Green Lantern The Animated Series 16 '' Steam Lantern ''


Ben artık Green Lantern The Animated Series incelemelerini yazmayı bırakıyorum! Neden mi? Çünkü bu bölümden daha iyi bir bölüm çıkacağını düşünmüyorum! Şaka bir yana, bu bölüm gerçek mi yoksa benim gördüğüm  bir rüya mı? Neden bu kadar şaşırdığımı düşünüyorsunuzdur şimdi. Ben hemen cevabını vereyim; Steampunk akımı etkisinde bir Green Lantern The Animated Series bölümü. İlk önce – fırsatını yakalamışken – biraz size Steampunk’tan bahsetmek istiyorum. Viktoryan dönemi modası ve temelinde o dönemin teknolojisini barındıran, Sanayi Devrimi dönemine hapsolmuş gibi dursa da  - hemen hemen – elektiriksiz bir Dünya alternatifiyle karşımıza çıkan bir akım kendisi. Türkçe karşılığı olarak ‘’ Buhar Çılgınlığı ‘’ da denilen, bilimkurgunun bir alt türü olarak nitelenen akımın genel itibariyle size sunduğu karanlık havası en ilgi çekici yönü. Hellboy ve Hellboy II: Golden Army filmlerinde karşılaşabileceğiniz gibi, çok sevilmese de Vahşi Vahşi Batı filminde de en iyi örneğini görüyoruz aslında. Örnekleri çoğaltmak gerekirse, sevdiğim yönetmen Tim Burton’ un Sleepy Hollow’u, Alex Proyas’ın Dark City’ i ve tek filmlik Van Helsing’i sayabiliriz.

 
 
 

Geçtiğimiz bölüm incelemesinde Anti-Monitor ve Hal Jordan arasındaki mücadele sonucunda uzayda mekansal bir çatlak oluşmuş olabileceğini ve büyük bir ihtimalle Hal Jordan’ın karşı tarafa geçiş yaptığını söylemiştim. Tam da bu dediğim gerçekleşerek Hal Jordan’ ı başka bir yerde, paralel bir evrende görüyoruz. Çok geçmeden de gezegenin, Duke Nigel adlı bir diktatör tarafından yönetildiğini, ona karşı ise Steam Lantern ve aşkı Catherine’ in mücadele ettiğine tanık oluyoruz. Paralel evrende sıkışıp kalan Hal Jordan da ister istemez bu mücadelenin bir üyesi oluyor, farklı bir evrende olduğu için de bir yandan dostlarıyla da iletişim kurmaya çalışıyor. Bu bölüm sayesinde Anti-Monitor’ un da nereden geldiğini öğreniyoruz, Anti-Monitor aslında şuan üzerinde bulunduğu gezegene ait evrenden gelen bir varlık ve ne acıdır ki tüm galakside kalan tek gezegen de yine Hal Jordan’ ın bulunduğu gezegen. Peki bir galaksiyle tabir-i caizse kendisine ziyafet çeken Anti-Monitor nasıl oldu da bizim evrenimize geçti? Bunun yanıtını ancak izleyince öğrenebileceksiniz fakat şunu söylemek gerekirse bu bölüm sayesinde evrenimize yeni bir gezegen ve üzerinde bir de kahramanı katmış olduk.

 

 Bu bölüm beni şaşırtan bir bölüm oldu, sadece ‘’ Buhar Çılgınlığı ‘’ öğeleriyle değil aynı zamanda göndermeleriyle de. İlk başta Steam Lantern’ i gördüğümde ilk dikkat  ettiğim bir güç yüzüğü takıp takmadığı oldu. Takmadığını fark ettiğimde, ortaya çıkan güç dalgası ne kadar yeşil renkte olursa olsun kendisinin bir Yeşil Fener olmadığını anladım. Ama durun! Steam Lantern, Hal Jordan’ı gördüğünde ona gerçek bir Yeşil Fener olup olmadığını, kendisinin daha önce bir Yeşil Fener gördüğünü söylediğinde şaşırdım, bir saniye bile olsa bu kim olabilir diye düşündüm. Fakat bir milyon saniye düşünsem de aklıma gelmeyecek bir isim olduğunu anladım. Steam Lantern, gördüğü Yeşil Fener’in kırmızı gömlekli ve pelerinli olduğunu söylediğinde önce sevindim ama sonra da üzüldüm. Bahsettiği isim Alan Scott’tu ve maalesef kendisini bu macerada görme şansımız da olmadı. Dürüst olayım gerçek bir Yeşil Fener’den bahsedilecekse bu Hal Jordan veya diğerleri değil, ilk defa 1940 yılında gördüğümüz Alan Scott’tur zannımca. Böylelikle bir incelemenin daha sonuna gelmiş olduk, bir sonraki  bölümde görüşmek üzere, hoşçakalın..

 
 
 
 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget