İnceleme: Batman #21 - The Button Bölüm Bir

DC Universe Rebirth sonrasında, Watchmen ile DC evreni arasındaki bağlantıyı aydınlatacak The Button hikayesinin ilk sayısını inceledik.

DC Universe Rebirth sayısı yayınlandığından beri, DC'nin, Watchmen/DC Universe bağlantısına değinmesini bekliyorduk. Watchmen'in ana evrene bağlanmasıyla ilgili hala problemlerimiz olsa da hikayeler bu gidişatta sürecek, o yüzden sadece gelen sayıların tadını çıkarmaktan başka yapacak bir şey yok.

The Button hikayesi, 4 sayı sürecek, Batman #21-22 ve The Flash #21-22 sayılarında geçecek. 1 ay içinde, her hafta yeni bir sayıyla öyküyü bitireceğiz.

Button hikayesine gelişimiz, doğrudan DC Universe Rebirth sayısına kadar dayanıyor. Batman ve Barry Allen, Wally West'ten, evrenin 10 yılını çalan bir varlık olduğunu öğreniyorlar, Batman de mağarasının içinde bir Watchmen smiley rozeti buluyordu. Her ikisi de araştırmalarını ayrı ayrı yapıp sonradan güçlerini birleştirmeye karar vermişlerdi. Her iki karakterin dergisinde de ayrı ayrı bir çalışma olmadı ancak güçlerini birleştirmeleri gerekecek etmenler açığa çıkmaya başladı.

Geçtiğimiz hafta Action Comics #977 yayınlandı, sayıda, Clark bazı şeyleri hatırlayamıyor, geçmişine dair bir şeyler hafızasında oturmuyordu. Yine geçen hafta yayınlanan Detective Comics sayısında, her ne kadar Ra's Al Ghul müdahalesi olsa da Batman'in de hafızasında eksiklikler olduğunu öğrendik. Her şey bu noktaya varmış oldu.

Sayımızın yazarı, geçtiğimiz 20 sayıda bizi kah sevindiren kah kızdıran Tom King, çizeri ise DC'nin New52 Justice League serisiyle süper starları arasına giren Jason Fabok.

Hikayede olan bitenleri kısaca anlatalım. Bundan sonrası SPOILER bölgesi olmakta, dikkat edelim.


Spoiler Bölgesi...

Sayı, bir hapishanede, bir hokey oyununu izleyen mahkumlarla başlıyor. Mahkumların arasında Legion of Superheroes'tan tanıdığımız Saturn Girl var. Hokey maçında, bir oyuncunun öleceğini söyleyip bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyor. Daha sonra BatCave'e dönüyoruz. Batman, elinde Watchmen butonuyla maçı izliyor ve maçın sonunda Taylor isimli oyuncunun, diğer oyuncu tarafından dövülerek öldürüldüğünü görüyoruz. Daha sonra butonu masasındaki Psycho-Pirate'ın maskesinin yanına bırakınca, maske, rozeti etkiliyor ve bir anlığına Thomas Wayne'i Flashpoint'teki kostümüyle görüyoruz ama kayboluyor. Daha sonra Flash'ı arayan Batman, 1 dakika sonra buluşmak üzere anlaşıyor ancak onun yerine Reverse-Flash geliyor: Eobard Thawne! Eobard, bir gücün kendisini dirilttiğini söyleyerek, Thomas'ın, Bruce'a bıraktığı mektubu parçalıyor ve karşılıklı dövüşmeye başlıyorlar. Eobard, Bruce'u yere yığıyor ama Bruce da karşılığını veriyor. Ancak Bruce, 1 dakika içinde Flash'ın gelmesine güvenirken, Barry gelmeyince, Eobard, Bruce'u yığıyor ve rozeti eline alıyor. Bir anlığına bir parlaklık oluyor, Eobard ortadan kayboluyor. Aynı parlaklık yeniden geldiğindeyse, Reverse-Flash çürümek üzereyken "Tanrıyı gördüm" diyor ve ölüyor. İşte bu sırada Bat-Cave'e Barry geliyor ve yerde Bruce'u baygın halde, Reverse-Flash'ı ise ölü halde buluyor, sayı sona eriyor.


Şimdi, incelememize geçelim. Neler oluyor?

Öncelikle DC Universe Rebirth serisinde kısaca gördüğümüz Saturn Girl'ü yeniden gördük. Yeni evrende henüz bir Legion of Superheroes ekibi yok. Ne zaman geleceklerini de bilmiyoruz ancak daha önce Legion'a ait bir yüzük görmüştük. Saturn Girl'ü deli diye içeri kapattıklarını görmüştük. I am Suicide hikayesi içinde Batman, Arkham'ı ziyaret ettiğinde Saturn Girl'ü orada görmüştük. Şimdi hala kendisini zapt ediyorlar. Öyle geliyor ki yakın zamanda da dışarı çıkarmayacaklar. Hokey maçındaki ölümün büyük sonuçlara yol açması muhtemel. Saturn Girl'ün bundan korkmasının yanı sıra Batman, bu olayı kameralarından tekrar izliyor, Flash da olayı durdurabilme ihtimali olduğunu düşünüyordu. Yani, bu hokey maçında ya ölen oyuncu ya da katil oyuncu, bir noktaya bağlanacak. Ancak bunun kısa sürede olacağını sanmıyorum. Örneğin, zamanında Superman ve Wonder Woman New52 döneminde ilk kez öpüştüklerinde, Booster Gold, bunun felakete sebep olacağını söyleyemeden zamandan silinmişti. Rebirth'le beraber o öpüşmenin hiç olmamış olması gerektiğini yavaş yavaş anlıyoruz. Legion ve bu hokey maçı meselesinin de daha 1-2 senesinin olduğunu düşünüyorum.


Sadece bu seriyi okuyanlara bilgilendirme yapalım. Batman daha önceki sayılarda Psycho-Pirate isminde, maskesini taktığında karşısındakinin duygusal halini değiştirebilen bir manyağın peşindeydi. Onun yüzünden Bane ile mücadele etti. Masasında bulunan maske oradan geliyor. Olayı rozette bulunan radyoaktivite ile bağdaştırdılar. Ancak o maske, duyguları yansıtan bir maske. Şimdi teori zamanı! Thomas Wayne, Batman olarak, Flashpoint'teki hali ile ortaya çıktı ve kayboldu. Watchmen'in, daha doğrusu Dr. Manhattan'ın, New52'dan ve evrenler arası akışın düzeninden sorumlu olduğunu gördük. Dolayısıyla rozet de evrenler arası bir yerden geldiği için bir nevi portal vazifesi görüyor olabilir. Maske de duyguları yansıttığı için Bruce'un duygularını, Flashpoint evrenine yansıtarak orada hala var olan Thomas Wayne'i çekti. Thomas Wayne'in gelmesiyle, rozetin çıkardığı enerji Eobard Thawne'ın dikkatini çekti.

Şimdi, çizgi roman okumaya Rebirth ile başlamışsanız, bu sayıda Eobard'ın gözükmesinin ne önemi olduğunu soruyor olabilirsiniz. Flashpoint serisinin sonunda Thomas Wayne, Eobard Thawne'ı öldürüp kalbini deşmişti. Rebirth Flash serisinde ise Zoom'un aslında Eobard Thawne olduğunu hem biz öğrendik, hem de Thawne bunu hatırladı. Dolayısıyla kendisini diriltip zaman akışında saklayanın kim olduğunu merak ederek mağaradaki rozete geldi. New52'daki Eobard Thawne karakteri böylece süreklilik içinde olmaktan çıkarılıp silindi, aklımızda bulunsun. Özellikle geçen hafta çıkan Action Comics sayısıyla, Superman'in geçerli köken hikayesinin Secret Origin olduğunu ilan etmeleriyle, DC'nin New52'yu tamamen silip yok etmeye ant içtiğini görüyoruz.

Rozete dokunduktan sonra yok olup tekrar geldiğindeyse çürüyordu. Zaten kendisini yok edip getiren o mavi ışığın büyük ölçüde Dr. Manhattan'dan kaynaklandığını biliyoruz. DC Universe Rebirth sayısında da aynı ışık, New52'nun gizemli karakteri Pandora'yı yok etmişti. Thawne direk "Tanrı'yı" gördüğünü söyleyerek öldü. Kast ettiğinin bizzat Presence olduğunu sanmıyorum. Yolu muhtemelen Mars'ta ikamet eden Manhattan'a düştü. Batman butona dokunduğunda hiçbir şey olmamıştı ancak Thawne'ın ölümü, görmemesi gereken bir şeyleri görmesi sebebiyle oldu diye düşünüyorum. Öte yandan, Thawne'ın, Flash'ın The Button sonrası hikayesinin baş düşmanı olacağını biliyoruz, bunu duyurdular. Bu yüzden sayının en şok edici noktalarından birisinden aldığımız tat uçup gidiyor.


Sayı oldukça sıkıştırılmıştı bir bakıma. Çok büyük bir kısmını Reverse Flash/Batman dövüşüne ayırmış King ve Fabok. Reverse Flash'ın, Batman'e yapabileceği en büyük kötülük kesinlikle Thomas'tan gelen mektubu parçalayıp yok etmesiydi. Bruce'un sayıda sabrının taştığı nokta da buydu. Sonrasında da ikilinin dövüşüne başladık. Batman, 1 dakika sonra Flash'ın geleceğinden o kadar emindi ki Reverse Flash'ı 1 dakika oyalamanın yeterli olacağını düşündü. Benim sayıdaki sıkıntı olarak gördüğüm şeylerden birisi buydu. Batman, Flash'ın geleceğinden o kadar emindi ki 1 dakika sonlandığında resmen teslim oldu. Batman bu değil?! O bir dakikada Flash'ın gelmesini bekliyor olabilir ancak bir yedek plan da geliştiriyor olmalıydı. Sıradan bir yerde olmuyor ki bu dövüş, Bat-Cave'in merkezinde! Scott Snyder'ın Batman serisinde sevmediğim çok şey olsa da Court of Owls'un, Bat-Cave'e saldırıya geldiği yerde Bruce o zaman da hazırlıksız yakalanmıştı ancak kalesini öyle bir korumuştu ki karşısındaki koca Talon ordusunu yıkmıştı. Şimdi, Reverse Flash'a karşı yapabileceği hiçbir şey yok muydu yani? Hala inatla soruyorum: Neden Flash'a bu kadar bel bağlıyorsun? Üstelik Thawne geldiği zaman, "oo Barry, genelde gecikirdin" gibi bir cümle kurup, Barry'nin 1 dakika sonra oraya geleceğinden nasıl emindi mesela? En büyük hata buydu sayıdaki bana göre.


Tom King'in Batman karakterizasyonu yer yer canımı sıkıyordu zaten ancak Reverse-Flash'a karşı tutunduğu tavrı hiç sevmedim. En azından bu sayıda Batman, papağan gibi bir şeyleri tekrar edip durmadı. Öte yandan, tüm dövüş sahnesini, 9lu bölmeler halinde parça parça resimleyen Fabok, sayının genelinde de oldukça güzel bir iş çıkarmış.

Önümüzdeki sayı, Flash #21'de olacak. Aksiyon dozu bu kadar yüksek bir sayıdan, açıklama kutularıyla dolu bir sayıya geçmeye hazır olun. Joshua Williamson'ı, Flash serisine Godspeed'i soktuğundan beri sevmiyorum. Justice League vs. Suicide Squad serisinde de ilk sayıda aksiyonu verip ikinci sayıyı açıklama kutularıyla doldurmuştu. Önümüzdeki sayıda her şeyi detaylıca öğreneceğiz ancak bu sayıda hemen hemen hiçbir şey öğrenemediğimizi göz önünde bulundurursak, seri kendini 3. sayısında toplayacak gibi duruyor.

GÖRÜŞ


Bu senenin büyük olaylarından birisi olmasını beklediğimiz The Button hikayesi oldukça hızlı bir başlangıçla açılış yaptı. İpucu ve sorularla bizi arkasında bırakmasına rağmen, en azından uzun zamandır yükselttiğimiz beklentilerimizi karşılamaya yakın bir giriş oldu. Kötü ve zorlama kısımları olsa da Batman 21 güzel bir sayıydı.
8.0
GÜZEL

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget