İnceleme: Trinity #6 [İlk Hikaye Finali]

Batman, Superman ve Wonder Woman'ın bir araya geldiği Trinity dergisi, Rebirth dönemindeki ilk hikayesini tamamlıyor!


[update title="Künye" icon="info-circle"]Yayınlandığı Tarih: 15.02.2017
İçerdiği Sayı: Trinity #6
Hikaye: Better Together Finale - At the Mercy
Yazar: Francis Manapul
Çizer: Emanuela Lupacchino
Yayıncı: DC Comics[/update]
Trinity dergisinin ilk hikayesinin sonuna geldik. Geçtiğimiz sayılarda, Batman, Superman ve Wonder Woman, Mongul'un kullandığı Black Mercy bitkisinin etkisiyle bir rüya alemine mahkum olmuştu. Dış dünyada ise Poison Ivy, bu düş dünyasında yer alan ve kendi çocuğu olduğunu düşündüğü bir çocuğu kurtarmaya çalışıyordu. Mongul, Ivy'i, kandırdığını ve çocuğun kendisine ait olduğunu söylemişti. 5. sayının sonundaysa çocuk, üçlünün bedeninde dünyaya gelmiş ve "anne ben geldim" demişti.


[error title="Spoiler Bölgesi" icon="exclamation-circle"] Sayının başında, üçlünün bedeninde değil, sadece Superman'in bedeninde uyanan kişinin Mongul olduğunu öğreniyoruz. Mongul, Poison Ivy, Lois ve Jon ile uğraşırken, rüyadaki üçlü, çocukla, White Mercy ile konuşuyor. White Mercy, üçlünün geçmişlerine bakarak insan olmanın, sevilmenin ne demek olduğunu öğrendiğini söylüyor ve onlara yardım etmek istiyor. Batman itiraz etse de White Mercy onun bedenine giriyor ve gerçek dünyada uyanıp Superman'in bedenindeki Mongul ile savaşıyor. Süper güçleri olmasa da Batman'in her şeye hazırlıklı olduğunu söyleyerek boynundan bir kriptonit kolyesi çıkarıyor ve Mongul'u yıkıyor. Superman'in üzerindeki bitkiyi alıyorlar. Poison Ivy ile de duygusal bir konuşma yapan White Mercy, Bruce'un üzerindeki bitkiyi atıyor. Wonder Woman da kendisinin, gerçeği görebilme kudretiyle kurtuluyor. White Mercy, Ivy'nin hafızasını siliyor. Üçlü onu Gotham'a gönderdikten sonra bir yemeğe oturuyorlar ve olayın bitişini kutluyorlar. Yakınlarındaki bir tarlada ise küçük bir varlık olanları izliyor.[/error]


Görüş


Böylece Trinity dergisinin ilk hikayesi olan Better Together'ın sonuna geldik. Serinin bize ilk sayısından itibaren anlattığı ana tema "birlikteyken daha güçlüyüz" mesajıydı. Tüm hikaye boyunca da üçlümüz, birlikte hareket ederek Mongul'u yenmeyi başardılar. Önceki sayılarda sırasıyla birbirlerinin yaşadıkları sıkıntılara birlikte çözüm buluyorlardı, bu sayıda ise üçü de beraber hareket ederek finale ulaştılar. Wonder Woman rüya aleminde arkadaşlarını taşıyıp onları güvende tuttu, White Mercy'nin kontrolündeki Batman, Mongul'un kontrolündeki Superman'i yendi. Bütün seride olduğu gibi bu sayıda da birliktelik ön plana çıktı. Bu yüzden "Trinity" adını alan bu derginin, neden üç kahramanı bir arada görmeliyiz sorusunu cevaplandırdığını söyleyebilirim.

Sayının sonunda gördüğümüz küçük varlık White Mercy'di tabii ki. Poison Ivy onu kızı olarak görüyordu. O da Poison Ivy'e bir sevgi besliyordu. Bu yüzden olsa gerek, insani bir form aldığında, seçtiği form tamamen bitkilerle kaplıydı. Ivy'nin ilerleyen zamanlarda White Mercy ile yeniden karşılaşacağına oldukça eminim. DC evreninin yaşamını temsil eden "The Green" kendisine yeni bir üye kazanarak temsilcilerinin sayısını üçe çıkardı: Poison Ivy, White Mercy, Swamp Thing. Bir ortak hikaye bekliyoruz artık.


White Mercy, Batman'in bedenini kullanırken, Superman'i durdurmak için "Batman her zaman hazırlıklıdır" düsturunu belirterek boynundaki kriptoniti kullanıyordu. İlk başta bunun artık çok fazla kullanılmış bir klişe olduğunu düşünüp rahatsız olmuştum. Ancak üzerine düşündüğünüzde, Batman'in boynunda kriptonitin olması gayet makul. Tabii ki bunu her zaman takmıyor ama ilk sayıyı düşünürseniz, Wonder Woman ile beraber Clark'ın evine yemeğe gelen Bruce, bu Clark Kent'i hiç tanımıyordu. Hatta onu tanımadığını, ona güvenmediğini de defalarca belirtmişti. Yani, eğer ters bir şey olsaydı, bu Clark bekledikleri gibi bi kişi olmasaydı, Bruce'un buna karşı yapacak bir şeyleri olmalıydı. Barış göstergesi olarak kostümünü giymeden gelmişti, dolayısıyla yedek bir planı olmalıydı. Bu kriptonit kolyeyi taşıması bu yüzden gerekiyordu. Dolayısıyla, bu sahne benim için daha güzel bir hal aldı. Çünkü kriptonit burada bir deus ex machina olmaktan çok, hikayenin kendi içindeki bir element olduğunu çoktan kanıtlamış bir nesneydi.

Genel olarak Trinity'nin ilk hikayesini çok beğendim ben. Kabul, elimizde çok büyük bir hikaye yok ve bazen seriyi okurken My Little Pony'den "Friendship is magic" müziği kafanızda çalıyor ancak bize bu üçlünün, birbirleriyle ilişkilerinin ne denli iç içe olduğunun anlatılması gerekiyordu. Manapul ve seri boyunca çalıştığı pek güzel çizerler, bunu başarıyla anlattılar. Dolayısıyla Trinity, Rebirth'ün en güzel ciltlerinden birisini doğurmuş oldu.
8.5
HARİKA

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget