İnceleme: Legion S01E03 ve 04 - Chapter 3 ve 4

David, Wallace ve Bird ile birlikte anı çalışmalarına devam etmektedir. Bu sırada Summerland karakterlerimizi de yavaş yavaş tanımaya başlarız.


Anlayana kadar birkaç hafta geçirdiğimiz Legion dizisinin incelemeleriyle işte karşınızdayız. Biraz geciksek de görüşlerimizi sizlere sunmaktan vazgeçmek istemedik. Birkaç beyin patladı bu yolda hatta. Ve Legion'un üçüncü ve dördüncü bölümlerini izledik. Dizimizin konusu aslında basit. Her X-Men çizgi romanında, filminde ve hatta çizgi filmlerinde bile görebileceğiniz mutantlar ve onların güçleri ile birlikte yaşama zorlukları, bu yolda çektikleri acılar, yaşadıkları güzellikler... David Haller da onlardan biri. Ancak o biraz(!) daha güçlü olduğu için sorunları da biraz daha büyük.

İlk bölümdeki karışıklıklarla uğraşıyoruz yine bu bölümlerde, bir şeyler bir yandan çözülüyor ama kalan boşlukları daha da büyüterek çözülüyorlar. En basitinden David'in artık ne gibi güçlere sahip olduğunu öğreniyoruz birer birer ve bunları öğrendikçe daha ne gelecek bunun peşinden diye düşünüyoruz. Çünkü omega seviyesinde bildiğimiz bir mutant kendisi ve bu bakımdan güçlerinin bir sınırı yok gibi. Peki bu yüzden mi kontrol edemiyor bu güçleri? David küçüklüğünden beri sorunlu ve hasta görülen, kendisini de artık bu şekilde görmeye başlayan ve bundan kurtulmak adına işi, kendini uyuşturmaya kadar götürmüş bir vatandaş. Bunlar da güçleri üstündeki kontrolüne etki ediyor doğal olarak. Neyseki Melanie Bird ve Summerland'i var. Üçüncü bölümde de David, Melanie ve Wallace ile birlikte güçleri üzerindeki kontrolünü kazanabilmesi adına anı çalışmalarına devam ediyorlar. Anı çalışmalarının önemi çok güzel anlatılıyor tabii. Güçlerinin nasıl çıktığına ve bunu neyin tetiklediğine bakarak onları kontrol etme yöntemlerini öğrenmek istemek soruna doğrudan bir çözüm bulmak demek. Bu yüzden bu iş çok önemli.


Kurgusal olarak böyle harika sebep sonuç ilişkileri kurabiliyor olması benim için dizinin en güzel yanı. Öbür yandan kurguyu takip etmeyi zorlaştıracak kafa karıştırıcı sahneleri ise başka bir güzel tat daha bırakıyor akılda. David'in aklına girdiğimiz her dakika bunu hissetmek daha önce hiçbir süper kahraman dizisinin başaramadığı bir şey bence. Gerçi bu dizi için, bir süper kahraman dizisi tanımlaması yapmak oldukça yanlışmış gibi duruyor.

Dizinin şu ana kadar çıkan bölümlerde en büyük gizemi David'in, anılarında görür görmez çıldırdığı henüz bir isme sahip olmayan yaratık. Bu yaratığın, David'in anılarında gizlediği şeylerle bağlantısı olabileceği gayet mantıklı bir çıkarım. Ancak ağızlardan çıkıp, bu doğru denilenin bile yanlışlanabildiği bir dizide sonuna kadar nelerin tam olarak ne olduğu çok da keskin değil. Umarım bu çok fazla sıkmayacaktır ileride izleyiciyi. Yine de korku ve gerilim duygusunu aktarmayı muhteşem bir şekilde başarışları yüzünden ekrana kilitleyecektir yine bizleri. Bu aktarımın bir diğer kahramanları da oyuncular tabii. Benim özel favorim Lenny karakteri bu konuda. Aubrey Plaza çoğumuza Scott Pilgrim vs. the World filminden tanıdık gelecektir zaten. Beni endişelendiren tek isim ise Syd karakteri ile Rachel Keller şu an. David ile ilgili olmadıkça karakterinin dizi çerçevesinde hiçbir görevi yokmuş gibi duruyor. Sadece David'e kız arkadaş olsun diye koyulmuş olmasını görmek istemiyorum tabii.


Hazır Syd demişken son olarak da kısaca David ile ilişkileriyle ilgili konuşalım. İlk defa bir dizide bir ilişkinin gelişimini merakla ve heyecanla izliyorum. Bu tabii ikisinin de güçleri sebebiyle. Aslında daha çok Syd'in güçleri sebebiyle. Ben ileride Syd'in ona dokunması için David'e izin vereceğini düşünmekteyim. Onunla beden değiştirmekten rahatsız olmama aşamasına gelişi ve David açısından bunun etkileri gibi ilginç sonuçları merakla bekliyorum cidden. Çünkü bir mutantın güçleri ile ilgili sorunlarında bize gösterilen hep oldukça büyük ve basit şeylerdi. İlişkilerine yansımaları ise onları korumak adına uzak duruşlarıydı en yaygın. X-Men'in ilk filmlerinde Rouge karakteri ile yaklaştık aslında ne kadar küçük şeylerde ne kadar problem olabileceğini görmeye ve onun da üstünde fazla duramadılar. Eh, burada tam önümüzde bununla ilgili güzel bir şansımız var diyebiliriz artık bence.

Böyle minik bir sohbet tadında bitiriyoruz incelememizi. Beşinci bölüm incelemesi de hemen bunun peşinden bir gün sonra gelecek. Orada artık biraz daha inceleme şeklimiz de yerli yerine oturmuş olacaktır. Ha bu arada, Syd karakteri üzerinden yapılan Pink Floyd göndermesini fark ettiniz mi? Fargo izleyenler etmiştir mesela. Peki ya dizi içinde gördüğümüz "X" göndermelerine ne demeli? Bence bunlardan daha çok istiyoruz.

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget