Green Lantern The Animated Series 18 '' Prisoner of Sinestro ''


Yeşil Fenerler ile olan maceramız tüm hızıyla devam ederken, küçük bir ara verip çok değerli bir oyuncudan bahsetmek istiyorum; Ron Perlman. Bugün her çizgi roman severin izlediği animasyonlarda fark edilmeyen, es geçilen bir ses o aslında. Sıkılmazsanız hemen bir liste sunayım size :
 

1-     Batman : The Animated Series ( Clayface )

2-     Fantastic Four ( Bruce Banner / Hulk )

3-     Iron Man ( Bruce Banner / Hulk )

4-     Phantom 2040

5-     The New Batman Adventures ( Clayface )

6-     Superman : The Animated Series ( Jax-Ur )

7-     Static Shock

8-     Justice League ( Clayface / Orion )

9-     Avatar : The Last Airbender ( Ateş Lordu Sozin )

10- The Batman ( Killer Croc, Bane )

11- Batman : Brave and The Bold ( Double X / Dr. Ecks )

12- Justice League : The Flashpoint Paradox ( Deathstroke / Slade Wilson )
 

 Listede aslında birkaç animasyona da değinmesem bile, en azından animasyon dünyası için sesinin ne kadar kıymetli olduğu anlaşılabilir. Burada seslendirdiği oyunlardan da bahsetmedik bile. Sinema dünyasında da kendisini Hellboy olarak tanıyoruz, ki ben Ron Perlman gibi bir oyuncuyla bu işe girişmiş olsam, kendisiyle uzun soluklu bir Hellboy projesine imza atardım. Sinemada ilk defa kendisiyle vücut bulan bu karakterin ona yakıştığını söylemeden geçmek de istemem. Sesiyle de Hellboy animasyonlarında yine Hellboy olarak karşımıza da çıktı. Ama benim kuşağım onu daha önce başka bir çizgi roman uyarlamasında gördü; Blade II filminde oynadığı Reinhardt karakteriyle. Bunun yanında geçmiş yıllarda Clay rolüyle bugünlerde çizgi romana uyarlanan Sons of Anarchy dizisinde de rol aldı ki buradaki ‘’ Clay ‘’ acaba geçmişteki seslendirmelerine bir gönderme miydi ? Belki de öyleydi fakat onu sevmemizi sağlayan başka bir şeyden bahsetmek istiyorum izninizle. Ron Perlman’ ın lösemi hastası bir çocuğun dileği üzerine saatler süren makyajın ardından, tüm gününü Hellboy olarak o çocukla geçirdiğini biliyor muydunuz ? Bu onun iyi bir oyuncu olmanın yanında iyi bir insan olduğunu da gösterir ki umarım onu daha birçok filmde Hellboy olarak görme şansımız olur.
 

 Bölümümüzün adından anlayacağınız üzere, Sinestro’ yu – nihayet – görüyoruz bu bölümde. Şahsen kendisini Hal Jordan’ dan daha çok sevdiğimi düşünürsek, benim için dizinin en sevilen bölümleri arasında kendisine yer bulması da kaçınılmaz oldu ‘’ Prisoner of Sinestro ‘’ nun. Tabii şimdi yukarıda anlatılanlara anlam vermeye çalışıyorsunuz, neden ilk başta Ron Perlman’ a değindiğimi düşünüyorsunuz. Yeşil Fener evreninde en sevdiğim karakterlerden biri olarak Sinestro’ yu bu bölümde Ron Perlman seslendiriyor.
 
 

 

Bölüm temel olarak, daha Sinestro Birliği’ nin kurulmadığı yani Sinestro’ nun hala Yeşil Fener olduğu zamanlarda geçtiği için bir nevi Sinestro’ nun tanıtımı niyetiyle de yapılmış dememiz mümkün. Örümcek Birliği gemisinden beraberinde suçlu Neuroxis ile kaçarken Hal Jordan ve ekibinden yardım isteyen Sinestro’ nun gemiye gelmesiyle karakterlerde görülen gariplikleri başta anlamlandıramasanız da gemide gerçekleşen her şeyin Neuroxis ile alakalı olduğunu çok geçmeden fark ediyorsunuz zaten. Fakat yaşanan garipliklerin, karakterlerin bilinçaltlarıyla uyumlu olması nedeniyle başta bunu kolayca anlayamıyorsunuz. Bu yüzden bölüm senaristleri de takdiri hak ediyorlar. Hem Sinestro’ nun tanıtımı hem de üst metinin anlatımı birbirine gayet güzel harmanlanmış, bölümün sonu da amacını yerine getiriyor.

 Sinestro sanırım tek bölümlük bir konuk oyuncu gibiydi, bu nedenle sonraki bölümlerde kendisini görmeyi pek beklemiyorum. Bildiğiniz üzere malum gemimizden bıkmış bir insan olarak, neredeyse bölümün tamamının geminin içinde geçiyor oluşu da bölümün negatif özelliğiydi. Fakat gayet mantıklı hazırlanmış bir senaryo ve Sinestro’ nun varlığı olumlu bir yön olarak da izleyiciyi  memnun etmeye yetiyor. Ana konuda yaşanan bir bölümlük ara da izleyiciyi biraz rahatlatmıştır diye düşünüyorum, sonraki bölümlere pek de ipucu bırakmayan bu bol Sinestro’ lu bölümün tadını çıkarmaya bakın.

 

 Son olarak finale oldukça yaklaştık, final vakti yaklaştıkça da zorlu bir düşman olarak Anti – Monitor’ un nasıl durdurulacağı, İnsan Avcıları sorununun nasıl çözüleceğini merak içinde bekliyorum. Çünkü tek bölümde son dakikalara sığdırılan mucizevi zaferler, artık insanı oldukça sıkan bir klişe ve dizi izleme keyfine oldukça zarar veriyor. Bakalım önümüzdeki bölümlerde ne olacak. Böylelikle bir incelemenin daha sonuna geldik, bir sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşçakalın.

 



 
 
 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget