İnceleme: DC's Legends of Tomorrow S01E01 - The Pilot, Part 1


Yönetmen: Glen Winter

Senaryo: Andrew Kreisberg & Greg Berlanti & Mark Guggenheim & Phil Klemmer

Oyuncular: Victor Garber (Dr. Martin Stein), Arthur Darvill (Rip Hunter), Caity Lotz (White Canary), Franz Drameh (Jefferson Jackson), Falk Hentschel (Carter Hall), Dominic Purcell (Mick Rory), Wentworth Miller (Leonard Snart), Brandon Routh (Ray Palmer)

Yayın Tarihi: 21 Ocak 2016

Bu noktadan sonrası bölüm ile ilgili spoiler içermektedir. Uzak durmanızı, şöyle bir göz atacaksanız spoiler gizleyen gelecek teknolojili, şöyle 2166 civarından gelme gözlüklerinizi takmanızı ve kazara spoiler okursanız geçmişe gidip kendinizi engellemeniz için zaman makinenizi hazır bulundurmanızı tavsiye ederiz



Herkese merhabalar, TÇÇT'nin uzun süreli takipçileri bilir fakat yeni takipçilerimiz haberdar olmayabilir, TÇÇT'de bir müddet Arrow, Flash, Agents of SHIELD, Gotham ve hatta Constantine bile bölüm bölüm incelemeye tabi tutuldu. Kimisi birkaç bölüm incelendi, kimisi tüm sezon boyunca inceleme altına alındı. Fakat kişisel yoğunluğum (Enygma ben bu arada ^^) dolayısıyla devam etmediler. Eminiz takipçilerimizin sevdiği bir köşeydi fakat tam olarak 24 Ekim 2014 tarihinden beri herhangi bir dizinin incelemesini yapmadık(-dım). Peki, ne oldu şimdi? Efendim DC's Legends of Tomorrow dizisi öyle bir başladı, öyle güzel fırladı ki bölümü izledikten sonra bölümün tam tadını almanız için bu incelemenin yazılması şart oldu. 

Uzatmayalım...

Öncelikle belirtelim CW kanalı bu dizi için ciddi bir bütçe ayırdı. İlk bölümü izleyince zaten ne kadar para döküldüğünü ve dizinin film kalitesinde çekildiğini görebiliyorsunuz. Her ne kadar bazı yerlerde yine de sırıtan birkaç efekt olsa da bir TV dizisinden görülmeyecek kadar cüretkar bir harcama görebiliyoruz. Tüm bölümü efektlerle donatmak gerçekten masraflı, Doctor Who'nun 50. yıl bölümünü izleyenler hatırlayacaktır o bölümü, işte o bölüm bile Doctor Who bütçesini sağlam miktarda harcamıştı. Dolayısıyla bu harcama dolayısıyla 16 bölümlük bu sezonda görsele doyabileceğimizi söyleyebiliriz ama şunu da unutmayalım beklenen reytingler yakalanmazsa Arrow ve Flash'ın aksine ipi hiç acımadan çekilecek bir dizi olacak Legends of Tomorrow.


Bölümdeki easter eggler ve göndermelere geçmeden önce birkaç şeyden daha bahsedelim. Dizide bir zaman yolcusu olan Rip Hunter'ı canlandıran Arthur Darvill, DC televizyon evrenindeki 3. Doctor Who oyuncusu. Daha önce John Barrowman (Malcolm Merlyn) ve Alex Kingston (Dinah Lance) Arrow'da bolca gözükmüşlerdi. Yani Darvill de stajını Doctor Who'da yapıp resmi zaman yolcusu ünvanına kavuştu.

Neler vardı bu bölümde?

2166: Dizinin asıl tarihi 22. yüzyıl. Neden bu tarih önemli? Çünkü Flash dizisini izleyenlerin çok yakından tanıdığı Reverse-Flash bu yüzyıldan gelmekte. Üstelik alakasız bir tarihten değil, Rip Hunter'ın olduğu bir zamandan gelmişti. Nereden biliyoruz? Flash'ın 1. sezon finalinde Reverse-Flash'ı kendi zamanına göndermek için getirilen zaman makinesini Harrison Wells gördüğünde "Rip Hunter buna bayılırdı. Bunların ilkini o icat etti. İnanılmaz bir adam." demişti. Evet, o minik yuvarlark küre şeklindeki zaman makineleri Rip Hunter'la özdeşleşmiş makinelerdendi. Dolayısıyla Eobard Thawne'ın Rip Hunter'ı tanıyor olması oldukça olası.


Rip Hunter: Efendim bu adam ile ilgili bilmemiz gereken en önemli şeylerden bir tanesi, bu arkadaş Booster Gold'un oğludur. Zamanda bolca zaman geçirip (ehe kelime esprisi) olası korkunç olayları kimseye çaktırmadan engellemeye çalışır. Aynı zamanda Booster Gold'un da ünlü bir kahraman olmasını engellemeye çalışır. Zira eğer Booster ya da Rip ünlü olurlarsa düşmanları geçmişi değiştirip bebekken bu karakterleri öldürerek zamanın içine edebilirler. Dolayısıyla Rip Hunter efsane olmak yerine gazoz olmayı...yani önemsiz birisi olmayı çoktan kabullenmiş birisidir. Dizinin ilk bölümünde o arka planda karakterlere etki eden motivasyon biraz daha nereye dayanıyor buradan fikir alabiliriz. Ve merak edenler için cevaplayayım, hayır Rip Hunter'ın çizgi romanlarda öyle bir silahı yok, evet bence de muhteşem bir silah.

Arrow ve Flash'ta Kord Endüstrisi ismini çokça duyduk. Ted Kord Blue Beetle ismiyle uzun yıllar Booster Gold'un arkadaşı oldu. Yanisi gelecekte Booster'ı görmemiz çok büyük olasılıklar dahilinde.

Ayrıca Rip Hunter Crisis on Infinite Earths isimli büyük olaydan sonra eski evreni ve çokluevreni hatırlayan tek kişidir. Yani DC sinema evrenine gönderme yaptığını görürseniz şaşırmayın.


Waverider: Rip'in gemisinin adı bu, değil mi? Ama durum bambaşka. Waverider DC evreninde bir zamn yolcusudur. Kendisinin yaşadığı gelecekte Monarch isimli bir tiran bütün kahramanları ortadan kaldırmış ve hayvani bir güçle dünyayı yönetmektedir. Vandal Savage'lı geleceğe pek benziyor sanki, değil mi? Daha da ilginç olan, Monarch, Vandal Savage'ın aksine birilerinin geçmişe gidip kendisini durdurabileceğini düşündüğü için zaman makinesini herkesten önce icat etmeye çalışır. Waverider da bu deneylerde denek olur ve son patlama sonucunda zaman çizgisini emerek zamanı bükebilen bir yolcuya dönüşür. Tabii, bu kadar gökkuşağı, tam bir 90lar karakterini dizide görmemizin pek imkanı yok. Fakat onun yerine yazarlar Rip Hunter'ın gemisini Waverider diyerek onurlandırmışlar.

Gideon: Umarım kimse Flash'ın ilk sezonunda Harrison Wells'in gizli odasına girdikten sonra ismiyle seslendiği yapay zeka Gideon hanımefendiyi unutmamıştır? İşte Wells'e yardımcı olan o yapay zeka, Waverider'ın ana yapay zekası. Aynısı hem de. Nasıl olur peki? Flash'ın son bölümünü -s02e10- izlememiş olanlar direk resmin altına insin.

Bölümün sonunda -izlemeden okuyan yok değil mi?- Reverse-Flash'ın dönüşünü gördük. Kendisi oldukça şaşkın bir haldeydi ve seslendiği yapay zeka Gideon'du. Henüz iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyoruz ama elimizde iki seçenek var, ya Thawne Waverider'ı çalarak bir zaman yolculuğu yaparak Gideon'u da yanına aldı ya da Rip Hunter kendisine verdi ki üstteki paragraflarda dediğimiz gibi Thawne, Hunter'dan etkilenen bir adamdı. Gelecekte akıllı telefonların yerini Gideon'ların almasının saçma olacağını düşünürsek, muhtemelen aynı sistemi Thawne da kullanıyor.


Vandal Savage: Kendisini zaten tanıyoruz ama çizgi romanlardaki köken hikayesi ilgi çekici noktalar taşıyor. Savage tarihin ilk çağlarında gökten yağan bir meteor fırtınasında radyasyona maruz kalarak ölümsüzlüğünü kazanıyor. Mavili kısmı resmen gördüğümüzü unutmayalım. Başka bir kabilede yaşayan birisi de aynı meteor yağmuruna maruz kalarak her ölümünden sonra yeniden dirilme yeteneği kazanır. Her ne kadar bu arkadaşın adı da Immortal Man olsa da bence dizideki yansımayı anladınız siz. ;)

Bu vandalın ayrıca Scandal Savage isminde eşcinsel bir kızı bulunmakta. Kendisini merak edenlere hemen Secret Six serimizi okumalarını tavsiye edelim. Scandal dizinin ilerleyen bölümünde gelse ve Sara ile aşk yaşasa pek güzel olabilir tabi.

Hawkman & Hawkgirl: Aslında dizide gördüğümüz kökenleri çizgi romanlardaki bir kökenlerine oldukça benzer bu ikilinin. Tek farkı, o gün bu ikiliyi öldüren kişi Vandal Saavage yerine Hath-Set isminde başka birisi. Dizide Vandal Savage'ın ilk kişiliğinin adı Hath-Set olmuş farklı olarak.

Saint Roch: Karakterlerimizin gittikleri üniversite ve şehir Hawkman ve Hawkgirl'in yaşadıkları ve DCTV evreninde ilk kez gördüğümüz bir şehir. 

Ayrıca bu sahnede Ray Palmer, Ivy üniversitesinde Dr. Stein'dan ders aldığını, tez yolladığını söylüyor ama eğlenceli bir şekilde geri püskürüyor. Bu bahsi geçen Ivy üniversitesi çizgi romanlarda Ray Palmer'ın aslında süper kahraman güçlerini kazandığı ilk yerdir. 


White Canary: Pek orijinal bir isme sahip olmayan bu karakterimiz aslında iyi birisi değil. Kendisi Secret Six serimizin yazarı Gail Simone'un yarattığı, Black Canary'nin düşmanlarından birisidir sadece. Küçük ekranda iki kardeşi bir siyah bir de beyaz olarak göstermek yazarların hoşuna gitmiş olsa gerek. 

Not: Kostüme bayıldım. 

Captain Cold: Aslında Leonard Snart hakkında ekstra söylenecek bir söz yok. Hepimiz bu harika kötü adama artık aşinayız. Ancak bilmeyenler için Leonard Snart gerçekten de geçtiğimiz sene DC evreninin önemli olaylarından birisi olan Forever Evil macerasının ardından Justice League ekibine katıldı kısa bir süre de olsa. Eh, daha çok Lex Luthor'un koruması oldu ama bir kere JL'li, her zaman JL'li denmez mi zaten süper kahramanların küçük siyah racon kitabında?


Per Degaton: Rip Hunter zaman efendilerine konuşurken Hitler'den bahsettikten sonra bir de Per Degaton isminden bahsediyor. Geleceğin tiranları için rastgele uydurulmuş bir isim değil bu. Gerçekten de Vandal Savage kadar pislik bir adam. Kendisi zamanın dışında durur, zaman yolculuğuna takıntılıdır, kısıtlı da olsa geleceği görebilir, ölümsüzdür. Ve tabi ki de mikrop herifin tekidir. Eğer dizi ikinci sezon onayını alırsa kötü karakterimiz de bu adam olur. Şimdiden yerlerinizi ayırtın, ikinci sezonda duyurulduğu zaman eşe dosta "e heralde abi, Per Degaton'dan başka kim olacaktı" diyerek hava basın, evet evet yapın bunu.

Not: Yakından görmek isteyenler Batman: The Brave and the Bold dizisinin "The Golden Age of Justice" bölümünü izleyebilir.


Chronos: İzlerken Captain Cold'un bahsetmesiyle bana kahkaha attıran bu "çakma Boba Fett" çizgi romanlarda Rip Hunter'ın da üyesi olduğu Linear Man isimli zamanı koruyan bir grubun teknolojisini çalarak zamanda oraya buraya gidebilen bir karakter. Bazen kötü bazen iyi biri olarak görüyoruz bu arkadaşı. Görünen o ki dizide zaman efendilerinin adamı olarak ekibimizi sıkıştıracak. Zaman efendileri de aslında bu zamanı kollayan Linear Man isimli grubun kendisi olabilir mi? Muhtemelen evet. Ama göreceğiz.

Not: Waverider da bu ekibe üyeydi.

Sara'nın Han Kavgası: Bölümün başında Rip Hunter Sara'yı almaya geldiğinde Sara hancının kızına sulanan bir adamı "Kızı bırak ulen" diyerek dövüyordu. Gerçekten burada aklına Yeşilçam gelmeyen bizden değildir.

Evet, bölümde aşağı yukarı gördüğümüz göndermeler, karakterler bunlardı. Tabii artık Arrow'dan, Laurel'dan bahsetmeye gerek yok. Onlar da bu evrenin bir parçası. 

Fakat sormama izin verin, bu ekip dandik bir kelle avcısını bile güç bela atlatıyorsa, bakın yeniyorsa demiyorum, Vandal Savage'ı nasıl yenmeyi düşünüyorlar? Kabul, Chronos karakteri başımıza bela olacak ama en azından ilk karşılaşmalarında Chronos ve geniş bir ekip gelseydi çok mu zor olurdu? Ekibe olan güvenilirliği ciddi anlamda sarsan bir noktaydı her ne kadar çok güzel sahneler içerse de. 


Diğer önemli soru ise Rip Hunter'ın ekibe aslında efsane falan değil gazoz olduklarını söylediği kısımda yatıyor. Pekala, gerçekten çok güzel bir ters köşe yaptılar. İzleyenlerin hiçbirinin de böyle bir şey olacağını tahmin ettiğini sanmıyorum. Ve açıkçası karakterlerin çoğu da genelde önemsiz B sınıfı karakterler. Ama Hawkman ve Hawkgirl nasıl oluyor da bu kadar önemsiz olabiliyor? Bu karakterler Vandal Savage ile doğrudan bağlantılı karakterler. Onların yaptığı her hareket doğrudan Savage'ı da etkileyecektir. Bu yüzden ikisini farklı bir kategoride ekibe almalıydı diye düşünmekteyim.

Üçüncü soru ise, dünyadaki kötü şeyleri yaptıranlar aslında kötü adamlardı fikri yetmedi mi artık? Bu konu başlı başına makale olarak yazılabilecek bir konu. Fakat cümleyi okuyunca size de çok tanıdık temalar gelmiyor mu? "1. Dünya Savaşı'nı o çıkarmadı, aslında onun aklına şu kötü adam girdi", "Hitler yahudileri öldürmeyi şu kötü adamdan öğrendi", "Bakın aslında soğuk savaşı çıkartan şu kötü adamdı". Gerçekten tarihe adını yazmış hakiki kötü adamları kabullenmekte bu kadar mı zorlanıyoruz? Çizgi romanlar, filmler, diziler aracılığıyla bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde bu temanın kullanılmasını hem tembel hem de açgözlü yazarlık olarak gördüğüm için bu temaya saygı gösteremiyorum. Dolayısıyla bölümün sonunda Vandal Savage'ın soğuk savaşı başlatacak füzeleri kucaklaması dizinin eksi hanesine bir çentik ekletiyor benim için.


Eh, bir eksi de ekibin yeni durumlarını muazzam hızlı şekilde kabul etmeleri oldu ama Arrow 4. sezonda, Flash 2. sezonda şu ana kadar bu karakterleri kuracağız diye kendi hikayelerini ikinci plana atarak bizi bunalttıkları için bu eksiyi maruz görebiliriz. Muhtemelen burada da bir iç savaşa müsamaha gösteremeyebilirdik artık.

Fakat bu eksi yanlarını bir kenara koyacak olursak ve ekibin mükemmel kadrosunu ve bir o kadar mükemmel dinamiğini göz önüne alınca televizyonlardaki en iyi süper kahraman işlerinden birisini izlemeye başladığımızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 

Puan vermek gerekirse: 9

Böylelikle bir yıl aradan sonra bir incelememizin sonuna geldik. Peşinen uyarmak gerekirse sonraki bölümlerin incelemelerinin geleceği kesin değil. Esen kalın ve sağ sekmelerdeki anketimize katılmayı unutmayın!


Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget