İnceleme: Secret Empire #2

Captain America'nın Hydra liderliğinde hareket ettiği Secret Empire serisinin 2. sayısının incelemesi.


Marvel'ın bu seneki büyük hikayesi Secret Empire'ın 0. ve 1. sayılarını okuyup incelemiştik. O sayılara buradan ulaşabilirsiniz:

İnceleme: Secret Empire #0
İnceleme: Secret Empire #1

2. sayının hikayesine bakıp değerlendirmesine geçelim. Sayıyı okumuşsanız doğrudan değerlendirme kısmına atlayabilirsiniz.

HİKAYE

Sayımız, geçen sayıdaki Las Vegas bombalamasının ardından geçiyor. Kahramanlar, bombalama durduktan sonra sağ kalanları bulup kurtarmaya çalışıyorlar. New York'ta ise Luke Cage, Iron Fist ve Jessica Jones, bazı yerlere girip Claire Temple'ın ihtiyacı olan tıbbi gereçleri toparlamakla meşguller. Bir numaralı hastanın ise Dagger olduğunu öğreniyoruz. Bütün kahramanlar New York'un ortasında karanlığa mahkum bırakıldıktan sonra Dagger, yüksek bir noktaya çıkarak insanlara ışık kaynağı olmaya çalışmış anca gücü azalıyor.

Şehirde, bazı insanlar silahlarla diğerlerinin elindeki ilaçları almaya geldiklerinde Wilson Fisk ortaya çıkarak, insanları soymaya çalışanları öldürtüp, soyulacak insanlara, onları koruyanın Kingpin olduğunu hatırlamalarını söylüyor ve gidiyor.


Avengers'ın saklandıkları yerde ise Black Widow gerekeni yapıp Steve'i öldürmelerini, kafasını koparmalarını söylüyor. Tony ise önce Rick Jones'un kendilerine bıraktıkları mesajı dinlemeyi öneriyor. Rick, mesajda, Cap'e ne olduğunu bildiğini söylüyor ve Steve'in başından geçen her şeyi anlatıyor. Onu düzeltebilmenin yolunun da Kobik'in parçalarını bulup birleştirmek olduğunu söylüyor. Daha sonra Avengers bir anlaşmazlığa düşüyor. Hawkeye ve Tony, Steve'i düzeltebileceklerini düşünürken Natasha, Steve'in tüm bunlardan sonra bir daha kahraman olabileceğini düşünmediğini, bu mesajın da sahte olduğunu söyleyerek Steve'i öldürmeleri gerektiğinde ısrarcı kalıyor.

Öte yandan Steve, Las Vegas'ta ölenlere baş sağlığı diliyor ve sokakların biraz sakinleşmesini sağlıyor ancak iç odada Zemo ile konuşurken bu yapılandan çok pişman ve en sonunda Zemo'ya, eğer kozmik küpü bulabilirlerse ölüleri bile geri getirebileceklerini, dünyayı düzeltebileceklerini söylüyor. Zemo'ya, küp parçalarını ne olursa olsun bulması için emir veriyor.


Nat ve Clint birlikte konuşuyorlar ve Clint, küp parçalarını arayacaklarını söylüyor ve Nat onu öptükten sonra bayıltıp yanından ayrılıyor. Clint bunu Tony'e söylüyor. Tony, küp parçalarını bulmak için bir ekip topladığını söylüyor. Ekibinde Hercules, Mockingbird ve Quicksilver var. Daha sonra ekibe Ant-Man de dahil olmak istiyor.

Nat ise saklandığı eve girdiğinde Miles'ın kendisini bulduğunu görüyor. Miles, daha önce Steve'i öldürdüğünü gördüğü anı anlatıyor ve Nat'e yardım etmek istediğini söylüyor. Arkasında da Champions ekibini getirmiş. Nat, "Red Room'a hoşgeldiniz" diyerek onları yanına alıyor.

Ant-Man, diğerlerini bir bara götürüyor ve orada aradıkları kişiyi bulacaklarını söylüyor. Sonunda da daha önce kalkanı bırakmış olan Sam Wilson'ı buluyorlar.

Ve sayının sonunda, 3 kötünün saldırmakta olduğu kızı birisi kurtarıyor. Kız kimsin sen dediğinde ise adamı görüyoruz: "Ben Steve Rogers ve sadece evime dönmeye çalışıyorum". diyor.



DEĞERLENDİRME

Sayının kapağından başlayalım. Kapakta Doctor Strange'in büyüsünün altında etrafa dağılan Daredevil, Luke Cage, Iron Fist ve Jessica Jones'u görüyoruz. Bu dörtlü bildiğiniz üzere Netflix'in Defenders dizisindeki Defenders ekibini oluşturuyor. İşin sevimli yanı ise, Marvel çizgi romanlarında evvelden beri süregelen Defenders takımının bu ekiple bir ilgisi yokken, Doctor Strange, o Defenders takımlarının hemen hemen hepsine liderlik yapmıştı. Dolayısıyla, yeni Defenders ekibi ile birlikte Strange'i birlikte görmek güzel. Sayı içinde kapakla alakalı hiçbir şey görmemekse can sıkıcı.

Önce canımı biraz sıkan iki konudan bahsedeyim. Bu sayı bana kolektif bir DC Comics hikayesi okuduğum izlenimini verdi. Bu, karanlık tonundan veya anlatım tarzından dolayı değil. Bana iki büyük DC hikayesini çağrıştırdı. İlk başta karanlık boyutta sıkışıp kalan kahramanlar ve çaresiz halk kısmı. Batman'in en büyük hikayelerinden No Man's Land'i okumuş muydunuz? Gotham'da bir deprem olur, hükumet köprüleri yıkar, herkes kendi başına yaşamaya çalışır. Klinikler kendi başlarına kahramanların yardımıyla ayakta durur. Kötüler şehri bölgelere ayırıp oralara sahip olurlar. Burada da insanlar tıpkı o zamanki gibi çaresiz ve ilaçlar için birbirlerini soyuyorlar. Defenders, Claire Temple'ın kliniği işletebilmesi için ona ilaç getiriyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam, Nightwing ve Leslie Thompkins de bu şekilde çalışmışlardı. Kingpin kendi bölgesini kuruyor ve kendi ününü yayıyor. Kısacası karanlık boyut kısmı ciddi bir şekilde No Man's Land'i andırdı bana. Muhtemelen Doctor Strange'in 21. sayısında bu bölgeyi daha detaylı göreceğiz. O zamana kadar, bu kısım beni biraz üzdü.


Diğer mesele ise Steve Rogers'ın geri dönmesi. Bu sene DC Rebirth ile birlikte iki tane Superman ortaya çıkmıştı. Birisi güçsüz Clark Kent'ti ve Superman olmadığını söylüyordu. Sonunda da Superman Reborn hikayesiyle konu bağlanmıştı. Şimdi Steve'in, şu anki halinden bağımsız bir versiyonunun çıkması bana o hikayeyi hatırlattı. Bunun nasıl etki göstereceğini önümüzdeki sayıda göreceğiz ancak "İki farklı Steve" hikayesinden farklı bir şey olmasını umuyorum. Civil War II: The Oarth sayısında Steve, komadaki Tony'e, ihtiyar Steve'i hala kafasında duyduğunu söylüyordu. Peter'ın, Superior Spider-Man'de yaşadığı gibi, Steve de içeride çıkmaya çabalıyor olabilir. Son sayfa ise aslında gerçeklikte değil de Captain America'nın bilinçaltında Hydra dürtüsü ile savaşan kahraman Steve'in çabasını gösteriyor olabilir. O sayfalarda çizim ve renklendirmenin değişiyor olması da buna bir işaret gibi gözükebilir. Ayrıca bu Steve'in üzerindeki kıyafetler, 1. Dünya Savaşı'ndan kalma gibi gözüküyor. Yani iyi Cap, içeride bir yerlerde olabilir. En azından şu an için benim oyum bu yönde.

Steve, Zemo'ya, küp parçalarını bulmaları gerektiğini söylediğinde parçaların kimlerde olduğunu gördük. Namor, Xorn ve Black Panther olduğunu gördük. Spencer'ın, özellikle Xorn'u nasıl kullanacağını merak ediyorum. Yine yanlış hatırlamıyorsam, Xorn'un, Grant Morrison X-Men yazdığı zaman Magneto çıktığını biliyoruz. Seri boyunca hem Hawkeye ile Tony'nin ekibinin ona ulaşmasını hem de Zemo'nun onu aramasını göreceğiz.


Miles'ın Civil War II görüsünün ortaya çıkması güzel oldu. En azından bu konuyu bize sürpriz olarak göstermeyeceklerini anlamış olduk.

Andre Sorrentino ise sayının yıldızı. Çizimlerine zaten bayılıyorum. Sayfa içinde odaklaması gereken karelerdeki renkleri daha farklı kullanarak daha çok dikkat çektiği kısımları özellikle seviyorum. Ancak sayıda kendisini aştığı yer kesinlikle, Rick'in, Steve'in başından geçenleri anlattığı yerde Steve'in yaşadıklarının tamamıyla enfes bir kolaj yarattığı çift sayfaydı. Buna çok benzer bir şeyi Secret Wars serisinde Esad Ribic'in kaleminden görmüştük. Orada da Doctor Doom ve Reed Richards'ın yaşadıklarını kolajlayıp ikiliyi çizmişti Ribic.


Nat'in, Clint'i öptüğü sahnede, öpüşmeden sonra Clint'in dudaklarını kontrol ederek, "uyuşturuculu öpücük numarası mı çektin" demesi, sanırım Batman & Robin'deki Poison Ivy'nin öpücüğüne bir gönderme. Geçen aylarda benzer bir numarayı All-Star Batman'de de görmüştük.

Öte yandan Rick'in, bütün "Steve Rogers/Kobik" ilişkisini Hydra kayıtlarını "hackleyerek" bulmuş olması bana çok fazla zorlama geldi. Rick zaten bir hapis odasının içinde ve hemen hemen  çoğu şeye ulaşımı yok. Tamam yetenekli bir hacker ama Steve'in, her gittiği yere bu bilgileri taşıdığını sanmıyorum. Kaldı ki Steve bunları kendisi de bilmiyor. Sadece Steve'i geçelim Hydra içinde bunu bilen iki kişi vardı, Erik Selvig ve Red Skull. Rick'in, Selvig'in belgelerini aldığını düşünecek olursak, Selvig, Steve'e bağlı bir dava adamı olmuştu. Gerçekleri o da artık bilmiyordu. Tüm bunları bilerek, Steve'in sahte bir Hydra ajanı olduğunun farkında olarak hala ona hizmet etmesi ve bunları saklaması bana biraz uçuk geldi.


GÖRÜŞ


Secret Empire, 2. sayısında, önceki sayıların hızını düşürse de Andrea Sorrentino'nun mükemmel çizgileriyle kendisini taşıyor. Sayının sonundaki ters köşe, seriye karşı bazı sorularımızı doğursa da nihayet bütün tarafların kesin bir şekilde seçilmesiyle, önümüzdeki sayıları beklemek için bizi daha da heyecanlandırıyor. 
8.0
GÜZEL

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget