En Saçma Şekilde Kötüye Dönüştürülen Kahramanlar (DC)

Çizgiromanlarda Kahramanın kötüye dönüşmesi popüler bir şekilde kullanılan bir konsepttir. Genellikle kahraman kendi isteği dışında kötüye dönüşür, buna beyin yıkama, hipnotizma gibi şeyler sebep olur fakat bazen yazarlar o kadar tuhaf ve saçma sapan yöntemler kullanır ki hikayeler mantık sınırlarını aşıp ağızda çok kötü tatlar bırakır. İşin kötü tarafı bu hikaye kahramanın karakterizasyonuna yansıdığı için kahramanın geçmişinde kara bir leke bırakır. Sonra bu kara lekeyi temizlemek apayrı bir sorunu oluşturur.  Şimdi kişisel olarak en saçma bulduğum iyiden kötüye dönüşen kahramanlara bir göz atalım. Yazıyı hem DC hemde Marvel kahramanları üzerine yapacaktım ama liste fazlasıyla uzun olduğu için iki şirketi ayrı ayrı ele almayı uygun gördüm.  Bu yazıda DC kahramanlarından bahsedeceğim, bir sonraki yazı Marvel kahramanları üzerine olacak. Son olarak Alternatif evren hikayelerini listeye almadım, zaten alternatif bir evren olduğu için burada karakterizasyon hatası yapılması çokta ana evrendeki karakteri etkilemez, bu yüzden ana evrenle ilgiliniyoruz ve baştan uyarayım yazıda bazı hikayelerden ayrıntılı şekilde bahsedeceği için spoiler içerir.  

Raven ve Bayatlayan Kötüye Dönüşme Hikayeleri



Raven'in kim olduğundan Genç Titanları tanıtım amaçlı hazırladığım yazılarda bahsetmiştim. Trigon gibi boyutlar arası bir iblisin kızı olduğundan yaratılış amacının böyle bir hikaye potansiyeli barındırdığı belliydi ve ilk sefer kötüye dönüştüğü hikaye  gerçektende oldukça iyi bir hikayeydi ama çizgi roman yazarları evirip çevirip benzer senaryoları kullanmayı çok sevdiğinden herkes kendi kafasına göre bir kötüye dönüşen Raven hikayesi yazmaya hevesleniyor, sonuç olarakta bu iyice kabak tadı vermeye başladı. Yazarlar artık şu kızı bir rahat bırakıp daha orjinal fikirler üretmeye çalışın. Sıralamamızın ilk karakteri Raven, ilk iki seferde iyiydi ama üç, dört ve beşte sıkmaya başladı. Hafif bir girişten sonra daha ciddilere girelim.

Hawk'ın Monarch oluşu


Steve Ditko tarafından 1968 yılında yaratılan  Hawk ve Dove, DC'nin pekte bilinmeyen C sınıfı kahramanlarındandır, eğer Justice League Unlimited animasyon dizisini izlediyseniz bir bölümde yer almışlardı oradan hatırlayabilirsiniz.  Mistik bir varlığın verdiği güçler sayesinde zıt kişilikli Hank Hall ve Don Hall adlı kardeşler savaşı ve barışı simgeleyen Hawk(Şahin) ve Dove(Güvercin) kimliklerini alarak kısa serilerde ve diğer kahramanların serilerinde boy göstermişlerdi. 85 yılındaki Crisis adlı büyük event'ta Don ölünce kardeşide emekliye ayrılır ve Hawk ve Dove uzun bir süre ortalıkta görünmez. Seksenlerin sonunda karakterleri çok seven yazar Karl Kesel, kendisi gibi yazar olan karısı Barbara Kesel ile bu sefer Dove'un gücünü bir kadın karaktere vererek ikiliyi geri getirmeyi teklif eder. Dawn Granger adlı genç bir kadının Dove kostümünü devralmasıyla başlayan yeni seri süpriz bir şekilde ufak çapta bir başarı yakalayıp en uzun serisine ulaşır tâki Armageddon 2001'e kadar. Doksanlı yıllarda DC crossover eventları genelde özel bir sayıda başlayıp, dönemin yıllık sayılarında devam eder ve ikinci özel sayıda sona ererdi. 91 yılındaki eventta; uzak bir gelecekte (aslında o kadarda uzak değil 2001 yılında) dünya Monarch adlı bir despotun konrolü altına girmiş ve tüm kahramanlar onun tarafından öldürülmüştür. Monarch hakkında tek bilinen şey ise eskiden bir kahraman olduğuymuş. Monarch tarafından zaman yolculuğu deneylerinde kullanılan Matthew Rider dönüşüm geçirip Waverider adlı bir zaman yolcusuna dönüşerek geçmişe gider ve hangi kahramanın Monarch'a dönüştüğünü bulmaya çalışır. Waverider her kahramanın yıllık sayısına konuk olarak özel zaman gücüyle kahramanların olası geçmişlerini gözlemeye başlar. Bu yolculuk boyunca tüm ip uçları bu kahramanın Captain Atom olduğunu işaret ederken, Armageddon 2001'in özel sayısında bu kahramanın Hawk olduğu ortaya çıkar ve sonrasında büyük bir tartışmaya yol açar. Bulguların başkasını gösterip gerçek suçlunun başkası çıkması gizem öykülerinde bolca kullanılan bir şeydi fakat burada arıza bambaşka bir yerden. Orjinalinde Monarch'ın gerçektende Captain Atom çıkması planlanıyordu fakat bu plan, sayı çıkmadan önce dışarıya sızınca DC editörleri ağır bir hataya imza attılar Monarch'ın kimliğini değiştirirler. İşin vahim yanı o hikayede herkes Monarch olabilirdi ama bir kişi olamazdı ve o kahramanda Hawk'tı. Çünkü Waverider'ın kahramanların geleceğine baktığı yıllık sayılarında sadece Hawk ve Dove, Monarch'a karşı savaşırken gösterilmişti ve Hawk bu savaşta bizzat Monarch tarafından öldürülüyordu. Yani bunun anlamı Hawk kendi kendini öldürmüş oluyor, peki DC özel sayıda buna anlamlı bir açıklama getiriyor mu derseniz, mâlesef hayır. Event'ın son sayısında Monarch aniden geçmişe dönüp Dove'u kaçırır ve Hawk'ın gözleri  önünde onu öldürür. Sinirlenen Hawk, Monarch'ı öldürür ve başlığın çıkardığında kendi yüzünü görür, ölmek üzere olan Monarch kendi kendini yaratmayı başardığını söyler ki bunun nasıl bir zaman paradoksu olduğundan hiç bihsetmeyim. 



Neyse aslında gerisini anlatmaya gerek yok, Hawk çıldırdı ve Monarch'a dönüştü, iyi bir gizem öyküsü olacakken sağ gösterip sol vurmayı amaçlayan editörler yüzünden aptal bir zaman paradoksuna dönüştürülmeye çalışıldı. Süpriz olmayacak bir şekilde bu aptal değişim okuyucuları hiçte tatmin etmedi ve devamına hiç kimse ilgi göstermedi, böylece Armageddon 2001 DC tarihinde kara bir leke olarak kaldı. Tabii bu hikayeden sonra Hawk ve Dove serisinin devam etme şansı kalmamıştı, serinin yazarı Karl Kesel tüm bu fiyaskoyu şu şekilde özetler: "Hawk ve Dove bir aşk hikayesiydi, sonra bir gün Hawk çıldırdı ve Dove'u öldürdü".

Captain Atom'un Monarch oluşu



Evet yanlış okumadınız Hawk-Monarch fiyaskosundan sonra DC hatasını telafi etmeye çalıştı ve orjinal Captain Atom-Monarch fikrine geri dönmeye çalıştı fakat hikayenin havası kaçtığından kimse buna ilgi göstermedi. Hawk, Extant adında üçüncü sınıf bir kötüye dönüşüp (Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum, okumadım ama şahsen merakta etmiyorum) kötüye dönüşen bir başka kahramanın emrine girer (ona da sıra gelecek), sonrasında da ölür (o hikayede mi ölmüştü hatırlamıyorum artık ne kadar gereksiz olduğunu anlayın) çok sonra blackest night(en karanlık gece) hikayesinde Hank Hall geri döner (itiraf etmeliyim ki o hikayede kardeşi Don Hall'ın siyah fener yüzüğünü reddetmesi ve sadece yeniden dirilen Dove Dawn Granger'ın  yüzüğe karşı bir gücü olması oldukça ilgi çekiciydi). Atom'un Monarch oluşuna gelirsek, önce Extreme Justice adlı  pekte ilgi çekmeyen bir Justice League spin-off'unda sahte Captain Atom  kılığında ortaya çıkmış (bunu da okumadım ve düşünmüyorumda, Monarch'ın artık kimsenin ilgisini çekmediği ortada) ama seri başarısız olduğundan yayın durdurulmuş hemde bu sahte Monarch-Atom'un kim olduğunu tam olarak açığa kavuşturmadan. Sanradan bu Monarch olayı nasıl olduysa unutulmadı, burda DC ve Marvel arasındaki bir farktan bahsedeyim. Marvel bir hata yaptımı genelde unutturup üzerini örtmeye çalışır, DC'de ise yapılan hata üstünden uzun bir süre geçsede telafi edilmeye çalışılır ve genelde hatayı düzeltmek için yapılan hikaye daha beter sorunlar yaratır. Bu yüzden DC birkaç yılda bir evrenine sıfırlama yapıyor (bu yüzden Marvel'dan pek sıfırlama beklemeyin yapılan hatalar unutulup gidiyor bu kadar basit). Her neyse Captain Atom, Superman-Batman Halk Düşmanları öyküsünde dünyaya  yaklaşan meteoru durdurmak için şu harika yarı Superman yarı Batman robotuna binmiş (eğer bunun animasyon filmini izlediyseniz Batman robotu kullanıyordu) ve kendini feda ederek radyasyonu durdurmuştu. Ama o hikayede Captain Atom aslında ölmüyor Wildstorm evrenine gidiyor (orada geçirdiği zamanın hikayesini okumadım ama oldukça iyi olduğunu duydum) tekrar DC evrenine dönüşü ise Battle for Bludhaven hikayesinde oluyor ama bu pekte iyi bir hikaye değil ve anlatmak bayağı uzun sürer ama her nasılsa o hikayede Monarch zırhına bürünmüş bir şekilde bulunur. Ama olaylar tam olarak orada çözülmüyor, Monarch-Atom esk düşmanı Major Force'u öldürüp kendinide patlattıktan sonra soluğu Countdown to Final Crisis hikayesindeki bir paralel evrende alır. Bu sefer tamamen kötü olan Monarch paralel evrenlerden kahramanları toplayıp battle royal tarzı savaşlara soktuktan sonra sağ kalanlarla başka bir paralel evreni işgal etmeye çalışırken o evrene gelmiş ve kötüye dönüşmüş başka bir süperkahraman (bundan da bahsedeceğim) ile savaşıp ölür (yazarken bile tuhaf geldi sizlerin de anlamasını umut ediyorum). Nalet olsun Monarch'ın kaderi kendisi gibi saçma sapan kötüye dönüşen kahramanlar tarafından ölmekmiş hep, neyse evren sıfırlandı umarım yeni 52 evreninde Monarch görmeyiz.   

Maxwell Lord Karmaşası



Listenin bu seferki ismi biraz daha farklı bir kişi oluyor, Maxwell Lord seksenlerin ortalarında yaratılmış bir iş adamıdır. En büyük özelliği o dönem daha mizahi bir dilde yazılan Justice League International adlı ekibi bir araya getiren kişi olmasıdır. Ekibin bir nevi finansörü ve halkla ilişkiler sorumlusu olan Lord, süperkahramanlar arasında bir yan karakter görevi gördü. Sonrasında Invasion! adlı hikayede telepatik güçler kazandırıldı, doksanlarda ise kısa süreli  ufak tefek dergilerde arada bir göründü. Neredeyse DC evreninden tamamen silinmişken 2000'li yıllarda farklı bir yönde kullanıldı. Uzun zaman Lord'un yakın dostlarından biri olmuş olan Blue Beetle Ted Kord, süperkahramanlara karşı sistematik bir komplo hazırlandığını keşfeder. Hikayenin sonunda Kord komployu kimin hazırlandığını bulur yıllardır Justice League'i destekleyen Maxwell Lord. Aslında normal şartlarda iyi bir twist olabilirdi ama ortada bazı uyuşmayan şeyler var, Lord'un birlikle olan eski bağlantısı aslında etkisizleştirmek içinmiş gibi bir retcon'a dayandırılıyor fakat Lord o dönemler gerçektende birliği önemsiyordu ve daha ilginç bir açıklamada ise Lord'un motivasyonunu süpergüçlü insanların normal insanlar üzerindeki hakimiyetini kaldırmak olarak gösteriyorlar ama bu durumda kendisi zaten telepatik güçlere sahip olduğundan tamamen çelişkiye düşmüş bir duruma sokuluyor. İşin daha beteri ise devamlılık hatasıda var, bahsettiğim ara ara göründüğü kısa ömürlü yayınlarda bir androide dönüşmüştü, bu durum tamamen görmezden gelinerek bu hikaye yazılmış oldu. Her neyse Blue Beetle ölmeden önce Lord'un Şahmat örgütünün lideri konumuna yükseldiğini ve Batman'in süperkahramanlar kötüye dönerse diye hazırladığı Brother adlı uyduyu çalar ve OMAC projesini hayata geçirmeye çalışır. Kısmende başarılı olur, uzun yıllar boyunca kahramanların yanındayken sürekli aslında Superman'i telepatik güçleriyle ele hükmü altına almaya çalıştığı şeklinde bir retcon yapılır. Sonunda Superman'e hayali olaylar göstererek sanki  sürekli Lois'i Brainiac ve Darkseid gibi düşmanlarının tehditinde sanmasına sebep olur. Superman'de Darkseid,Brainiac olarak gördüğü şekillere saldırır ama aslında saldırdığı kişi Batman çıkar. Bunun üzerine yapılan zihin taramasında Superman'e bunları yapanın Maxwell Lord olduğunu tespit ederler. Wonder Woman, Maxwell Lord'u yakalamaya gider fakat Lord'un yanında tamamen kontrolü altına girmiş Superman vardır. Tüm gücüyle saldıran Superman'i durdurmak için tek yol olduğunu gören Wonder Woman, Maxwell Lord'u boynunu kırarak öldürür. Böylece Lord bir oldu bittiye getirilip kötü oldu ve öldürüldü fakat sonrasında oluşan esas hikayeyi göz önüne aldığımızda küçük bir piyonluktan başka bir görevi yoktu, keşke daha iyi bir şekilde ele alınsaydı. Peki tüm bu karmaşaya nasıl bir açıklama getirildi  dersiniz, onun cevabı listedeki bir sonraki kişide.


Superman-Prime ve Retcon Yumruğu




Listede alternatif evrenin Superman'i olmayacak dedim ama Superman ne yaptı etti yinede kendini listeye sokmayı başardı çünkü bu alternatif evren Superman'i olsada ana evrenede bulaşmayı başardı Superman-Prime. Gelelim hadisenin nasıl geliştiğine; Superboy-Prime, 85 öncesinde  yaratılmış earth-prime adlı evrenin superboy'udur. O zamanki paralel evrenlerde earh-prime teknik olarak bizim dünyamız oluyordu, yani şu an üzerinde yaşadığımız dünya ve bu dünyada tüm DC kahramanları birer çizgiromandan ibaret, Superboy-prime ise bu evrende Clark Kent adında bir çizgiroman fanı. Bir gün Superman bu evrene gelir ve bu çocukla tanışır ve süpriz bir şey ortaya çıkar bun Clark Kent adlı çocukta Superman'in güçlerine sahiptir. Bu Superboy'un ortaya çıkışından kısa süre sonra Crisis hikayesi ortaya çıktı ve earth-prime'ın olduğu evren Anti-Monitör tarafından yok edildi, yani teknik olarak bizim evrenimiz yok edilmiş oluyor (Aa hiç haberlerde okumadınız mı ?). Biliyorum biraz karışık bir şey, bir tür dördüncü duvar analogu gibi bir vazfe görüyordu Earth-prime, umarım açıklayabilmişimdir.  Neyse Superboy-prime bu yıkımdan kurtulur Anti-monitör ile yapılan savaşa katılıp kalan son evren kurtarılır. Fakat birleştirilen tek evrende bir yeri olmayan Superboy-Prime kendisi gibi evrensiz kalan dört kişi ile birlikte bir tür paket boyutta yaşamaya gider. Tatmin edici bir sondu tâki yıllar sonra bir devam hikayesi yazılana kadar. Öncelikle Infinite Crisis(Sonsuz Kriz) harika bir öykü bunu baştan belirteyim, umarım günün birinde el atabiliriz. Hikayedeki önemli bir nokta Superboy-prime'ın kötüye dönüşmesi ve teoride işe yarar bir fikir çünkü uğurlarına her şeyi feda ettikleri evrende bir sürü kötü şeyler oluyor ve kahramanlar yollarını sapıtmaya başlamıştı ama uygulama malesef iç açıcı değil. Karanlık ve trajik bir kötü adam olacağına, aşırı güçlü ve sürekli kahramanların doğru düzgün insanlar olmadığı üzerine yakınan bir psikopat olarak yansıtıldı. Neyseki ortağı çok daha ilgi çekici bir kötü adamdı ama spoiler olmasın diye ondan bahsetmiyorum. Bu hikayeden sonra Sinestro Birliği savaşında yer aldı, bu hikayede oldukça iyi bir hikaye Geoff Johns karakteri kötüleştiren kişi olsada yine efektif bir şekilde kullanmayı bir tek o başarıyordu ama başkaları için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Countdown to Final Crisis adlı berbat hikayede bir tür yasal sorunlardan dolayı olgunlaştırılıp Superman-prime adını aldı ve tam bir psikopata dönüp katliamlar yapmaya başladı ve bir alternatif evrende Monarch (Captain Atom versiyonu) ile karşılaşıp dövüştüler ve tüm evreni yok ettiler. Neyse Countdown zaten fazlasıyla karmaşık ve kötü bir hikaye bu yüzden ondan bahsetmeyim hiç, işin özü Superboy-prime'ın kötüye dönüşmesi iyi bir fikir olarak başladı fakat yanlış uygulamalarla kötü bir sonuç elde edildi.   Gerçeklik yumruğu olayıda, tek evrende yaşananları izledikleri gerçeklik duvarını yumruklamasından ortaya çıkmış bir durumdu. Ben buna Retcon yumruğu adını taktım, bu yumruktan sonra oluşan karmaşalar DC evrenindeki bazı olayların değişmesine sebep oldu. Sonrasında oluşan tüm devamlılık sorunları bu yumruklamaya bağlandı. Bunu Grant Morrison bile bir ropörtajında " Bu gerçekliği yumruklama olayı hepimizi kurtaran şey oldu, yaptığımız her devamlılık hatasını bu olaya bağladık, iyide bu olay geçmişte böyle oldu diyenlere hayır artık öyle olmadı çünkü Superboy-prime gerçeklik duvarını yumrukladığı için her şey değişti açıklamasını kullanma şansımız oldu." şeklinde anlatmıştı. İşin komik tarafı Marvel bu fikirle iyi kafa bulduysa da kendiside benzer bir şeyi kullanmaktan hiç çekinmedi Age of Ultron(Ultron Çağı) hikayesinde Wolverine'e zamanı kırdırttı. Gülme komşuna gelir başına derler, sonuç olarak Superboy-prime'ın kötü olduğunda kişiliğinin daha iyi bir şekilde ele alınmasını dilerdim .    

Mary Marvel 



Yine iyi fikrin kötü şekilde ele alınmasıyla devam edelim. Mary Marvel, Captain Marvel'ın kız kardeşidir ve onada büyücü Shazam tarafından aynı süper güçler verilmiştir. Grant Morrison Final Crisis hikayesini yazarken Mary Marvel'ı kötüye dönüştüreceğini belirtmişti fakat Mary kendi isteği dışında kötü bir gücün etkisiyle kötü olacaktı. Ama diğer yazarlar bu fikri Countdown hikayesinde de kullanmak isteyince sıkıntı başladı. Countdown'ın başlarında güçlerini kaybetmiş olan Mary (bu öncesinde geçiyor biraz uzun bir hikaye ama o kadarda önemli değil güçlerini kaybettiğini bilin yeter) eski düşmanı Black Adam'a yeniden güçlerini elde etmek için yalvarır ve Adam'da ona kendi güçlerinin bir kısmını verir fakat bu güçler Mary'i daha da agresif bir karakter haline getirir ve bir takım saçma sapan olaylar sonucunda Eclipso'nun kontrolüne girer ve Darkseid'in kölesi olması için Apokolips'e götürülür. Fakat burada kendisine gelir Apokolips'ten kaçar ve sorunun güçlerinde olduğunu görerek Eclipso ile dövüşürken tüm gücünü harcayarak hem Eclipso hemde kötü etkiden kurtulur. Sonra yunan tanrılarına ve amazonlara yardım ederek yeniden eski iyi güçlerine tekrar kavuşma hakkı elde eder. Buraya kadar herhangi bir sorun yok şimdi sorunun başladığı yere gelelim Mary amazonların adasından evine döndüğünde birde ne görsün Darkseid koltuğa oturmuş onu bekliyor. 



Darkseid'in birinin evine girip koltuğa oturup beklemesinden o hikayenin ne kadar kötü olduğunu çıkarın artık, ayrıca üç tane kötüye dönüşmüş kahramanı içererek bir rekor kırmış oluyor. Sonrasında konuşarak Mary'e kötülüğün ne kadar harika bir his olduğunu anlatır ve daha birkaç sayı önce dersini almış olduğunu zannettiğimiz Mary Marvel onun bu sözlerine inanarak yeniden kötüye dönüşür. Grant Morrison Final Crisis'i yazarken Countdown'ı tamamen inkar etsede bunun verdiği kötü tadı unutmak mümkün değil ve hikayedeki berbat Mary Marvel kostümü hiçte yardımcı olmuyor:


Mary Marvel,  kostümüne mi ağlayım yoksa Darkseid'i birinin evinde koltuğa oturmuşken görüşüme mi ağlayım bilemiyorum (aslında daha öncede görmüştümde bu başka bir yazının konusu olsun).  Şimdi DC içinde en fazla tartışma yaratan iki kişiye geçelim, onları sona sakladım.         


Hal Jordan ve uzaylı böcek Parallax    



 Hal Jordan'ın Parallax'a dönüşme hikayesini herkes duymuştur herhalde ama ayrıntısı ne kadar anlatıldı bilmiyorum bu yüzden ben dilim döndüğünce anltmay çalışayım. Yeşil Fener teması birçok potansiyel barındırmsına rağmen malesef uzun yıllar etkili bir şekilde kullanılamadı, yüzüğü farklı karakterlere kullandırma nedenlerinden biride budur. Doksanlarda da Yeşil Fener yine yeterince ilgi görmeyen bir yayındı ve kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yazarlar büyük ölçüde sorunu sıkıcı bir karakter olarak gördükleri Hal Jordan'da görüyorlardı ve gepgeniş Yeşil Fener birliğini efektif bir şekilde kullanamıyorlardı. Superman'in ölümü ve dönüşü hikayesi sırasında Hal'ı şehri Coast City Mongul ve Cyborg Superman tarafından yerlebir edildi. Bu acaba karaktere daha fazla derinlik katmak için yapılsada sonradan bu fikirden vazgeçilip Hal'dan tamamen kurtulma fikri uygulanmaya başlandı hemde yanında Yeşil Fener birliğinide götürerek. Hal önce yüzüğüyle şehrin bir görüntüsünü yaratır fakat yüzüğün enerjisi bitince şehir ortadan kaybolur bunun üzerine daha fazla enerjiye ihtiyacı olduğunu anlar fakat yüzüğü kendi çıkarları için kullandığından kurallara aykırı davranmıştır bunun üzerine Hal iyice kafayı sıyırıp merkez bataryanın tüm gücünü almaya kafayı takar ve Oa'ya doğru yola çıkar. Emerald Twilight adlı bu öyküde Hal kendisini durdurmak için önüne çıkan her yeşil feneri yenip yüzüğünü çalar ve onları uzay boşluğunda ölüme terk eder. Oa'ya muhafızların karşısına çıktığında bir süprizle karşılaşır, muhafızlarda ona karşı son kozlarını oynayıp Sinestro'ya yeşil fener yüzüğü vererek Hal'ın karşısına çıkarırlar. Dövüşü Hal kazanıp Sinestro'yu boynunu kırarak öldürür, cidden boyun kırmak DC kahramanlarının öldürme yöntemi gibi bir şey herhalde WW, Maxwell Lord'un boynunu kırdı, Superman man of steel filminde Zod'un boynunu kırdı. Sloganda belli "DC comic: boyun kırmak bizim işimiz". Neyse Hal, Sinestro'yu öldürdükten sonra birde üstüne Kilowog'u öldürdü (yok onunda boynunu kırmadı, onunkini kırmak kolay olmazdı), sonra merkez bataryasına girip bütün enerjiyi kendine çekti. Muhafızlardan Ganthet son bir yüzüğü kurtarıp dünyada önüne gelen ilk kişiye yani Kyle Rayner'a iletir. Bu arada Hal'ın işi daha bitmemiştir, artık Parallax adıyla anılırken güçleriyle bütün gerçekliği değiştirerek yeni bir evren başlatmaya çalışırken (Zero Hour hikayesi oluyor ve Monarch Hawk ona yardım ediyor bu hikayede) kahramanlar tarafından durdurulur. Kyle, ilginç kişiliğiyle Yeşil Fener yayınına ilgiyi arttırdıysada fanlar hâlâ Hal Jordan'a yapılanları unutmamıştır, bu yüzden DC, Final Night adlı bir crossover hikayesi yayınlar ve bu hikayede kendini feda ederek güneş yiyiciyi yok eder. Sonrasında intikam meleği Spectre'nin yeni vücudu olarak seçilir ve bu şekilde kahramanlığa devam eder.2005 yılına gelindiğindeyse Yeşil Fener yayını yeniden durdurulmanın eşiğine gelmiştir, Geoff Johns serinin başına geçer ve seriyi yeniden yapılandırır, retcon yumruklarını çalıştırarak. Rebirth(Yeniden doğuş) hikayesinde Hal Jodan'ın Paralax hikayesini şu şekilde retconlar. Paralax aslında korkunun şekil bulduğu böcek şeklinde bir güç varlığıymış, yeşil fenerlerin güçleri iradelerinden geldiğinden korku iradenin en büyük düşmanıymuş bu yüzden seneler önce korku varlığı Paralax yeşil fenerlerin merkez bataryasına hapsedilmiş, onun saflığı bozan etkisi ayrıca yeşil fener yüzüklerinin sarı renge olan zayıflığınında nedeniymiş. Hal, Coast City'i kaybedince korkunun etkisine girmiş ve Paralax'ın hakimiyeti altına alınmış. Rebith'te Parallax yeniden ortaya çıkıp yeniden Hal'ı etkisi altına almaya çalışır fakat başaramayınca Ganthet'i ele geçirir (bu arada Sinestro'da yeniden canlanır) ve yeniden yüzüğüne kavuşan Hal Jordan ve diğer dünyalı fenerlerle sevaşıp yenilir ve herkes de bu öyküyü kabul edip Hal'ı bağrına basar (itiraf etmeliki Johns Hal'ın öldürdüğü zannedilen fenerleride geri getirerek affettirir, tabii sonra hikayelerinde hemen hemen hepsini öldürür o ayrı konu). Yani sonuç olarak her şeyin nedeni dev bir uzaylı böcekmiş... bana tamamen mantıklı geldi.


Cassandra Cain-Katil Batgirl Skandalı



Ve DC'de en fazla tepki gören kahramandan kötüye dönen kişiye  geldik. Hal Jordan zaten geçmişte pekte enteresan değildi kötüye dönüşmesi çokta tepki görmedi ama Cassandra Cain'in kötüye dönmesi başlı başına bir olay oldu. Cassandra Cain, suikastçiler birliğinin liderlerinden olan David Cain ve  ölümcül dövüş yeteneklerine sahip Lady Shiva'nın kızıdır. Babası tarafından sadece vücut diliyle konuşabilen bir ölüm makinesine dönüştürülen Cassandra Cain, ilk cinayeti sırasında kurbanının vücut dilinden ne kadar çok acı çektiğini anlar ve öldürmemeye yemin eder. No man's Land hikayesinde Komiser Gordon'u kurtaran Cassandra, yetenekleriyle Batman'in ilgisini çeker ve kaos içindeki şehri kurtarmak için Barbara Gordon'un Joker tarafından vuruluşundan beri boş olan Batgirl üniformasını taşımaya başlar.  Batgirl yayını uzun bir süreçten sonra yeniden yapılanmak için durdurulur, o sırada DC serileri Infinite Crisis'ten sonra bir yıl sonra adıyla yayına başlar. Robin'in bir yıl sonra yayınında bir cinayet öyküsü başlar, Tim Drake bir cinayet kumpasının içine düşmüştür  ve  tüm izler bunu yapan olarak Cassandra Cain'i göstermektedir, herkes bunun bir aldatmaca olduğunu düşünürken katil gerçektende Cassandra çıkar hemde suikastçiler biliğinin başındaki kişi olmuştur. 



Nedeni hakkında ise kimse hiçbir açıklama yapmamıştır, bu saçmalık elbetteki fanların büyük tepkisini çekti ve en sonunda retcon yumrukları çalıştırılarak Cassandra'nın babası ve Deathstroke'un karıştığı bir tür hipnotizma olayı işe karıştırıldı ama karaktere verilen zararı pekte karşıladığı söylenemez sonrasında zaten Batgirl kostümünü Stephanie  Brown'a geçti. Bu hikayeye imza atan Adam Beechen bile Cassandra hakkında pek bir şey bilmediğini, editör emriyle bu yönde hikayeyi yaptıklarını itiraf etti. Aslında bu olayların neredeyse tamamı editör yönlendirmesi yüzünden oluyor, yani editörler aslında böyle saçmalıkların olmaması için çalışmalı tam tersine gölge yazarlık yapmamalı. Bir sonraki yazıda Marvel tarafındaki saçma sapan şekilde kötüye dönüşen kahramanları ele alacağım, görüşmek üzere.                  
              
 

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget