Spoiler'sız İnceleme: Spider-Man: Homecoming

Spider-Man: Homecoming diğer filmlerin yaptığı ve yapamadığı bütün konularda çok başarılı.

Spider-Man'i beyaz perdeye uyarlama kararı alındığından beri belki de Sony'nin verdiği en doğru karar karakterin haklarını Marvel Studios ile paylaşmak oldu. Karakteri hem Marvel Sinematik Evreninde Tony Stark, Steve Rogers ve Avengers gibi markalarla izletip, hem de telif hakkının büyük çoğunluğuna sahip oldular.

Sony bu anlaşmada evini barkını Marvel'a teslim etti desem yanlış olmaz herhalde. Peter Parker seçiminden yönetmen arayışına, her konuda son söz Sony'e ait olsa da Amy Pascal'ın başını çektiği Sony cephesi bizim bildiğimiz kadarıyla Marvel'la hiç ters düşmedi. Çünkü kuşkusuz Kevin Feige ve Marvel bu işi yapmayı çok iyi biliyorlar ve onlar da bunun farkında.

Not: SPOILER YOKTUR.

Spidey'nin ilk kez Marvel Sinematik Evreni sahnesine çıktığı Captain America: Civil War'da bu anlaşmanın ne kadar yerinde bir karar olduğu ve sinematik evren yönetmede Marvel'ın ne kadar profesyonel olduğunu bir kez daha gördük. 15 dakikacık süren ve izleyicinin kursağında ''keşke daha çok izlesek, hemen solo filmi çıksın!'' tadı bırakan Spidey, önceki filmlerin ekşi tadını çoktan unutturmuştu. Ne Tobey, ne de Andrew bize ergen lise öğrencisi hissini Tom Holland'ın 15 dakikası kadar yaşatamadı. ''Bir lise öğrencisi süper güçlere kavuşsa ve bir anda kendisini Avengers'ın içinde bulsa nasıl olurdu?'' sorusuyla yola çıkıldı Peter Parker'ın Marvel Sinematik Evreni macerası için.

Bu sorunun cevabının Spider-Man: Homecoming ile haykıra haykıra verildiğini düşünüyorum. Hem bir süper kahraman filmi hem de bir gençlik filmi olmak arasında harika bir denge yakalanmış. Peter'ı Avengers meseleleri ve lise işleri arasında koşuştururken izlemek çok keyifli çünkü filmi izleyen kesim ağırlıklı olarak genç olduğu için çok rahat empati yapılabiliyor. Bir gün okuldan eve geldiğinizi, Tony Stark ile karşılaştığınızı, sizi Almanya'ya özel uçağıyla götürdüğünü ve Avengers üyeleri ile kapıştığınızı düşünün. Dönüşünüzde ise geride bıraktığınız okuldan eve tren yolculukları ve sıkıcı lise dersleri gibi iç daraltıcı onca mesele var.

Filmin başlangıcından itibaren Peter Parker'ın bütün olayı Avenger olabilmek. Sokakta kaybolan yaşlı kadına yol tarif edişi de, Vulture ile kapışması da bu amaca hizmet ediyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki benim için bu film hem en iyi Peter Parker, hem de en iyi Spider-Man performansına sahip. Kariyerindeki ilk başrol performansında, hele ki Spider-Man gibi dünyanın en popüler süper kahramanının solo filminde Tom Holland bu baskının altından başarıyla kalkmış.


Sinema salonunda filmin başlamasını beklemeye kadar aklımın bi' köşesinde hep ''Tony Stark sahne ışıklarını çalar mı acaba?'' sorusu vardı. Çünkü hem Robert Downey Jr, hem de Iron Man bu evrenin en büyük yıldızları. Yine de Tony'nin Peter'a yol gösterici oluşu, herkes aksini söylerken onu desteklemesi, bana tam olarak baba-oğul ilişkisi olarak gelmese de daha çok usta-çırak ilişkisiymiş gibi gelen kimya, yapbozun kayıp parçası gibiydi. Tetris oynarken ''cuk'' diye oturmuş gibi oldu. Tony Stark'ın karakter devamlılığı konusunda en büyük eksiklerinden biri olarak gösterilen şey de, filmin sonunda çok güzel çözüldü.

Sizi bilmem ama önceki 5 filmde bana lise havası hiç hissettirilmedi, Peter'ın okul arkadaşlarıyla ilişkisi hep eksik kaldı. Bu konuda Homecoming mükemmel bir iş başarıyor. Dediğim gibi harika bir gençlik filmi havası var. Lise ortamından kaynaklı olmak üzere film size sürekli Marvel evreni içinde geçtiğini anlatmak derdinde. Bu durum ilk 5 seferde güzel, keyifli. Ama devamında ekrana doğru ''TAMAM ANLADIK'' diye bağırabilirsiniz. İsteği güzel ama ısrarı fazla.

Michael Keaton'ın harika performansıyla Vulture, Marvel Sinematik Evreninin en iyi baş kötülerinden biri. Zaten sayıları da pek fazla değil. Motivasyonu belli, haddini biliyor ve Avengers radarına girmeden işlerini halletmeye çalışıyor. Filmin ilerleyen bölümlerinde çok da güzel bir ters köşenin içinde. Tam olarak bir ters köşe değil de, Spider-Man ile olan mücadelesi daha kişisel bir durum alıyor ve bu güzel bir şey.


Son olarak filme en büyük eleştirim bitiş sahnesi. Spider-Man'in çizgi roman geçmişini hiçe sayarcasına izleyiciye kötü bi' sürpriz hazırlanmış. O sahne gelip, ''Directed by Jon Watts'' yazısını gördükten sonra bir yandan ağzınız açık, bir yandan gözlerinize inanamadığınız bir durumda kalmanız baya olası.

Toparlarsak; Spider-Man: Homecoming en iyi Peter Parker, en iyi Spider-Man ve bana göre en iyi Spider-Man filminin olduğu çok başarılı bir yapım. Maalesef filmi bu kadar övdükten sonra yılın en iyisi gibi tabirler kullanamıyorum çünkü önünde Spidey'nin boynunu aşan Logan ve Wonder Woman var. Peter'ın lise öğrencisi bir süper kahraman olduğunu iliklerinizde hissediyorsunuz. Empati kurmak acayip kolay, izleyiciyi de böyle kazanıyor. Civil War'daki eğlendiren mizahı bu filmde de aynen devam. Rahatlıkla Marvel'ın en komik filmi. Kostümdeki teknoloji bana karakterin basitliğini bozuyormuş gibi gelse de kabul edilemez bir şey değil. Bu gözler neler izledi bugüne kadar, bunu da atlatır.

Sevgilinizi, arkadaşını veyahut ailenizi takın kolunuza bu filme gidin.

Puan: 8/10

Yorum Gönder

[disqus]

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget