyorlar. Tabii Kilowog gibi bir savaşçı ile karşılaşan Zor Kabilesi, bunu değerlendirerek kendisinden eğitim almaya başlarken, Kilowog, Zor Kabilesi’ nin üyesi olan Galia’ dan hoşlanmaya başlıyor. Hal ise Nadaraları ilk başta düşmanı zannederken sonrasında onların kötü niyetli canlılar olmadığını fark ederek onlarla küçük bir gezinti yapıyor. Tabii madenci olduğunu az önce belirttiğim bu canlılar gezintinin sonunda hangi madeni  çıkardıklarını gösterdiklerinde Hal, ister istemez ‘’ korkuyor ‘’. Hatırlarsanız dizinin üçüncü bölümünde Myglom yönetimindeki hapishanede kullanılan sarı taşlar işte bu gezegende de var.Buradan anlıyoruz ki, Zor Kabilesi’ ni paranoyaklaştıran ve korkutan her şey bu yüzden. İşte ikinci kez gördüğümüz bu maden artık bize gösteriyor ki sarı yüzüklerin parlaması an meselesi ( ben sabırsızlıkla bekliyorum ).




Konu hakkında fazlasıyla bilgi verdiğimin farkındayım bu yüzden bir an önce incelemeye başlamak en doğrusu olacak. Fark edildiği  gibi hikayenin öyle ilgi çekici pek bir yönü yok, geçen bölümün bende yarattığı heyecanı ve mutluluğu bu bölümde pek yaşayamadım. Aslına bakarsanız, her bölümün gemide başlaması fazlasıyla sıkıcı olmakla beraber, yeni maceralara adım atarken hala Yeşil Fener Birliği ile fazla bir alakamızın olmaması, koskoca birlikte sadece iki Yeşil Fener’i görüyor olmamamız insanı ister istemez sıkabiliyor. Ayrıca Oa gezegenine, koruyuculara ne oldu, oralarda neler konuşuluyor, Hal ve Kilowog için neler deniliyor küçük kesitlerle gösterseler en azından takımımızın unutulmadığını görmüş olurduk ancak böyle bir şey henüz olmadı. Koruyucular Hal ve Kilowog’ un bir gemiyi alıp kaçmasından sanırım pek de etkilenmediler. İşte bu yüzden dizinin yönetmeni için olumlu konuşmak pek de mümkün değil, hikayelere onay veren yönetmen sonuçta.


 Bunun dışında bu bölümde Aya’ nın Kırmızı Fener yeminini ilginç bulması da şiddete eğilimli olduğu düşüncesi uyandırdı bende. Her ne kadar Aya’ nın şiddet uyguladığını görmesek bile bu durum aklımda fazlasıyla soru işaretleri uyandırdı, izleyip göreceğiz.





Bu bölümde beni heyecanlandıran tek şey, sarı yüzüklerin her an gelebilecek oluşu. Sarı yüzükten önce tabii ki Yeşil Fener Birliği’nden atılmamış Sinestro görmek muhteşem  olurdu. Tabii mavi yüzüklerin gelmesi de an meselesi çünkü birkaç bölüm önce Aziz Walker’ ı görmüştük, sarı taşları da ikinci kez görüşümüz. Bu demek oluyor ki yeni takımlar kuruldu kurulacak. Şimdilik beni heyecanlandıran tek şey bu. Sonrasında tasarımları yapan kişilerin hayal gücü kısırlığı da fark edilmiyor değil. Oldukça zeki Nadaraları deniz anası şeklinde yaratmak pek de mantık işi olmasa gerek ya da Zor Kabilesi'ni Kilowog’un türünün biraz gri tonunda yapmak da öyle. Anlayacağınız senarist, yönetmen ve animasyon-tasarım ile uğraşan kimi tutsanız ( bu seri için konuşuyorum ) elinizde kalıyor, umarım gelecek bölümlerde daha başarılı performans sergilerler. Şimdilik bir incelemenin sonuna daha geldik, iyi seyirler diliyorum, hoşçakalın…

 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget