İnceleme: Beware The Batman S01E03 [Tests]


Bu haftaki 3. bölümü itibariyle Beware the Batman hız kazanıyor! Serinin baş kötüsü Anarky ilk defa karşımıza çıkıyor! Her zamanki gibi bu noktadan sonra yarasalar uça uça spoiler dağıtıyor, DİKKAT!


2. bölümün sonunda Bruce'un "Testler başlasın" demesiyle bu bölüm adının hakkını vererek birçok testle dolu. Tabi en çok gözümüzün önünde olan test Tatsu'nundu. Bruce'un Tatsu'ya uyguladığı testler zorlu, belli bir amaca yönelik testler gibi. Batman, gerçekten de Katana'yı sidekick yapmaya bu kadar erken karar verir mi acaba? Bölüm boyunca Tatsu'nun Bruce'un Batman olduğunu çözebileceği noktaya oldukça yaklaştık. Olaya ne kadar erken girerlerse o kadar güzel olur. Tüm bunların yanı sıra Tatsu'ya ait yeşil yeşil parlayan bir kılıç da gördük. Kılıcın şekline bakarak bir Katana olmadığını söyleyebiliriz. Yani Tatsu da kendini arama macerasına girecekmiş gibi bir hava hakim şu an için.


Öte yandan kendilerini sanatçı olarak tanımlayan ve duvarlara "Çare Sarıgül" yazdıklarından emin olduğum iki adam da bölümün önemli karakterlerinden. Anarky gibi bir adamın neden böyle düşük seviyeli adamlarla, Bruce'un tanımlayışıyla "Salak ile Avanak" ile iş yaptığını anlamak biraz zor. Tabi amaç Batman'in dikkatini çekip en sonunda Anarky ile karşılaştımaksa gayet başarılı olduklarını söyleyebiliriz. 

Bölümün adı "Tests" olduğu için ortada sadece Tatsu'nun testi yok. Batman ve Anarky de kendi içlerinde teste tabi tutuyorlar birbirlerini. Anarky'nin sürekli tekrarladığı "Benim dengim bir rakipsin" lafından da Anarky'nin sınırlarını zorlama isteğini anlıyoruz. Ama ilginç bir şekilde Batman de "Ben de seni kendime denk bir rakip sanmıştım ama kostümlü delilerden birisiymişsin sadece" diyor. Yani? Ciddi ciddi Batman Joker'i mi istiyor? Tabi sonuçta Joker de kostümlü manyağın teki ama nihayetinde Batman'in dengi değil mi?


Bu konuşmalardan Batman'in klasik sorunu "Tüm bu pisliklerin ortaya çıkmasına sebep olan ben miyim?" noktasına gelebilir belki dizi ilerleyen bölümlerde ki bunun ortaya çıkması da güzel olur. Bir çok çizgi romanda bu konuya değinilse de benim aklıma direk Batman and the Mad Monk hikayesi geliyor. Tıpkı dizide olduğu gibi ilk yılını geçiren Batman ortaya çıkan zorlu düşmanından sonra o meşhur yarasanın camı kırıp odaya daldığı odada oturuyor ve "bu canavarların Gotham'a gelmesine ben mi sebep oluyorum? Onları benimle mücadele etmeye teşvik mi ediyorum?" tarzında sorularla kendi kendini bunalıma sokuyor. Anarky'nin "Benim dengimde biri olduğun için seninle savaşıyorum" temalı monologlarından sonucun bu noktaya varabileceğini anlayabiliriz.


Ancak Anarky'nin bu bölümde zayıf olması sezon boyunca ana kötümüz olarak hevesle beklememizi engelliyor. Bana kalırsa Anarky'nin en aşağı 10. bölüm civarında çıkarılması gerekirdi. Çıkana kadar da hikaye ağı daha geniş örülebilirdi. İlk bölümde gördüğümüz ARGUS davetiyesi, 2. bölümdeki ARGUS anahtarının üzerine daha birçok şey eklenip Anarky'nin büyük bir planına bağlanabilirdi. Tabi geç değil, Anarky bundan sonra daha hırslı bir karakter olarak dönecektir. Ama Anarky'nin kötülüğü biraz yanlış tanımlanıyor sanki. Anarky bölüm boyunca Kaos ve yıkımdan bahsetse de bunları Anarşi'ye bağlaması çok havada. Motivasyonu biraz yersiz kalıyor. Çünkü Anarşi'nin tanımı bölüm boyunca yıkım ve kaosla özdeşleştirilmiş. Anarky gibi bir karakteri işlerkn bunların farkını anlayabilmelerini beklerdim doğrusu. 


Bölüm belki geçen haftaki gibi ilginç bir senaryo işlemiyor ama diyalogların muhteşemliği, harika replikler ve hepsinden öte yepyeni ve çeşitli yarasa aletleri bölümün en güzel yanlarını oluşturuyor. Özellikle Batman'in tam "kapak" sözleri bölüm boyunca bayıldığım noktalardan birisiydi. Bölümün başında dükkana "No, I am Justice" diye girişinden tutun da bölüm boyu söylediği birçok söze kadar Batman tam anlamıyla ihtişamını gösteriyordu. Bölümün diğer güzel yanlarından birisi de Tatsu'nun karakter gelişimi açısından oldukça yapıcı bir bölümdü. Yani, Tatsu az daha Bat-Cave'i buluyordu. Alfred'in övdüğü kadar varmış.

Artılar:

+Bruce ve Alfred'in satranç sahnesi, daha doğrusu Bruce'un bu sahnede Asya'daki eğitimini hatırlaması. 
+Satrancın bölüme yayılması. Özellikle Anarky'nin "Sen siyah şahsın, ben beyaz şahım, hadi oynayalım" tarzı göndermeleri ve tıpkı satrançta beyazların başlaması gibi Batman'e hamle yapma fırsatlarını Beyaz şahın yanı Anarky'nin vermesi.
+Her bölümde olduğu gibi yine özenle hazırlanmış güzel diyaloglar/replikler.
+Anarky ve Batman'in bire bir dövüş sahnesi. CGI grafiklerinin artısını yine görüyoruz. Oldukça net yakalanmış hareketler daha da zevkli kılmakta.
+Tatsu'nun karakter gelişiminin çok iyi hazırlanması ve hızlı ilerlemesi.
+Ayrıca Tatsu'nun girdiği testler tam Batman'in damak zevkinde olması. 
+Binbir güvenlik önlemiyle girilen özel kütüphane. Dolayısıyla oldukça iyi gizlenen Bat-Cave. Bu arada, Bat-Cave'i daha hiç görmedik yanlış hatırlamıyorsam. Sanırım biz de Tatsu ile göreceğiz.
+Soğukkanlılığını ve Sarkastik espri anlayışını hiç kaybetmeden olaylara müdahil olan Alfred!
+Yepyeni aletler/oyuncaklar!

Eksiler:

-Yazı içinde de dediğim gibi Anarky'nin erken dahil olması.
-Anarky'nin anarşi anlayışının çok yüzeysel olması. Bu yüzden karakter 2 boyutluluktan zor kurtuluyor.

BÖLÜM PUANI: 7.7

3 bölüm itibariyle elimizde harika derecede işlenmiş bir Bruce Wayne/Batman karakteri var ve seri oldukça güzel yazılıyor. Eğer CGI yüzünden diziyi bırakanlardansanız, tekrar dönmenizi tavsiye ederim. CGI olayına alışmak için 2012'de başlayan Teenage Mutant Ninja Turtles serisini izleyebilirsiniz, pişman olmazsınız.

 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget