Superman and the Mole Men (1951) İncelemesi


Biz insanlar neden böyleyiz? Kendimize benzemeyenleri, bizim gibi olmayanları neden kabullenemiyoruz? Bizi bu kadar bencilleştiren ne yada saldırganlaştıran? Bu soruların cevabı tabii ki burada değil, bunu siz düşünmelisiniz, sorgulamalısınız. Ancak  şunu unutmayın insanlar kenetlendikçe, farklılıkları kabullendikçe dünya yıkıcı bir yer olmaktan çıkıp daha yapıcı bir hal alacaktır mutlaka. Bunları neden mi söylüyorum? Birazdan anlarsınız.


Atom Man vs. Superman filminin ardından bir  yıl geçtikten sonra karakterimiz artık yeni bir oyuncuyla demir almaya başladı. George Reeves. Adventures of Superman dizisinden önce çekilen Superman and The Mole-Men  bir deneme sürümü gibi de kabul edilebilir aslında. Kirk Alyn sonrasında izleyici tepkisini ölçmek için güzel bir yol. Ancak şunu itiraf etmeliyim ki önceki filmleri beğenip beğenmemenin yanında bir korku sardı beni bu film de eski format gibi olur ve dört saate yakın  sürerse diye. Ancak film hemen hemen bir saat sürüyor.

 Bu filmde bir düşman yok. Eğer bir kapışma, aksiyon dolu dakikalar bekliyorsanız unutun. Önceki filmlerin aksine bu filmde daha farklı bir  tema var. Film yeraltında yaşayan bir ırkın ( Köstebek Adamlar ), Silsby kasabasında bir petrol kuyusunun sondaları sayesinde yeryüzünde bir hayat olduğunu anlayarak, keşfe çıkmalarıyla  alakalı. Aynı zamanda bu petrol kuyularıyla ilgili haber yapmak için Lois Lane ve Clark Kent ikilisi de oradalar. Sonrasında bu uzun kel kafalı, kısacık boylu ve kürklü Köstebek Adamların çevre sakinlerince fark edilmesinin ardından da olaylar başlıyor. Dış görüşündeki farklılıklar nedeniyle halk korkarak  silahlanıyor  ve ava çıkıyor. Bundan sonrasını anlatmak filmi tamamen anlatmak olacağından açıkçası filmin konusu hakkında bu kadar bilgilendirme yeter diye düşünüyorum.
 




 Film hakkında şunu söyleyebilirim. Adventures of Superman dizisi için bende açık ve net bir şekilde çok büyük bir umut uyandırdı. George Reeves hem Superman hem Clark Kent olabilmeyi fazlasıyla başarmış, role yakışmış. Tek sıkıntım Noel Neill’in olmaması. Çünkü Lois Lane rolünde Phyllis Coates var. Hakkını vererek oynamış ama Noel Neill varken benim için bir seçenek olmadı olamadı açıkçası. Aynı zamanda filmde eskiden olduğu gibi cesaret ile aptallık arasında gidip gelen bir Lois Lane  rolü biçilmemesi senaristlerle ilgili düşüncemi  olumlu kıldı. Zaten Jimmy Olsen, Perry White gibi karakterler filmde  yok o yüzden bu karakterleri görebilmek için Adventures of Superman dizisini  beklemek gerekiyor. Robert Maxwell'in elinden çıkan senaryo o kadar kompleks değil belki ama yine de eski filmlerin kolay tahmin edilebilir senaryo hamlelerinden uzak. O nedenle gayet de izlenebilir bir yapım ortaya çıkmış. Superman‘in uçma efektleri eski filmden bildiğiniz gibi çizgifilmle yapılıyordu ancak burada artık tel kullanmaya başlamışlar, sadece bir sahnede çizgifilm kullanılmış o kadar.

 Şimdi şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim; Peki ben bu filmi izlemeli miyim? Eğer bunu bir Superman hayranı soruyorsa, eğer önceki filmleri izlemiş  ise, beyinde farklı hoş bir iz bırakan bu filmi izlemeli, çok gerekli değil ancak bir gece sıkkınlığında size hoş bir vakit geçirtebilir bu film. Peki sadece sinema-severseniz , açıkça şunu söyleyeyim , ben nostalji severim eğer siz de benim gibiyseniz buyurun izleyin ama bünyeniz nostalji kaldırmıyorsa izlememeniz hem sizin hem bizim için faydalıdır. Şimdiden iyi seyirler diliyorum , hoşçakalın..



 





Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget