Haftanın Çizgi Romanları: 15 Haziran 2016


[info title="Başlamadan Önce Okumanızı Öneririz!" icon="exclamation-triangle"]15 Haziran-22 Haziran arası seçtiğimiz çizgi romanların kısa incelemeleridir.

İlk kısımda çizgi romanı okumayanlar için sürpriz bozan bilgi yoktur, kırmızı kutucuklu kısımlar ise "Spoiler Bölgesi"dir. Sayıyı okumaya niyetliyseniz uzak durmanızı öneririz.

Takibe almamızı istediğiniz çizgi roman varsa, yoruma bırakın!
[/info]

Titans: Rebirth #1


Rebirth sayılarında 3. haftadayız. Her ne kadar bu hafta çıkan Batman, Superman, Green Lanterns ve Green Arrow'un 1. sayıları da DC'nin Rebirth takvimi içinde yer alsa da aslında o sayılar tamamen yeni hikayelere, kendi maceralarına başlıyorlar. Eski evrenle bağlantısının kurulması gereken tek sayı bu hafta Titans: Rebirth sayısı. Bu sayıya gelecek olursak, DC Universe Rebirth sayısıyla başlayıp, Flash Rebirth ile devam eden Wally West'in hikayesi, Rebirth evreninin kuruluş sancısı final yapmış olacak. Yani en azından öyle tahmin ediyoruz. Wally yeni bir kostüm alacak, Dick Grayson ve diğer eski dostlarıyla tanışacak. New52'dan beri kendisini göremediğimiz Wally'i sonunda 5 yıl aradan sonra başrolde izleyebileceğiz. Hatta aslına bakacak olursanız Geoff Johns'un, Barry Allen'ı ölümden döndürmesinden beri Wally'nin pabucunun dama atıldığını düşünecek olursak 7-8 yıl sonra yeniden Wally West hikayesi okuyacağımız için heyecandan çıldırsak yeridir. Flash: Rebirth sayısında Wally, Barry'e minnettar olarak onun yanından ayrılmış, olayları düzeltmeye, insanlara haber vermeye devam edebilmek için koşmaya devam etmişti. İşte Titans: Rebirth sayısı da Wally'nin koşusunda sıradaki durak. Sayı tamamen Wally'nin kendisini Titans ekibine yeniden tanıtması üzerine kurulu. Aslına bakarsanız daha çok bir ara sayı vazifesi görüyor. Rebirth macerası kaldığı yerden devam ediyor ve sanırım Dr. Manhattan'ın evrene verdiği zararı tüm yaz boyunca görmeye devam edeceğiz. Ayrıca Nightwing'in mavili kostümü de geri döndü!


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Titans'ın karargahına giren Wally, ilk önce Nightwing'le karşılaşıyor. Onunla konuşmasına vakit kalmadan kendisine saldıran Dick, Wally'e dokunduğu anda çıkan kıvılcımlarla bir anda Wally'i hatırlıyor. Daha sonra odaya giren diğer Titanlar da aynı şekilde Wally'e önce saldırıyorlar ve kıvılcımla birlikte onu yeniden hatırlıyorlar. Bütün Titanlar, Wally'nin kendilerine zamanında nasıl destek olduğunu hatırlarken, Dick, Wally'i zamanında Batmobile'i çaldıkları bir hatıralarıyla anımsıyor. Sonunda da Wally, evrene bunu yapanların, yine yapacaklarını söylüyor ve onları da Titanlar olarak bulacaklarının altını çizerek sayıyı tamamlıyor.


Wally'i yeniden takımla birlikte görmek ve hatta bu takımı yeniden görmek o kadar güzel oldu ki sayıyı okurken, diğerlerinin Wally'e dair her hatırasını gördüğümde duygulandım. Özellikle Dick'in, doğrudan bir yaramazlığı hatırlamasıysa ayrıca güldürdü. Dikkat çekici bir diğer noktaysa, Wally'e dokunan herkes, onu hatırlıyor. Wally bunun Speed Force sayesinde olduğunu söylüyor. Gerçekten de önceki sayılarda herkesin sadece yanından geçerken Barry'e dokunduğunda Barry onu hatırlamıştı. Hatırlamıyor diye üzüldüğü Linda da bu yüzden hatırlamıyor olsa gerek. Bu da bana zamanında Geoff Johns'un yazdığı Ignition macerasını hatırlattı. Orada da Wally, Spectre olan Hal Jordan tarafından kimliği bütün dünyaya unutturulmuş bir haldeydi. Sadece maskesini çıkarıp yüzünü gösterdiği kişiler onu hatırlıyordu. Hatta Wally bir dönem kendisi bile hatırlamıyordu kim olduğunu. Eh, benzer bir tema da olsa Wally'nin geri dönmüş olması gerçekten sevindirici.
[/error]

7.5
İYİ

Batman #1


Tom King'in Batman: Rebirth #1'de Scott Snyder'la giriş yaptığı kendi serisine de sonunda bu hafta başlıyoruz. Daha önce birkaç kere daha söylemiştim, Tom King son 2 senede süper bir çıkış yakalayan yazarlardan. Yazdığı Vision, Sheriff of Babylon serilerinin çok tutulmasının yanı sıra Dick Grayson'un Spyral örgütü içinde gizli ajan olarak çalıştığı Grayson serisinde çıkardığı enfes işle birlikte kendisinden beklentilerimiz tavan yapmıştı. Bu yüzden Rebirth dönemi serilerinden en çok beklediğim serinin Batman olduğunu söylesem yalan söylemiş olmam. Daha önce seride yazacağı ilk hikayeye dair küçük bir tanıtım almıştık. ilk 5 sayıda geçecek olan macerada şehre gelen Gotham ve Gotham Girl isimli iki kahraman, Batman'in bir suçlu olduğunu ve durdurulması gerektiğini düşünür, Kara Şövalye'nin peşine düşerler. Rebirth sayısında ise Bruce'un, We Are Robin serisiyle tanıdığımız Duke Thomas'ı, ailesi Joker gazının etkisinden tamamen kurtulana kadar yanına almaya karar verdiğini, ama onu eğitmek yerine başka bir amaç için kullanacağını öğrenmiştik. Ancak o zaman da dediğim gibi, Duke Thomas muhtemelen Scott Snyder'ın All-Star Batman serisinde yer alacak yan karakterlerden birisi olacak. Gelelim bu sayıya. Kaç haftadır Tom King'in adını boşuna sayıklamıyorum. Batman 1, korkunç derecede muhteşem, inanılmaz derecede mükemmel bir giriş yaptı. Sayının hikayesi çok basit, sabotaja uğrayan bir uçak, insan dolu bir plazaya çarpacaktır ve Batman'in bunu engellemesi gerekmektedir. İlginç olan ne biliyor musunuz? Bu tarz hikayeler genelde Flash ya da Superman'in macera girişlerinde kısa sahneler olarak alışılagelmiş hikayeler. Cidden, mesela Flash'ın aynı temada Free Fall hikayesi var v2'nin 57. sayısında, tüm sayı böyle bir hikayeydi (Kişisel favorimdir o sayı da). Ama Tom King öyle bir anlatmış ki, okurken kafamda çalan Batman TAS müziklerini susturmayı beceremedim. Kesinlikle okuyun!


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Sayının hikayesini kısaca anlattığıma bakmayın, aslında oldukça detaylı bir hikaye. Ancak anlatıldığı zaman bu kadarı kalıyor. Batman, bir uçağın sabotaja uğradığını görünce Batmobil'e atlar ve Bat-Cave'deki Duke Thomas ile Alfred'den uçağın nereye yöneldiğini, binada kaç kişi olduğunu, uçakta kaç kişi olduğunu, hızını ve bilimum teferruatını öğrenir ve Superman ile Hal Jordan'ı çağırtır Alfred'e. Ancak ikisi de cevap vermeyince Batman uçar!


Uçağın üzerinde ciddi hesaplamalar ve planlar yaptıktan sonra uçağın belli noktalarına yerleştirdiği bazı gereçler yardımıyla uçağı kendi gücüyle yönlendirebilecek konuma gelir. Sonunda uçağın yönünü denize doğru çevirir. Alfred'in verdiği bilgilere göre uçaktakiler çarpmanın etkisini atlatabilip yüzeye çıktıklarında yaşıyor olacaklar ama Batman uçağın dışındayken dayanamayacak ve ölecektir. Batman "bu güzel bir ölüm mü Alfred?" diye sorunca Alfred, Bruce'un ölüm kararlılığına saygı duyar ve oldukça güzel bir ölüm olduğunu söyler. Tam bu esnada uçağı birisi alttan kaldırır. Tam Superman sanarken, kendilerine Gotham ve Gotham Girl diyen iki kişi ortaya çıkıyorlar ve Gotham'ın kendi şehirleri olduğunu söyleyip, onu korumak için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlar.


Genelde hikayeleri bu kadar uzun anlatmıyorum ama arkadaşlar şu hikayenin güzelliğine bir bakın. Bir üstteki karede Batman'i resmen uçağı at gibi sürerken görüyoruz. Ben bu kadar çılgın bir kompozisyonun en son ne zaman yapıldığını hatırlamıyorum bile. David Fincher'ın ellerine sağlık zaten ama Tom King, bu noktaya kadar Batman'in verdiği kararları, attığı adımları, yaptığı hesaplamaları adım adım göstererek resmen bir aksiyon dedektifi nasıl olur yüzümüze vura vura gösterdi. Yine aynı şekilde Batman'in böyle adam akıllı planlar yaparak hareket ettiğini görmeyeli resmen çağlar oldu. Dahası Flash-Superman kalibresindeki bir olayı, bu kadar insansı bir şekilde çözebilmek gerçekten güzel bir açılış oldu seri için. Alfred'in, Batman'in ölüm kararına verdiği soğukkanlı tepkiyi ise gerçekten takdir ettim. Yani itiraf etmek gerekirse ben Batman'e karşı sürekli "yapma etme" diyen Alfred'i pek sevmiyorum. Alfred Pennyworth, tıpkı bu sayıda olduğu gibi binlerce insanın hayatını kurtarmak pahasına kendisini feda edecek Batman'i gururla uğurlardı son yolculuğuna. Tek sevmediğim şeyse, daha ilk sayıdan böyle bir ölümle burun buruna gelme mevzusu sokmaları oldu. İleride aynı şeyi yeniden gördüğümüzde aynı etkiyi hissedemeyiz muhtemelen. Özetlemek gerekirse, Batman serisi çok ama çok güzel başladı. Sadece tek bir seri okuyacaksanız o da bu olsun.
[/error]

9.0
MUHTEŞEM

Superman #1


Superman cephesinde daha önce 2 sayı gördük bu noktaya kadar. Superman: Rebirth sayısında Pre52 Superman ve Lana Lang, New52 Superman'in naaşını alıp gömmüşlerdi ve yine o sayıda New52 Superman'in öldüğünden ve geri dönmeyeceğinden emin olmuştuk. Daha sonra çıkan Action Comics #957'de Superman'in artık tam olarak kimliği kabullendiğini, sakallarını tıraş edip ortamlara girdiğini görmüştük. Lex Luthor da Superman zırhını giyerek ölen Superman'i onurlandıracağını söyleyince ona inanmayan Pre52 Superman'le küçük bir kavgaya girişmişlerdi. Tüm bunların yanı sıra bazı hırsızların Mr. OZ'un emriyle kaçırdıkları bir tabutun içinden Pre52, orijinal Doomsday'in çıktığını, bu da yetmezmiş gibi olay yerine gelen Daily Planet muhabirinin Clark Kent olduğunu, hem de bizim öldü sandığımız New52 hali olduğunu öğrenmiştik. Anlayacağınız ortalık feci derecede karıştı. Şimdi, Superman ve Action Comics dergileri rebirth öncesi son Superman hikayesi olan "Final Days of Superman"de ortak macera içinde yer almışlardı. Ancak Rebirth sonrasında da bu şekilde devam edecek mi tam bilmiyoruz. Zira Action Comics #957'de olan olaylar tek bir dergide işlenemeyecek kadar fazla. Ancak bu sayıda o hikayelerin hiçbirine değinmiyoruz. Sayı genel olarak Superman'in oğlu Jon odaklı gidiyor. Güçlerini ilk defa fazlasıyla kullandığını görmemizin yanı sıra Kent (Gizli kimlikleriyle Smith) ailesinin sıradan çiftlik yaşamlarını görüyoruz sadece. Muhtemelen bu seride de Clark'ın oğlu Jon'un, süper kahraman olmaya nasıl hazırlandığını göreceğiz. Yani Action Comics bize asıl Superman maceralarını verirken Superman, Clark'ın günlük yaşamına odaklanacak.



[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Sayıda çok büyük bir hikaye okumuyoruz. Ahırlarına düşen yıldırım sonrası yanan yapıyı Superman ve Jon tekrar yapmak isterlerken, Jon, kedisi Goldie ile bir yürüyüşe çıkıyor ancak vahşi bir kuş kedisini yakalayıp götürürken güçlerini kontrol edemiyor ve öfkeyle çıkardığı lazer ışını hem havadaki kuşun hem de taşıdığı Goldie'nin ölmesine sebep oluyor. Sonrasında bunun öfkesiyle evdekilere gizli kimlikle yaşamak zorunda olmaları konusunda isyan ederek babası tarafından odasına yollanıyor. Odasında, babasının Batman ve Wonder Woman'la dışarıda buluşup konuştuğunu duyuyor ancak onları izlediği fark edilince saklanıyor. Superman son sahnede Jon'un odasına gelip hazırlanmasını, bir yere gideceklerini söylüyor.


Oldukça basit bir sayıydı ancak sayının en güzel yanı, Jon'un babasına nasıl bir hayranlıkla baktığını, onu kendisine nasıl örnek aldığını görmemizdi. Ayrıca komşuları olan küçük bir kız da Jon'un, kuş ve kediyi öldürdüğünü görmüştü. Sonrasında kız eve gelip büyükbabasının hediyesi sütleri getirdiğinde de dut yemiş bülbüle dönüyordu Jon. Muhtemelen bundan sonraki sayılarda da Jon'un gizli kimliğini bilen tek kişi bu küçük kız olacak. İkisi birlikte gizli bir hayat yaşayacak desek yeridir. Bir nevi Clark Kent-Lana Lang çifti gibi. Sonraki sayılarda da Jon'un nasıl eğitileceğini ve kahraman olacağını göreceğiz. İlerleyen aylarda gelecek olan Super Sons serisinde gücünü birleştireceğini bildiğimiz Damian Wayne ile birlikte eğlenceli şeyler okuyacağımızı düşünüyorum.


Ancak bu sayının en güzel yanı hikayesinden öte çizimleri olsa gerek. Patrick Gleason Superman'i her karesinde öyle güzel çizmiş ki, her seferinde Tim Sale'in çizimlerini gördüğümü hissettim. Ayrıca eski Superman The Animated Series tarzı da bir çizim olduğu için hikayeden öte bir şekilde sadece çizimlerle bile seriyle aranızda bir bağ kurabiliyorsunuz. Yukarıdaki Batman sayısı kadar üst düzeyde olmasa da kesinlikle tatmin edici bir şekilde başladı Superman serisi de.
[/error]

7.5
İYİ

Green Arrow #1


Rebirth döneminin en çok şaşırtan dergisi kesinlikle ve kesinlikle Green Arrow: Rebirth #1 olmuştu. New52 dönemi boyunca Jeff Lemire/Andrea Sorrentino ikilisinin başta olduğu 17-34 arası dışında diğer hikayelerinde pek dikiş tutturamayan Green Arrow, üstüne üstlük Arrow dizisindeki gibi karanlık ve ciddi bir karakterizasyona oturtulunca açıkçası pek tat vermemeye başlamıştı bile. Rebirth sayısında ise New52'da tanımadığı Black Canary ile ilk kez tanışmasını çok ama çok güzel bir şekilde izlememizin yanı sıra Oliver Queen eskisi gibi biraz daha aydınlık, biraz daha eğlenceli ve keyifli bir hale dönmüştü. Sayıda işlenen hikaye, evsizleri kaçırıp zenginlere ve kötü adamlara satan bir organizasyonun peşine düşmeleri ve çocukları kurtarmalarından ibaretti. Ancak asıl kötü adamları yakalayamamışlardı ve Oliver, baş kötünün peşine düşeceğini ve bunu onun yanına bırakmayacağını söylemişti. O sayıdan bildiğimiz kadarıyla şu anda Oliver'ın dünyasında net olarak sadece babasının Shado'dan olma kızı, üvey kardeşi Emiko var. Black Canary de Birds of Prey serisiyle beraber muhtemelen Green Arrow serisinde de yer almaya başlayacak. Bunun dışında Oliver'ın zengin olduğunu ve parasını da suçla savaşmak için harcadığını biliyoruz. Bu sayıysa Rebirth sayısında nerede bıraktıysak oradan devam ediyor. Green Arrow ve Black Canary, çocukları kaçıranların peşindeler ve çocukların taşındıkları konteynırların Queen Industries'e ait olduğunu öğreniyorlar. Bu süre zarfında da Emiko-Oliver-Dinah üçlüsünün keyifli geçirdikleri zamanlarını izliyoruz. Geleceğe dair büyük umutlar vererek ilerlemeye devam ediyor seri.


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Oliver, olay yerindeki polislere, kendi adına çalışmaları için para verince Dinah'nın dikkatini çekiyor ve bu durumdan rahatsız oluyor. Oliver ise kötü adamlara çalışacaklarına kendisine çalışsınlar diyerek kendisini haklı çıkarmaya çalışıyor. Emiko ile de çok güzel bir ilişkileri olduğunu, abi-kardeş olarak ilerleme kat ettiklerini görüyoruz. Queen Industries'e ait konteynırları araştırmak için şirketinin CFO'suna giden Ollie, adamdan "bir şey yok ya rahat ol" sözünü alıyor ama öğreniyoruz ki Rebirth sayısında bu açık arttırmaları düzenleyip Seattle'ın çocuklarını açık arttırmaya çıkaran kişi buymuş. Emir veriyor ve Ollie apartmanında saldırıya uğruyor. Saldırıyı yapansa bizzat Shado! Emiko'dan destek beklerken Emi, Ollie'nin sırtına bir ok saplayıp annesinin yanına geçiyor "nerede kaldın" diyerek. Böylece Oliver kanlar içinde yerdeyken sayıyı bitiriyoruz. Oh, Green Arrow-Black Canary ilişkisinde de ilerleme var.


Shado'nun kötü adamlar için çalışıyor olması ilginç bir konu. Üstelik yanına kızını da alması daha da ilginçleştiriyor olayı. Dinah, ortalık bu kadar karışıkken ilişki kurmaya çalışmayalım, biraz neler dönüyor onu öğrenelim diyerek haklı bir şekilde ilişkilerini duraklatıyor. Sayının en çok sevdiğim yanıysa Oliver'ın aydınlıkta çalışmasını, espriler yapmasını, keyifli olmasını görmek. Şirketin içinde en çok güvenilen adamın, kötü adam çıkmasını pek beğenmedim yalnız. Yine de en azından baş kötüyü bu kadar erken göstererek bizi fazla dolandırmadılar. Bu yüzden çok da yermeye gerek olmadığını düşünüyorum. Genel olarak güzel bir sayıydı, Oliver'ın gerçekten de parasıyla bir şeyler yapmaya çalıştığını görmek bambaşka bir boyuta açılabilir gibi duruyor. Seri takip etmeye değer.
[/error]

7.5
İYİ

Green Lanterns #1


Bu hafta Rebirth sayısından sonra ilk sayısına başlayan serilerimizden sonuncusu da acemi fenerler Jessica Cruz ve Simon Baz'ın dergisi olacak olan Green Lanterns. Geçtiğimiz Rebirth sayısında Hal Jordan dünyayı terk etmek zorunda olduğunu, bu yüzden gezegeni kollayacak fenerlere ihtiyaç duyduğunu söylemişti. Jessica ve Simon'un birbirleriyle ne kadar da anlaşamadıklarını gördüğümüz sayıda daha önemli bir mesele olarak, Kırmızı Fenerlerin lideri Atrocitus'un, sonunda dikkatini uzaydan ve OA'dan çekip Dünya'ya saldırmaya niyetlendiğini görmüştük. Ama asıl önemli olan şeyse bambaşkaydı. Bütün muhafızlardan gizli bir muhafız olduğunu, bu muhafızın bir kutunun içinde bir silah sakladığını ve kaçak olarak geçtiği bir sınırda kutuyu açmak zorunda kalarak bu silahı serbest bıraktığını öğrenmiştik. Bu silahınsa aslında yeni bir yüzük olduğunu gördük. Herhangi bir rengi olduğunu ya da hangi duygusal spektruma ait olduğunu bilmiyoruz. Sadece kutunun içinden yansıyan gökkuşağı renklerini görmüştük. Bu yüzden, bütün renkleri tıpkı bu şekilde yansıtacağını söyleyen bazı teoriler görmüştüm. Bu da her duyguyu yansıttığı anlamına gelebilir, eh bu da duygu karmaşası yaşayan bir yüzük kullanıcısı anlamına gelebilir. Bu ilk sayıya gelecek olursak, Simon ve Jessica'nın birlikte ilk görevlerini izliyoruz. Öfkeden deliye dönen bir adama karşı savaşırlarken, bir ev dolusu cesetle karşılaşıyorlar ve olayı polislere devrediyorlar. Sonrasında ise kendi hayatlarında öfkeyle nasıl başa çıktıklarını okuyoruz.




[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Cesetleri teslim ettikleri polislerle ufak bir tartışmaya girdikten sonra ölenlerin yakınlarının öfkesi artıyor ve bir patlamaya sebep oluyor. Herkesi kolladıktan sonra ortamdan ayrılan Simon ve Jessica kendi yollarına gidiyorlar. Simon evinde "eğer otoritelerle anlaşmazsa, onların istediği gibi uslu biri olmazsa ailesinin peşine düşecekleri" temalı bir azar yerken Jessica bir alışveriş merkezinde bir anda öfkelenen, kırmızı ışıklar çıkarmaya başlayan bir kalabalığın arasında kalıyor. Jessica'nın sıkıntısını sezen Simon ona giderken gözlerimizi Kırmızı Fenerlerin gezegeni Ysmault'a çeviriyoruz. Atroticus, Hell Tower isimli bir güç kaynağının kendilerini terk ettiğini, bu yüzden ölmek üzere olduklarını söylüyor. Onu da Dünya'da bulacaklarını, Rage Seedleri denen tohumların da orada olduğunu söyleyerek Red Dawn'ın (Kızıl Şafak) geleceğini söylüyor, sayıyı tamamlıyoruz.


Hell Tower, Rage Seeds, Red Dawn...Sam Humpries'in, kendisinden önce Green Lantern yazanlardan etkilendiği aşikar. Kendince bir mitoloji oluşturmaya çalışıyor. Ancak tek bir sayıda bu kadar fazla ögeyi tanıtmaya kalkışıp hiçbiri hakkında adam akıllı tek bir kelime etmemesi bu noktada Kızıl Fenerleri anlayabilmemize olanak sağlamıyor. Öte yandan Jessice ve Simon'un iç konuşmalarında yaratmaya çalıştığı "birbirleriyle anlaşamayan iki polis ortak" teması gerçekten yürümüyor gibi hissediyorum. Zorlama geliyor. Kaldı ki bağıra bağıra Kırmızı Fenerlerin işi olduğu belli olan bir olayı doğrudan polislere bırakıp ortadan kaybolmalarına anlam bile veremedim. Bu yüzden sanırım takibi bıraktığım ilk Rebirth dönemi serisi olacak Green Lanterns. Rebirth sayısında da bu 1. sayıda da gerçekten sevmeye çalıştım ama gitmedi, üzgünüm.
[/error]

5.5
VASAT

Astonishing Ant-Man #9


Bu hafta Marvel köşemiz, tıpkı geçen hafta olduğu gibi yine mahzun ve yine garip. Bu hafta çıkan Marvel çizgi romanlarından sadece Ant-Man'in serisine bakacağız. Ayrıca Civil War II'nin 2. sayısını da diğer sayılarında yaptığımız gibi bağımsız bir şekilde inceleyeceğiz. Astonishing Ant-Man'e gelecek olursak, önceki haftalarda da belirttiğim gibi Marvel'ın bence şu an çıkan en eğlenceli serisi bu. Scott Lange'ın saçma sapan hareketleri, gereksiz işleri, birçok şeyi becerememesi ama yine de başarmaya çalışmasının yanı sıra mizah dolu diyaloglar, eğlenceli kareler ve tuhaf karakterleriyle bildiğiniz okurken kahkaha attırma yeteneğine sahip bir seri. Bu köşeden takip etmenizi ısrarla söylediğim 2 seriden birisi Astonishing Ant-Man (Diğeri de Old Man Logan). Geçtiğimiz sayılarda Power Broker isimli bir kötünün süper kötü geliştirme programına katılan Cassie Lang, alacağı güçler karşılığında Broker için Darren Cross'tan bazı şeyler çalacaktı. Scott da bu durumu öğrenip kızını kurtarmaya niyetlenmişti, ancak aynı zamanda kızının devasa boyutlara büyüyebildiğini öğrendiği için de destek almak istemişti. Scott da yanına destek almak için oldukça düşük seviyeli birkaç kötü adamı alıp gitmeye niyetlenmişti. Scott bu sayıda ekibini toplayıp bir araya getiriyor. Ekip kendi arasında kimin ne kadar pay alacağını tartışırken Scott'ın eski sevgilisi Ms. Thing, Darla Deering de yardım etmek için geliyor. Eh, tabii bu da Scott'ın diğer eski sevgilisi Beetle'ın da bulunduğu ortamın gerilmesine sebep oluyor. Hikayemiz sürüyor!


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Ekip toplandıktan sonra içeri girme planı yapılıyor. Bütün herkese birer kıyafet verilse de Scott'ın ayı kostümü giyen adamı kostümünü çıkarmayı reddedip verilen güvenlik görevlisi kostümünün içine giyiyor. Ekip hazırlandıktan sonra Ocean's Eleven müziğiyle soyguna gidiyorlar. Scott'ın diğer adamı Machinesmith'in saçma sapan 22 adımda nasıl mükemmel soygun yapılır planını uyguluyorlar ve ekip Cross'un değerli eşyalarını çalarken Scott, kızını, Cross ve adamları tarafından kıstırılmış bir şekilde buluyor. Olaya dahil olduğunda Cross'un adamlarından birisi bir silah çalıştırarak Scott'ı küçük bir kürenin içine mahkum ederken Scott'ın uzaklaştırdığı Cassie uzak bir yerden dehşet içinde olanları izleyerek sayıyı bitiriyor.


Diğer sayılara nazaran komedi dozu bir miktar daha azdı 9. sayının. Ancak hem üstteki sahnelerle hem de aşağıda yazıyı bitirirken vereceğim Machinesmith'in kusursuz 22 adımda soygun planıyla yine güldürmeyi başardı. Ana konuda ise çok fazla ilerlemedik. Önceki sayıda Cassie'yi nerede bıraktıysak, bu sayıda sadece birkaç ekstra kare daha ilerleyebildik. Önümüzdeki sayının ilginç olacağını düşünüyorum çünkü Scott, Darren Cross'un (kelimenin tam anlamıyla) avucunun içinde. Temposu biraz düşse de Astonishing Ant-Man hala en güzel Marvel serilerinden birisi, okuyalım, okutalım.

MachineSmith'in 22 Adımda Kusursuz Soygun Planı:

1. Soyguna başla.
2. Potansiyel bir müşteri ziyareti yap.
3. Hesapta olmayan bir posta getir.
4. Birden ortaya çıkmış bir teftişat yaptır.
5. Yeni güvenlik görevlisini koy.
6. Whirlwind yedek elektrik ağını kessin.
7. Magician güvenlik kameralarını kapatsın. (Kuş bokuyla)
8. Bettle daha rahatsız bir kostüm giysin.
9. Machinesmith, kendisini tehlikeye sokacak hiçbir şey yapmasın.
10. Baz, tehlikeli maddeleri inceleyerek kendinden geçsin.
11. Görevliler neden kuşların kameralara pislediklerini düşünsün.
12. Yeni güvenlik görevlileri kameraları kontrol etmeyi önersin.
13. Görevli, yeni elemanın neden ayı kostümü giydiğini merak etsin.
14. Machinesmith, bu adımların bazılarını daha iyi düşünebileceğini kendine itiraf etsin.
15. Voice doğaçlama yapsın.
16. Darla ve Raz yine komik kıyafetlerine dönsünler.
17. Darla jeneratör odasını açan kartı kullansın.
18. Ana reaktör bulunsun.
19. Raz, Darla'yı fırlatsın.
20. Ms. Thing parçalasın.
21. Ana binada elektrikler kesilsin.
22. Görevlilerin kafası karışmışken bir şeyler çalınmaya başlansın. Başarı!
[/error]

7.5
İYİ


"Bir dakika, bu kadar DC çizgi romanı çıkmadı ki sadece, daha var" dediğinizi duyar gibiyim, ancak serileri biraz kendi zevkime göre seçtiğim için bazı serileri bazı yerlerde bırakabiliyorum. Bu yüzden beğendiğiniz, incelemeye devam etmemi istediğiniz bir seri varsa bunu yorumlarda belirtmenizi isteyeceğim.

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget