İnceleme: Wonder Woman #3


[update title="Künye" icon="info-circle"] Wonder Woman
Çizgi Romanın Adı: 
Yayınlandığı Tarih: 27.07.2016
İçerdiği Sayı: Wonder Woman #3
Yazar: Greg Rucka
Çizer: Liam Sharp
Yayıncı: DC Comics[/update]
Öncelikle çizgi romanı incelemeye geçmeden önce kısa bir bilgi verelim. Sitemiz açıldığından beri her hafta aksatmadan "Haftalık Çizgi Roman İncelemeleri" köşemizde, o haftanın çıkan önemli çizgi romanlarını inceledik. Geçtiğimiz hafta, toplamda 99 çizgi romanı incelediğimizi duyurmuştuk. 100. çizgi romanımızla birlikte yeni bir formata geçme kararı aldık. Bundan sonra bütün sayıları tek bir yazı içinde vermek yerine, hepsini bağımsız bir şekilde, daha hızlı bir şekilde yayınlayacağız. Bu sayede en azından bireysel takip ettiğiniz bir seri için, diğer hikayelerden spoiler yeme ihtimaliniz olmayacak. Tabii, tek bir yazı içinde okumak isteyenleri de unutmuyoruz. Her hafta yeni çizgi roman günü, çarşamba günü, önceki hafta yayınladığımız bütün çizgi romanları yine eski haliyle tek bir yazıda toplayacağız, böylece yeni sayılara bakmadan öncekileri kontrol etme fırsatınız da olacak. Ve her zamanki gibi, bu incelemelerde de eskisi gibi, sayının hikayesini Spoiler Bölgesi kısmında anlatacağız. Haftanın en yüksek puan alan sayısıysa, "Haftanın çizgi romanı" ünvanıyla vitrinde yer alacak. Öyleyse sayımıza geçelim. [Bu uyarı kısmını sadece bu haftanın çizgi romanlarında göreceksiniz.]

Wonder Woman, diğer Rebirth serilerine göre daha farklı bir rota çizerek ilerleyen bir dergiydi. İlk sayısında normal bir hikayeye başlamış, 2. sayısında da Diana'nın köken hikayesini anlatmaya geçmişti. Bu şekilde de devam edecek. Bir sayı köken hikayesi, bir sayı normal hikayemiz üzerinden gideceğiz. Yine de bunların birbirlerinden tamamen bağımsız bir şekilde değil de, birbirlerine göndermeler yaparak ilerleyeceğini düşünmekteyim. Bu yüzden iki kısmını da dikkatli okumak gerektiğini düşünüyorum. 1. sayıda, Diana'nın, Themyscira'ya geldiğinde Cennet Adası'nı bulamadığını görmüştük. Daha sonra adayı bulabilmek için yardım aramaya çıkmış ve zorlu bir yolculuğun ardından destek alabileceği tek kişiyi bulmuştu: Cheetah! Öte yandan Steve Trevor da Afrika'da Cadulo isminde bir despotun izini sürüyordu.

Bu arada Wonder Woman'ın varyant kapak çizeri Frank Cho ile yazarı Greg Rucka arasında da kavga çıkmıştı. Olayın detaylarını da buradan öğrenebilirsiniz.


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Sayıya, ilk sayıda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Diana, Cheetah'nın yardımını istiyor ancak Cheetah (Ann ismiyle) başta sallamıyor. Başına gelenler için, bu halde olduğu için Diana'yı suçluyor. Yaşayabilmek için erkek kanıyla beslendiğini söylüyor. Yaşadığı ormanda kendisine taptıklarını, tanrıça olarak gördüklerini ekliyor. Bu sırada ormana bazı yaratıklar gelmeye başlayınca kaçmaya başlıyorlar. Sonunda kaçamadıklarında savaşıyorlar ve Cheetah ciddi bir şekilde yaralanıyor. Diana'ya tek bir şekilde yardım edeceğini söylüyor: önce kendisini bu hale sokan yaratığı, Urzkartaga'yı öldürmesine yardım ederek. Bu sırada Steve ve adamları ormanın derinliklerine geldiklerinde yakalanıyor. Ve karşılarındaki adam kendisinin Cadulo olduğunu ve ekibin, Urzkartaga'ya hizmet etmek için yakalandığını söyleyerek sayıyı bitiriyor.[/error]

Görüş


Öncelikle sayının çizimlerinden bahsetmek istiyorum. Liam Sharpe kesinlikle tablo gibi sahneler çıkarıyor. Her karede bütün karakterler çok güzel bir kompozisyonla dağıtılmış mekanlara. Ancak gelin görün ki neredeyse hiçbir yüz ifadesi yok sayı boyunca. Diana çığlık atarken bile mimik oynatmıyor. Steve Trevor'un ifadesinin değiştiğini sadece alnındaki kırışıklıklardan anlayabiliyoruz. Dolayısıyla ifadelerin bu kadar eksik kalması sayıya kapılmaya engel olan şeylerden birisi. Sayının hikaye kısmının ise oldukça yavaş ilerlediğini düşünmekteyim. Rucka alınmasın ama Year One adında devam ettirdiği hikayeyi daha çok merak ediyorum. Burada olaylar oldukça geç gelişiyor. Cheetah ve Diana arasındaki duygusal diyaloglar ise biraz zorlama ve tuhaf geldi açıkçası. Konuşmaları, neredeyse sayının yarısını kaplıyor ancak bütün odak noktası, "beni bu hale sen soktun prenses-hayır, cheetah, ben yapmadım" cümlelerinin farklı varyasyonları arasında gidip geliyor. Haliyle bu da bir hız sıkıntısı doğuruyor. Steve Trevor'un öyküsünde ise adım adım ilerliyoruz. Birkaç sayı içinde Diana ile karşılaştırıp duygusal bir yüzleşme verilmeye çalışılacağı çok bariz bir şekilde yüzümüze bakıyor. Sayının güzel yanı ise, çok uzun zaman sonra ilk defa ağzına kadar dolu bir yunan mitolojisi okumuyoruz Wonder Woman'da. Evet, yeni okurun ilgisini çekmeyebilir ama şu andan itibaren sadece arada bir yapılan mitolojik referanslar bile yetiyor da artıyor. Yepyeni bir mitolojiye, başka bir fantastikliğe girilmesi cesaret isteyen bir iş olduğu kadar sonsuz ihtimallere açılabilen bir kapı olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki sayıda yeniden Amazon prensesinin kökenine dönüyoruz!
6.0
FENA DEĞİL

Sizin sayıya verdiğiniz puan kaç?

Yorum Gönder

[disqus] [facebook]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget