İnceleme: Arrow S02E04 - Crucible


Yönetmen: Eagle Eggilson

Senaryo: Andrew Kreisberg & Wendy Mericle

Oyuncular: Stephen Amell (Oliver Queen/Arrow), Katie Cassidy (Laurel Lance), David Ramsey (John Diggle), Willa Holland (Thea Queen), Emily Bett Rickards (Felicity Smoak), Susanna Thompson (Moira Queen), Caity Lotz (Black Canary), Colton Haynes (Roy Harper), Paul Blackthorne (Quentin Lance), Kevin Alejandro (Sebastian Blood), Summer Glau (Isabel Rochev), Clé Bennett (The Mayor)

Yayın Tarihi: 30 Ekim 2013

İzlenme (ABD):  2,37 Milyon


Bu noktadan sonrası bölüm ile ilgili spoiler içermektedir. Uzak durmanızı, şöyle bir göz atacaksanız nükleer sızıntı kostümünüzü giymenizi tavsiye ederiz.




Yeni bölüm çıkmışken eski bölümün incelemesini yapmak nasıl bir pişkinliğin eseriyse artık herkese gecikme için özürlerimi sunuyor ve son iki haftadır yoğun olduğum bahanesini atıp incelemeye geçiyorum.

Arrow 2. sezonuna başladığından beri hepimizin ortak görüşü, 2. sezonun ilk sezonu daha şimdiden ikiye katladığıydı. 4. bölüm olan Crucible da ilk sezon bölümlerinin birçoğundan daha güzel olsa da 2. sezon içinde değerlendirdiğimizde ne yazık ki ilk 3 bölüm kadar başarılı değil. 

Bu bölümü önemli kılan noktalardan birisi, Black Canary'nin Sara Lance olduğunu öğrenmemiz oldu -ki kim olduğunu ilk bölüm incelememizde söylemiştik zaten. Ters köşe olmayı beklerdim açıkçası. Yine de yazarların Black Canary'nin kim olduğu mevzunu uzatmamaları güzel oldu. Bu şekilde her şeyi tadında bırakmaları ikinci sezona ayrı bir tat getirdi. Bölümleri izlerken birçok şeyi takip ettiğinizi fark edebiliyorsunuz. 2. sezonun daha iyi olma sebeplerinden birisi de bu zaten.


Şimdi, ilerleyen bölümlerde Sara'nın kimliğine değinilip değinilmeyeceğini bilmiyoruz. Hatırlarsak geçen sene Laurel ve Sara'nın anneleri Dinah Lance, gelip aslında Sara'nın ölmediğini adalardan birinde bir fotoğrafı olduğunu söylemişti. Anne Lance'in ipuçları kendisini Sara'ya götürecek mi, bekleyip göreceğiz. Ama senaristler bu ilk sezonki olayı unutmamışlardır umarım. Bu bölümde ayrıca güzel olan şey, bölümün Sara'nın nasıl kurtulduğuna değil de Oliver'ın duygusal çöküntüsüne yoğunlaşmasıydı ve bölüme güzel bir artı kazandırdı. Sara'ya ne olduğunu ileride öğreniriz zaten. Oliver'ın, Queen's Gambit kazasından Sara'nın sağ çıktığını bilmesi ilginç bir şaşırtmaca oldu.

Bölümümüzün kötü karakteri The Mayor, gerçek adıyla Xavier Reed (Charles Xavier + Reed Richards?) ise Glades'in yükselen kötü adam potansiyelinin ilk aşaması. Silahlanmayı kontrol eden bir abimiz. Çöküntüye uğramış bölgede bunun gibi kişiler ileride daha da artacaktır. Bölümlük bir karakter olarak The Mayor görevini başarıyla yerine getirdi bu bölümde. Oliver ve Sara'nın silah deposuna yaptıkları baskın bölümün güzel yerlerinden biriydi. Ancak fikir güzel olsa da çekimler cidden kötüydü. Önceki bölümleri geçelim, önceki sezonda dahi bu kadar sırıtan dövüş kareografileri görmedik. Bu bölümün kötü yanlarından biri olduğunu düşünmekteyim.


Bölümdeki diğer iyi yanlar Isabel Rochev'in seriye biraz daha girmeye başlamış olması. Oliver'ın günlük yaşamında da düşmana ihtiyacı var. Bundan, önceki yazılarda bahsetmiştik. Özellikle Sebastian Blood bu rolde yer almayacağını bölüm sonunda gösterince Isabel Rochev'in bu yönde karakter gelişimi biraz daha önem kazanıyor.

Ve gelelim yazının başından beri bahsetmek istediklerimize, çizgi roman göndermelerine ve aslında ortalıkta neler döndüğünü açıklamaya.

Öncelikle Oliver'ın Amazo gemisindeki yan hücre arkadaşını hatırladık mı? Oliver'ın daha sonra Blood'a söylediği "Yaşamak zayıflara göre değildir" sözünü söyleyen kişi Anatoli Knyazev'dir. Daha bilinen ismiyle KGBeast. İlk sezonda hatırlarsak Ollie, bir slav ekibine gidip yardım istiyordu, hatta kim olduğunu açıklamalarını istediklerinde gizli parolalarını söylüyordu. İşte o organizasyonun adı Solntsevkaya Bratva (Evet, gugıla yazarak doğru yazabiliyorum). KGBeast ise bu organizasyonun lideri. Büyük ihtimalle gemide Ollie KGBeast'in hayatını kurtaracak ve buna karşılık organizasyonda Yüzbaşı (Captain) rütbesi alacak. İlk sezondaki o örgüt de böyle açıklanmış olacak. Ayrıca Oliver'ın nasıl Rusça öğrendiğini de öğrenmiş olacağız. 

Birçok Arrow karakteri gibi KGBeast de küçük çaplı Batman düşmanlarından biridir aslında. Çizgi roman dünyasına adımını attığı ilk sayılarda bugüne kadar 200 kadar kişiyi öldürmüş bir KGB ajanı olduğu söylenmekteydi. Bütün ölümcül silahlarda ustalaşmış bir katildir. Bakalım Oliver'la yeniden karşılaşmaları nasıl sonuçlanacak?


Silahların bulunduğu Camp Kirby mevzusunu hatırlayalım. Burada çok bir şey yok. Çizgi roman dehalarından birisi olan Jack Kirby'nin isminin verilmesi. Geçelim.

Laurel'i tutuklayan ve daha sonra da Sebastian Blood'a iş yapan Memur Dailey ise Green Arrow'un çok eski sayılarında Ollie'ye yardımcı olan bir dedektifin adıdır. Geçelim.

Gelelim bölümün büyük sürprizine. Sebastian Blood, nam-ı diğer Brother Blood! Karakterin bu dönüşümünü sevmeyenler var. Haklılar, doğrusu ben Sebastian Blood'ın en az bu sezon için sadece Oliver ile uğraşan bir düşman olmasını isterdim ancak bu sezonki birçok şey gibi bunu da geciktirmek istememiş yazarlar. Peki, Sebastian/Brother Blood kimdir?

Teen Titans takipçileri Blood'ı hatırlayacaklardır. Teen Titan üyesi Raven'ın babası şeytan Trigon'u tanıyanlarınız olacaktır. Tanımayanlar için ise Trigon'un bildiğimiz kudretli bir şeytan olduğunu söyleyelim. Brother Blood ise bu şeytan Trigon'a tapan zındık Church of Blood tarikatının lideridir. Ama lider dediğime bakmayın, Brother Blood bir miras ünvanıdır. Yani her yeni jenerasyonda tarikatın başına geçen kişiler Brother Blood ismini alır. Ama Brother Blood aynı nesildir her zaman. Her erkek çocuk, babası olan Brother Blood'ı öldürerek ünvanı kendine alır. Kendi nesillerinden ölümü bulmaları lanetleridir. Geoff Johns'un Teen Titans yazdığı dönemde 8. Brother Blood, mirasını oğluna bıraktı ve seri 9. Brother Blood ile devam etti. Geoff Johns'un bu sezon baş yazarlardan olduğunu düşünürsek yine aynı yolu izlemesi muhtemel. 

Peki, Mayor'a verdikleri ilaç neydi? Büyük ihtimal bu bölümde gördüğümüz Profesör Ivo'nun deney ilacı olması muhtemel. Fakat daha olası bir ihtimal daha var. Son günlerde DC'nin yaptığı duyuruları takip edenleriniz varsa pek bilinmeyen Hourman karakterleri için bir dizi yapacaklarını duyurdular. Hourman, 1 saatliğine insana büyülü güçler veren Miroclo isminde bir ilaç kullanır. Birçok üründen daha fazla bağımlılık yaptığını ve vücuda çok ciddi zararlar verdiğini düşünürsek The Mayor'ın ilacı aldıktan sonra kaldıramayıp ölmesini açıklayabiliriz. Profesör Ivo, hatırlarsanız eğer Sara'ya birlikte bir "mucize" yaratacaklarını söylemişti, yani ingilizcesiyle "miracle". Miroclo'yu diziye böyle sokma ihtimalini de açıkta tutalım. 


Son olarak Oliver ile Sebastian Blood'ın aralarındaki bir konuşmadan bahsedelim. "One man change the world" (Tek bir kişi Dünya'yı değiştirebilir) cümlesini söyleyen Oliver'dı. Elliot S! Maggin'in klasik Green Arrow hikayesini hatırlatıyor bu cümle: "What Can a Man Do?" (tek bir kişi ne yapabilir?). Bu hikayenin olayı ne peki? Bu hikayede Olliver, şehrin belediye başkanı olmak için kolları sıvamaya başlar! Dizi başladığından beri en çok merak ettiğim şey Oliver'ın belediye başkanı olup olmayacağıydı, zira bu rolle çok macera geçirmiştir Ollie. Önümüzdeki sezonlarda bunu görmemiz muhtemel. Sezon finalinde bu konuda hazırlıklı olalım derim.

Arrow, 4. bölümüyle de devam eden yükselişini sürdürmeye devam ediyor ve önceki bölümlerdeki temennimizi yineleyecek olursak, umarız bu çizgisini bozmaz.
 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget