Çizgi Kafe Yazarlarından 2016’nın En Kötüleri

2016 yılında bizim gözümüzdeki en iyi şeyleri, şu yazımızda listelemiştik. Peki, 2016’da hayal kırıklıklarımız olmadı mı? İşte bu liste, 2016’da bizim üzüldüğümüz yayınlardan oluşmakta. Siz 2016’da en çok neyi sevmemiştiniz?

En Kötü Çizgi Roman Filmi:

Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of The Shadows 

Berbat ettiler sevdiğim ne varsa, bir TMNT vardı, onu da bu serinin ilk filmiyle berbat ettiler bu devam filmiyle de durmaksızın devam ettiler. Çok uzun yazmaya gerek yok, April O’Neil karakterine yaptıkları bile bu filmi yerden yere vurmaya yeter. Nerede bizim zamanımızdaki Ninja Kaplumbağalar nerede bu… Bu filmin tam tersi örneği de Ghostbusters’in son filmi, al birini vur ötekine. -Umut

Suicide Squad

Filmin fragmanları beni aslında oldukça heyecanlandırmıştı. Gerek mükemmel arka plan müzikleri gerek karanlık bir ton da geçmesine rağmen filmin eğlenceli bir tonda geçecek olması filme dair büyük umutlar beslememe neden oldu. Ancak yanlış villain seçimi tüm filmi resmen çöpe götürdü. Ekip içi uyum film içinde çok iyiydi aslında. Bu ekibi uluslararası olay çıkartmamak için gayet basit bir olaya gönderseler belki bu film bu yıl ki favorim olacaktı ama uzaylı saldırısı bu filme yakışmadı. O kadar şişirilen bir karakterin ise Harley tarafından beyzbol sopasıyla yıkılması da ayrı bir rezaletti. Kısaca çok iyi bir film olabilecekken, oldukça kötü bir filme döndü Suicide Squad. -Berke

Suicide Squad

Filmin kötülüğü bir yana, Suicide Squad kadrosunun toplanma amacında sıkıntı var. Gerçekten kötü bir Superman’i beyzbol sopalı Harley Quinn ya da bumerang fırlatan Captain Boomerang gibilerden oluşan bu takım mı durduracak? Ekibin oluşma amacını bu yapmayıp sokak seviyesinde devletin pis işlerini yapsalar ortaya çok harika bir film çıkabilirdi. Filmde yine dünya kurtarıldı ve bir tane Justice League üyesi ortaya çıkmadı. Suicide Squad’ın Superman’e önlem için kurulma ve dünyayı kurtarmaları konusunda ciddi sıkıntılarım var. -Bartu

Suicide Squad 

O kadar güzel bir reklam kampanyasıyla filme hazırlandıktan sonra bir Guardians of the Galaxy potansiyeli görmüştüm filmde ama ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Belki çok erkendi, belki yapımcılar her şeye burunlarını bu kadar sokmasa daha güzel bir film izleyecektik ama Suicide Squad benim için 2016’nın açık ara en büyük hayal kırıklığıydı. -Ömer





Batman v Superman: Dawn of Justice

Filmi birçok yerde savundum denilebilir. Dalga geçilen birçok sahnesi için farklı düşüncelerim vardı. Ancak filmin bütününe baktığımda o kadar da olumlu kalamıyordum. Hikayenin mantık hataları bir kere izin vermiyordu buna. Daha kötüleri de oldu ancak hak ettiğimizden bizi bu kadar mahrum eden daha kötü bir film yoktu bu sene. -yolgezerkolcu





Batman v Superman: Dawn of Justice


Dürüst olacağım. Batman’i sevdiğim kadar Superman’den nefret ederim, gereksiz gelir çünkü öyle bir kahraman. Ancak bu filmi izlerken objektif olayım dedim ki fragmanlarını onlarca kez izledim. Film çıkmadan önce fazlasıyla heyecanlandırmıştı, filmi izledikten sonra dediğim tek şey keşke fragmanlarda düşündürttüğü şekliyle olsaymış. Filmdeki mantık hatalarını, Batman’in sırf annelerinin adları aynı diye Superman’i bağışlaması genel olarak saçma bulduğum bir şey. Diyorum ya, keşke fragmanlardaki gibi bir anlatım olsaymış. –Atilla

En Kötü Çizgi Roman Dizisi:

Arrow

Arrow dizisini izlemeye başladığım dönemde çizgi romanlarla yeni yeni tanışmaya başlıyordum. Belki de o yüzden bu dizi epey hoşuma gitmişti. Muhteşem geçen ilk 2 sezonun ardından 3.sezondaki Ra’s Al Ghul faciası beni diziden adım adım kopardı. İlk bölümler hiç fena değilken 3.sezonda finale doğru iyice saçmalamaya başladılar ve felaket diye nitelendirebileceğim finalin ardından diziyi tamamen bırakma kararı aldım. Yine de 4.sezona biraz göz atma gereksinimi duymuştum. İlk bir kaç bölümü ve finalini izledim sadece ama şunu söyleyebilirim ki gördüğüm şeyler bu diziyi hemen en kötü kısmına yerleştirmeme yetti. Ayrıca nükleer bombaları bilgisayar başından durdurmak nedir? Ciddi misin CW? -Berke

Gotham

Şaşırın istedim biraz. Ama benim açımdan maalesef gerçek bu. Bu tercihi yaparken de senaryo kalitesine veya bölümlerin güzel olmasına bakmadım. Benim derdim konuyla ilgili direkt. Evet, güzel bir dizi olabilir ama berbat bir çizgi roman uyarlaması. Mafya savaşlarını çok güzel ele alıyor olabilir, karakterleri diziye çok güzel yediriyor olabilir. Ama ortada bir Batman yokken ”Joker kim?” sorusunu bana sordurtuyorsa, o dizinin uyarlandığı konu bakımından başarısız olduğunu kendi açımdan söyleyebilirim. Bu durum Spider-Man yokken ”Green Goblin kim?” sorusunu sordurtsaydı da aynı olurdu, kahramanı ortada yok çünkü. O yüzden tekrar belirtiyorum, dizinin kendisi değil uyarlandığı konuyu ele alışı kötü. Batman olmadan Gotham City’nin hikayesini izlemek bana göre kocaman bir eksi, her şeyi artı olsa bile o eksi komple tüm doğruları götürür. Bu dizinin geçmiş zamandaki en güzel karşılığı Smallville, ve evet, Smallville kötüden de öte bir diziydi. -Umut

Arrow

4. sezon neydi öyle tövbeler olsun! Bana göre izleyicilerin Arrow’u sevme sebebi dizinin ilk iki sezonunun çok gerçekçi olması. Ama 3. sezonda işin içine Ra’s Al Ghul ve doğa üstü güçler girince tamamiyle felaket olan 4. sezonun da temeli atıldı. Bir de körü körüne Oliver & Felicity bizlere yedirilmek istenince -ki yemedik- tam bir facia oldu. Neyse ki başta Stephen Amell olmak üzere senaristler dersini aldı ki 5. sezon çok iyi, hatta bence The Flash’tan da iyi gidiyor. Devam böyle! -Bartu




Arrow

Yani tamam ilk iki sezon muhteşem ötesi değildi ama ilkti, eğlenceliydi, ilgi çekiyordu. Biz de sevdik ve takip etmeye devam ettik. Ama 3. sezondan itibaren düşen o grafik 4. sezonda resmen dibe vurdu. Olicity ilişkisine bu kadar gidilmesi, Ra’s Al Ghul’un harcanması (diziye girmesi bile hataydı) her bölüm diziyi daha kötü bir hale getirdi. O yüzden Arrow diyorum ben. (5. sezonu takip etmiyorum o yüzden söylediklerim tamamen 4. sezon için geçerli.) -Ömer




Arrow

CW dizilerinin hepsi genel olarak biraz sorunlu bana kalırsa. Ama bu konuda Arrow kadar sınıfta kalan başka bir dizi görmedim. Çizgi roman dizisi mi yoksa gençlik dizisi mi yapmak istiyorlar anlayamıyorum ben. Bu kadar bariz mantık hatalarının nasıl bir açıklaması olduğunu cidden çok merak ediyorum. O kadar kötüydü ki 4. sezon, iyi denilmesine rağmen çoğu kimseler gibi 5. sezonun yanından bile geçmek istemiyorum. -yolgezerkolcu

En Kötü Çizgi Roman Dizisi Bölümü:

The Flash S03E01 – Flashpoint

Böyle bir hayal kırıklığı benim için yok. Uyarlandığı hikayeye bakıyorsun, bir de bu bölüme. Çok farklı. Birebir olmasını kesinlikle beklemiyordum, buna bütçelerinin yetmeyeceğini bilmemek için piyasayı hiç takip etmiyor olmak gerekir. Ancak bu hikaye çok farklı yollardan çok güzel anlatılabilecekken, yine aile dramasına döndük. Diziye tekrar başlamak için verdiğim son şansı da zaten bu bölümle kaybettiğinden dolayı kesinlikle en kötü bölüm bu. -Umut




Arrow S04E23 – Schism 

Arrow’un 4. sezonu zaten yeterince kötüydü ve her bölümle bu daha da aşikar olmaya başlamıştı. Sezon finaliyse, kesinlikle sezonun en kötü bölümlerinden birisini bize sundu. Sokak seviyesindeki bir kahramanı, Dünya’yı nükleer bir saldırıdan kurtaracak duruma sokmasının yanı sıra, tüm sezon görmekten bıkma noktasına geldiğimiz Damien Darhk’ı kötü bir şekilde uğurladılar, bunun yanında Felicty’e bir şehre nükleer bomba attırmak gibi bir sahne yüklediler. Kötü sezonun en kötü bölümü finali oldu. -Mustafa




The Walking Dead S07E06 ”Swear” 
Bunu sadece ben değil, dizinin bütün bölümleri arasında en düşük ikinci reytinge sahip oluşa da anlatıyor. The Walking Dead’de bazı karakterlere özel bölüm ayrılışını anlıyoruz fakat o bazı karakterlere Tara dahil değil maalesef. -Bartu

En Kötü Çizgi Roman Oyunu:

Batman – The Telltale Series 

İlk bölümüyle müthiş başlayan bir oyun ancak bu kadar çakılabilirdi yere. İkinci bölümünden bahsetmiyorum sadece. İlkinden sonra gelen tüm bölümler rezalet derecesinde kötüydü. Ve ben iddia ediyorum, 2016’da yapılmış en kötü iş bu oyunun kalan bölümleridir. -yolgezerkolcu






Dc Legends


Dc Legends ı bu yazıda fazlasıyla yerden yere vurduk. Sıra tekrar yerden yere vurmada. Bir oyun ne kadar özentisiz, ne kadar özenti ve ne kadar sıradan olabilir sorularının tüm cevaplarını verebilecek nitelikteydi Dc Legends. Sevdiğiniz Dc karakterleri ile oynama fırsatı hoş gözükse bile oyun hiç bir şekilde içinizi açmıyor. Üzüyor bizi, yerle yeksan ediyor. –Atilla








En Kötü Grafik Roman:

Wonder Woman Earth One Vol.1 

Grant Morrison’un Wonder Woman’a bir köken hikayesi yazacağını duyduğumuzdan beri büyük bir hevesle romanın gelmesini bekliyorduk. Ancak gelen hikaye hiçbir şekilde beni tatmin etmedi. Hikayeye orijinal bir şeyler katmamasının yanı sıra Wonder Woman’ın dünya görüşünü tam olarak anlatamaması, hatalı diyaloglar kurması ve masaya bir yenilik katmaması, bu cildi, belki en kötü grafik roman yapmasa da en büyük hayal kırıklıklarından birisi haline getirdi. -Mustafa


En Kötü Mini Çizgi Roman Serisi:

Civil War II 

”Her şeyin ilki güzeldir” genellemesine katkıda bulunan eserlerden biri daha. İlkini beğenenler için tam bir fiyasko, beğenmeyenler için de katlanılamayacak bir azap. Ben ilkini beğenenlerdenim, ilk hikaye ile bu hikayeyi karşılaştırınca aradaki fark kendini belli ediyor. Ayrıca Brian Bendis’in önceki işleri ile bu hikayeyi karşılaştırınca da aradaki fark ve zamanla bozulma apaçık ortaya çıkıyor yazardaki. Çünkü bir zamanlar Bendis’in yazdığı şeyler, tavsiye edilmesi için yeterli bir sebep olabiliyorken artık sanmıyorum. Ayrıca kendini daha yeni sıfırlamış bir evren için de Civil War adlı bir hikaye çok erkendi, fazlasıyla para odaklıydı, sonucu da bu oldu. -Umut

Civil War II

Ne yazık ki Bendis de artık kalitesini bozan yazarlar kervanına katıldı. Bu eventin yapılması en başta hatayken bir de hikaye gerçekten bu kadar başarısız ve sıkıcı olunca berbat bir deneyim yaşattı Marvel sevenlere. Yalnız burada çizerlerin hakkını yemek istemiyorum, adamlar çok güzel işler çıkardı. Keşke buraya harcayacakları emeği daha iyi dergilere harcasalardı. Civil War II ne yazık ki faciaydı. Biz Civil War’u hep ilkiyle hatırlayacağız o yüzden. -Ömer

En Kötü Sürekli Çizgi Roman Yayını:

Supergirl

Maalesef ki yayınevleri bir konuyu anlamakta çok acizler. Çizgi roman dizi veya filmleri adı üstünde ”uyarlama” olduğundan konuyu alır, eğer büker ve bir şekilde izleyiciye sunarlar. Bu sundukları beğenilince de bazen uyarladıkları materyal ile çizgi romanı örtüştürmek için bir çaba içine giriliyor, çizgi romanı alıp okuduğunuzda da ”uyarlamanın uyarlaması” gibi bir şey oluyor haliyle. Çizgi roman dizi ve filmleriyle esas materyali birbirine iyice yaklaştırmak genel olarak saçma, Supergirl’in son halinde de bu saçmalığa tekrar tanık oluyoruz. Hiç gereği yokken uzun yıllar sonra The New 52 hareketiyle tarz yakalamış nadir kahramanlardan olan Supergirl’ü de tekrar eski günlere kavuşturma özlemi nereden geldi, bilmiyorum. Ancak son yayını tam bir facia. -Umut

Power Man and Iron Fist

Son dönemlerde pek çok komedi ağırlıklı, araya biraz da aksiyon serpiştirilen seriler çıktı. Bu tür serileri genel olarak zevkle okurum ama bu sefer öyle olmadı. Marvel’in street level dediğimiz heroları vardır bu karakterlerin serileri genel olarak daha karanlık bir tonda geçer, normal şartlarda Iron Fist ve Luke Cage’de bu tarz karakterlerden, amma velakin bu seri kelimenin tam anlamıyla ikiliyi soytarıya çevirmiş durumda. Belki Fraction’un yazdığı Immortal Iron Fistin de etkisiyle ortada daha ciddy bir Iron Fist bekledim ben ama seride düşük çeneli alıngan bir karalterle karşılaştım aynı şekilde Luke Cage de beklediğim gibi değildi. Karakterlerin asıllarından oldukça uzaktı. İkisi de oldukça sevdiğim karakterler de olunca seri benim için büyük hayal kırıklığı oldu. -Berke

The Flash

Bu seriyi sevenler elbette vardır ancak Rebirth döneminde başlayan Flash dergisi, ilk 13 sayısında bize öyle kötü bir hikaye verdi ki serinin kötülüğünü ilk sayılardan itibaren anlayıp durması için her sayının sonunda dua ettik. Godspeed adındaki bir kötüyü duyurduktan sonra Godspeed’in aslında kim olduğunu açıkladıkları noktada, çizgi romanlardaki en klişe yöntemlerden birisini kullanıp karakterin bütün çekiciliğini yerle bir etmeleri, okuduğumuz sayıların içlerini boşaltmalarını, 2016’nın en kötü girişimlerinden birisi olarak bile ele alabiliriz. -Mustafa

Yorumlar