DC Evreninde Yaşamın Güçleri

DC evreninin yaşam güçleri olan The Green, The Red, The Grey, The Clear ve The Black hakkında bir rehber.



DC Comics, çizgi roman evreni içinde bazı farklı kozmik varlıklara sahip olan bir şirket. DC evreninde hepimizin yakından tanıdığı, Green Lantern birliğini yaratan Guardians of the Universe, bütün varlıklardan üstün olmaları gerekirken birbirleriyle kavgaya düşen New Gods, yani Darkseid, High Father ve Orion gibiler, evrende olup bitenleri kaydeden, evrenin bütünlüğünü kontrol eden Monitor ve Harbinger gibi karakterler, DC evreninde kolektif bir kozmik gücü kontrol ediyor. Bunların yanı sıra, DC evreninin tamamını içine hapseden, evrende yer alan varlıkların dışarıya kaçmasını kesinlikle engelleyen, kendisine dokunanı kül eden bir sur, Source Wall ve onu gözleyenler var. Bunları geçtiğimizde evreni korumayı kendilerine vazife edinmiş olan Green Lantern birliğinin yüzüklerinin bağlı olduğu, "Emotional Spectrum" denen bir kozmik yapı var. Bu yapı, evrende yer alan farklı duyguları, kullanılabilen somut bir güce çevirebiliyor. Yeşil Fenerler bu sayede düşüncelerini maddeye çeviriyor, Kırmızı Fenerler bu sayede kan kusabiliyorlar. Gördüğünüz gibi evrenin tamamı bu ve benzeri kuvvetlerle dolu. Bunların her birini ayrı ayrı mercek altına almak bambaşka bir keyif ancak bu yazıda, Dünya'nın, gezegenimizin yaşamını kontrol eden güçlere bakacağız.

Dünya'da Elementler Konseyi bulunmaktadır. Bu konseyin azaları, Dünya'nın varlığına dayanmaktadır. Bu varlıklar, Dünya'da meydana gelen her şeyi kontrol eder, kendilerine bazı "avatarlar" seçer, bu avatarlar vasıtasıyla dünyayı korumaya çalışırlar. Hani bir şarkı sözü vardır ya "tanrı istemezse, yaprak düşmezmiş" diye, işte o yaprağı düşürmeyen tanrılar, bu konseyin azalarıdır. Yaşam veren, yaşam alan, Dünya'yı şekillendiren bu varlıklar, avatarlarının yanı sıra, kendilerine bağlanabilen kimselerle de iletişim kurar, onlara kendi imkanlarını sunarlar.


Isaac Asimov'un Nemesis romanındaki Erythro ya da Foundation serisindeki Gaia gezegenindeki varlıklar arasında kolektif bir bilinç vardır. Gezegendeki bütün varlıklar birbirleriyle bağlantılı ve telepatik olarak bütünleşiklerdir. Örneğin varlıklardan birisi acı çektiğinde, bütün gezegen onun acısını hisseder. Tabii, boyutuna göre herkes aynı şeyler hissetmez ancak örneğin, gezegenin bir kısmına bir uzay saldırısı olsa, ya da bir yerde toplu katliam yapılıyor olsa, bunun acısını bütün gezegen hissedecektir. Asimov'a göre gelecekte, nihai evrimin olasılıklarından birisi budur ve belki de en ideal var olma biçimidir. İşte DC evrenindeki yaşam güçleri de bu ideanın etrafında şekillenir. Dünya'daki her şey birbirine bağlıdır ve varlıklar uyum içinde, bütünleşik bir şekilde var olurlar.

Bu yaşam güçlerine ve onlara bağlanabilen kimselere bakalım.

The Green


Yeşil, yeryüzündeki bütün bitkilerin kontrolünü sağlayan, Dünya'daki yeşili birbirine bağlayan yaşam gücüdür. Bütün yaşam güçleri içinde belki de gücünü en çok sergileyendir.

Swamp Thing; Alec Holland, bir bataklık içinde ölüp Swamp Thing'e dönüştüğünde The Green ile bağlantı kurdu ve bütün gücünü, yeşilin elemental kuvvetinden aldı. Swamp Thing, doğadaki çiçeklerle, ağaçlarla ve kökleri dünyaya bağlı her şeyle iletişim kurabiliyordu. Hatta kendi üzerinde yetişen bir bitki örtüsü bile vardı.

Poison Ivy; Poison Ivy'nin, bitkileri kontrol edebiliyor olması sadece bir tesadüf ya da kötücül bir kaza değil. Pamela Isley, Poison Ivy'e dönüştüğünde The Green'e bağlanmıştı ve bu yüzden bütün bitkilerin kontrolünü eline alabiliyordu. Bir ağaç kesildiğinde, bir çiçek koparıldığında Ivy, sadece göstermelik bir acı yaşamıyor, o ağacın hissettiklerini de hissediyordu. Yukarıda bahsettiğimiz kolektif bilinç vardı ya, bunu en net biçimde Poison Ivy kimliğinde görüyoruz.

Alan Scott; Green Lanternların atası, Altın Çağ'ın yeşil feneri Alan Scott, New52 dönemi öncesinde ana evrende bir kahramandı. Onu "Yeşil"e bağlayan dönem New52 dönemiydi. Earth-2 serisinde, diğer dünyada, evlilik teklifi yapmayı düşündüğü sevgilisiyle bir tren kazasına karıştıktan sonra Dünya'nın merkezinden gelen The Green, Alan'ı şampiyonu olarak seçmiş ve avatarı olarak kullanmaya başlamıştı. Earth-2'nun Green Lantern'ı, gücünü işte doğrudan bu kaynaktan çekiyordu. Parmağındaki yüzükse sadece güzel gelecek olasılıklarının bir hatırlatıcısı olarak kalmış aksesuarıydı.

Seeder; Jason Woodrue, eskiden Swamp Thing'i inceleyerek onun yapısını anlamaya çalışan, deri hastalığı sahibi bir doktordu. Daha sonra gücü elde etmiş ve Swamp Thing aracılığıyla Green'e bağlanmıştı. Ancak yeşil, ona çok ağır gelmişti ve aklını kaybetmesine neden olacaktı. O zamanlar adı Floronic Man'di. New52 döneminde ise Woodrue daha iyi birisiydi ve Seeder adını alarak, ölümüne kadar Green'i korudu.

The Red


Kırmızı, yeryüzündeki hayvanları birbirine bağlayan elementtir. The Green, rengini doğanın yeşilinden alırken The Red, rengini kanın kırmızısından alır. Bütün hayvanlar ve aslına bakılırsa yeşil dışındaki tüm canlılar Red'e bağlıdır. The Green kadar güçlü bir kuvvettir ve yeryüzünde, yeşilin müttefikidir.

Buddy ve Maxine Baker; Eski evrende Animal Man, yani Buddy Baker, ölümü sonucunda The Red'in kalbini bulmuş ve zamanla kendisini, Red'in elementlerini kullanarak yeniden diriltebilmiştir. Kırmızının avatarı olarak tanınmıştır. New52 evreninde ise çok daha farklı bir şey gördük. Aslında The Red, kendisini koruması için evrenin hayvansal gücünü Buddy'nin kızı Maxine'e vermiş, Buddy ise sadece onu korumakla görevlendirilmişti. Animal Man bu yüzden istediği zaman farklı hayvanların özelliklerini kullanabiliyordu. Çünkü doğadaki tüm hayvanlara ulaşabiliyordu The Red sayesinde.

Vixen; CW dizi evreninden, kendisini artık tanıyanlar boldur. Boynundaki bir tılsım sayesinde başka hayvanların güçlerini kendi bedeninde toplayabilen Vixen de bunu The Red sayesinde yapabiliyor. Taktığı tılsımın ait olduğu tapınakta, Red kutsanır ve ona hizmet edilir, bu yüzden tılsım bir armağandır. Vixen de atalarının hizmeti sayesinde, canlıların gücünü kontrol edebilmektedir tıpkı Animal Man gibi.

Beast Boy; Teen Titans ekibinin hiçbir zaman değişmez üyesi ve kendisini Young Justice dizisiyle daha da ön plana çıkaran Beast Boy'un gücü de The Red'den gelir. Young Justice'te, M'gann'ın kanıyla iyileşen ve onun özelliklerini kullanabilen Garfield Logan, çizgi romanlarda, bir yeşil maymunun kanını kullanmıştı. Bu da ona Red'e dokunabilme imkanı sunmuştu. Diğerlerinin aksine Gar, sadece güç almakla kalmıyor, hayvanın kendisine de dönüşebiliyordu.

Yolanda Montez; Crisis on Infinite Earths serisinde zarar gören Wildcat Ted Grant'ın yerine Wildcat ismini alan Yolanda, aslında The Red ile buluşmasını Earth-2 evreninde yaptı. Darkseid'ın evreni yok etmek için gönderdiği ordunun başındaki Desaad, Yolanda'nın önceki güçlerini kendi amaçları için kullanmaya kalkmış, sonunda da Dünya'nın kalbindeki The Red konseyi, Yolanda'yı kendi şampiyonları seçip Darkseid'a karşı öne sürmüştü. Earth-2'da Alan Scott'ın bir diğer elemental müttefiği oldu.

The Blue


Aslında genel olarak bu kuvvetin adına "The Clear" denmekte fakat The Blue da bir diğer söylenişi. Mavi, evrende bulunan bütün su ekosistemli yaşamları ve okyanus temalı elementleri birleştiren, onu bir arada tutan varlıktır.

Aquaman; Aquaman'i burada görmeyi tabii ki de bekliyordunuz. Ama artık Aquaman'in balıklarla "konuşmasının" neden o kadar da absürt ya da saçma olmadığını anlamışsınızdır. Öncelikle Aquaman zaten balıklarla ya da başka bir deniz canlısıyla konuşmaz. Onlara telepatik sinyaller gönderip yönlendirebilir, onlardan gelen sinyalleri algılayabilir. Bunu, Clear'a dokunarak yapabiliyor işte. Yukarıda bahsettiğimiz "kolektif bilinç" meselesini hatırlayalım. Aquaman bütün deniz canlılarını, "The Blue" sayesinde bir varlık olarak görüp hepsini hissedebiliyor. Bu yüzden Aquaman'in bu yeteneği sadece bir yetenek değil, gülünç bir yetenek hiç değil. Kendisi gibi okyanusları kontrol edebilen bir de Naiad vardır. O da yukarıda görmüş olduğunuz görseldeki varlıktır.

The Grey 


Yaradılışın başlangıcında, yaşama imkanı olan bazı tohumlar, hayat yaratsınlar diye Dünya, Jüpiter ve yok olan bir gezegene ekildi. Dünya'da otlar oldu ve Green onları sahiplendi. Yok olan gezegende ise ortak bir bilince sahip olan bir mantar kolektifi doğdu. Bu gezegenden gelen bir göktaşı dünyaya çarptı ve onu Grey sahiplendi. İnsanların doğumuna kadar Green ve Grey birlikte var olurken, zamanla bir husumet oluştu ve birbirlerine düşman oldular. Green gücünü arttırdı, Grey daha sakin kaldı. New52 evrenine geçtiğimizde ise Grey daha sert bir formda doğdu. Ölümü ve her şeyin çürüyüşünü sağlayan şey oldu. Kendisini Earth-2 evreninde gösterdi.

Solomon Grundy; Grey'in dünya üzerinde çok bağlantısı yoktu ancak Earth-2 evreninde, The Green kendisine şampiyon olarak Alan Scott'ı seçince, Grey de Solomon Grundy'i dünyaya saldı. Grundy, yaşayan her şeyin içindeki yaşamı çekip yok etti. Bütün elemental güçler, dokundukları yeri hissederken, Grundy, dokunduğu yerleri hissizleştirmeyi seçti.

The Black (The Rot)


Bu noktaya kadar yaşamla alakalı güçlere bakmıştık. Kara ya da Çürümüşlük, ölümün evren üzerindeki gücüdür. Ölümün ve çürüyen şeylerin olduğu yerlerde kök salar. Yok olmayı sağlayan şeydir. Ölen varlıkların cesetlerini çürüten güçtür. Kemik Krallığı merkezidir. The Red ve The Green'in düşmanıdır. Yaşayan her şeyin düşmanıdır.

Anton Arcane; Arcane, Swamp Thing'in bir düşmanıydı. Hatta baş düşmanıydı. The Green aracılığıyla yaşamı yeşertmeye çalışan Swamp Thing'in yaptıklarını zıttına çevirip var olanları yok etmeye ant içmişti. Swamp Thing tarafından öldürüldü ancak geri dönüp ölülerin cesetlerini kontrol etmeye başladı ve her zaman çürümeye devam eden bir bedenle yeryüzünde seyahat etmeye devam etti, gittiği yerlere ölümü de davet etti.

***

İşte DC evrenindeki yaşam güçleri bunlardır. Yakın zamanda Animal Man ile Swamp Thing'in ortak macerası olan Rotworld'de Red ile Green'in müttefik olup Rot'a karşı savaştığını görmüştük. Earth-2 evreninde ise serinin ilk öyküsü Gathering'de, Green ile Grey'in savaşına tanık olmuştuk. En güncel olarak da World's End serisinde, Darkseid, Earth-2'yu yerle bir etmek için geldiğinde, Dünya'nın elemental güçleri birleşmiş ve hepsi kendilerine birer şampiyon seçip Darkseid'a karşı savaşmışlardı. World's End serisinin en büyük olayı da buydu. Bunun yanı sıra Alan Moore'un tanıtımına başladığı bu güçleri, kendisinin yazdığı Swamp Thing'de okuyabilir, okuduğunuz kısımların incelemelerine şuradan ulaşabilirsiniz:


Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget