İnceleme: Beware The Batman S01E01 [Hunted]


Batman'le ilgili animasyon devrimizi 2 sene önce Batman: The Brave and The Bold ile kapatmıştık. Ağırlıklı olarak Gümüş çağ Batman'ini baz alsa da ciddiyetsiz bir seri olduğu için pek sevilmedi. Tabi içinde Chill of the Night, Mitefall, Legends of the Dark Mite, Joker: The Vile and the Villainous gibi harika bölümler de bulunmaktaydı ancak dizinin genel kalitesi, özellikle 90ların efsane dizisi Batman: The Animated Series'in yanına bile yaklaşamayacak kalitedeydi. 


Hepimizin bayılarak izlediği Young Justice ve Green Lantern: The Animated Series ikilisini yayından kaldıran Warner Bros.'a karşı öfkemiz gün geçtikçe artarken Teen Titans Go! diye bir saçmalık ve en az bomba imha ekipleri kadar şüpheyle yaklaştığımız Beware the Batman'i duyurdular. 



Beware the Batman'in ilk bölümü itibariyle verdiği en açık mesaj, dizi boyunca doğa üstü şeylere hazırlıklı olmamız gerektiği. Grant Morrison'ın efsane Batman&Robin serisinde yarattığı iki kötü karakter Mr. Toad ve Professor Pyg pilot bölümümüzün kötü adam kadrosunu oluşturuyor. Çizgi romandan bu ikiliye aşina olanlar için izlemesi oldukça keyifli karakterler. İkilinin arasındaki usta-çırak ilişkisini, Professor Pyg'in, Mr. Toad'a kötü adamlığın kurallarını öğretmesini severek izliyoruz. Bu ikilinin 26 bölümlük ilk sezon boyunca ana karakterlerden olacağını da hatırlatalım. Fakat Professor Pyg'in aslında insanların suratlarını kafasına göre kesip biçen bir manyak olduğunu hatırlayınca animasyondaki hayvan hakları koruyucusu kimliği pek inandırıcı gelmiyor ne yazık ki.




Animasyonun yapım tarzı birçok kişiye yabancı gelmiş olabilir. Bu yüzden animasyonu sevmeyen çok. Ancak 3D yapım animasyonlara alışılması biraz zaman alıyor. Aynı tarzda yapılmış yeni Teenage Mutant Ninja Turtles serisi de harika olmasına rağmen sırf yapım tarzı yüzünden izlemeyenlerin gazabına uğruyor. Aksiyon sahneleri 3D sistemiyle harika bir biçimde aktarılırken ne yazık ki kötü bir yönünü de görmezden gelemiyoruz: detaysızlık! Bu animasyon tarzı karakter odaklı olduğu için geri plandaki her şey karaktere oranla daha detaysız oluyor. Her ne kadar Gotham, Batman TAS hayranlarının bile inkar edemeyeceği derecede karanlık ve güzel olsa da Gotham sokaklarında yürüyen bir tane bile figüran görememek insanı üzüyor. Ama bu tarzın getirdiği faydaların yanında devede kulak kalıyor detaysızlık. En büyük faydası da az önce dediğim gibi aksiyon sahnelerinin kalitesi. Karambole değil, gerçekten belli bir düzene göre meydana geliyor dövüşler. 


Batman'in kafa yapısına alışması zaman alıyor, bunu itiraf edebilirim. Sıska bacakları ve dev gövdesiyle ilginç bir fiziğe sahip Kara Şövalye. Batman'in kostümü sivri ve yana açık kulaklar ile dar göz kısımlarına bakarak Bob Kane/Bill Finger dönemi kostümüne oldukça benzemekte. Burton ve Nolan'ın Batman kostümlerinin siyah renkleri de dahil edilmiş, hoş bir tasarım çıkmış ortaya. Ayrıca Batman'i seslendiren Anthony Ruivivar'ın da hiç kötü bir iş çıkarmadığını söyleyelim. Kim bilir, Kevin Conroy elini eteğini çekmeye başlamışken Ruivivar yeni umudumuz olabilir. 



Dizinin en radikal değişikliği de yılların eskitemediği İngiliz uşak Alfred Pennyworth'un eski bir MI6 ajanına dönüşümü ve gençleşip bodyguard konumunda bulunması. Ama bölüm ilerledikçe Bruce-Alfred dinamiğinin değişmediğini, Alfred'in hala o ailesini kaybeden çocuğu korumak için elinden geleni yaptığını görüyoruz. Çılgın, dövüşçü, eski ajan Alfred'i en son bu şekilde Batman: Earth One çizgi romanında görmüştük. Bazı fanlar bu Alfred yorumunu pek beğenmese de kendi açımdan konuşacak olursak çılgın Alfred konsepti her zaman ilgimi çekmiştir. Yoga yapan May teyze olur da silah çeken Alfie olmaz mı? Ancak ilk bölüm itibariyle öğrendiğimiz kadarıyla Alfred pek aramızda bulunmayacak. Kendisinin yerine önermiş olduğu Tatsu Yamashiro ise Batman'in zamanında kurduğu Outsiders ekibinin parçası Katana'nın ta kendisi! 


Gelelim dizinin en önemli noktasına: Dedektiflik! Kaç yıldır sadece adam pataklayarak, silahlarını kullanarak savaşan "Dünya'nın En İyi Dedektifi" lakaplı Kara Şövalye'nin gerçekten de dedektiflik yaptığını görüyoruz nihayet. Özellikle bölümün başındaki banka soyguncularıyla olan mücadelesinde resmen parlıyor. Umarız çizgisini hiç bozmadan yükselir.

Artılar:

+ Yıllarca her türlü incelenen bir karaktere gerçekten de temiz ve ferah bir başlangıç oluşturması.
+Bruce ve Alfred'in yeni ama o tanıdığımız eski ilişkileri (Alfred'in biraz daha sarkastik olmasını beklerim ama ileride)
+Yepyeni ve diziyi yeniden tanımlayan düşmanlar. 
+Bildiğimiz tarzda ilerlememesi. Robinlerden ses seda yokken işe Katana'yla başlanması.
+Oldukça güzel dizayn edilmiş animasyon sahneleri.
+Arka fon müziklerinin diziye harika oturması.

Eksiler:

-3D animasyona alışması biraz zaman almakta.
-Kötü karakterlerin motivasyonlarının ve hareketlerinin Batman TAS'ın "Eternal Youth" bölümünden bire bir alınması. Eternal Youth'u yeni izleyen biri olarak bu detayın göze inanılmaz derecede battığını söyleyebilirim.


Beware The Batman, uzun zamandır beklediğimiz Batman animasyonu olmaya aday. Serinin daha da derinleşeceğini ve sağlamlaştırılacağını düşünürsek yeni bir Batman TAS olmaması için hiçbir sebep yok.

BÖLÜM PUANI: 7.0

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget