Röportaj: Biz Sorduk Can Bayar Cevapladı; ”Sürahiler Susuzluktan Ölür Mü?”

Geçtiğimiz günlerde de duyurduğumuz Lavi’nin yazar ve çizeri Can Bayar ile küçük bir söyleşi gerçekleştirdik. Çizgi roman dünyasına yabancı olmayan ancak bağımsız bir yazar ve çizer olma yolunda ilk adımlarını atan Bayar’ın ilk röportajını bizimle yapmış olması bizi oldukça sevindirdi. Eğer bu yolda yürümeye devam etmek isterse bir gün mutlaka kendisini daha farklı noktalarda da göreceğimize eminiz. sonuçta her zaman söylendiği gibi, istemek başarmanın yarısıdır. Biz ise kendisini gayet istekli gördük.

O zaman kendisine yönelttiğimiz sorularla ve kendi cevaplarıyla sizi baş başa bırakalım. İyi okumalar.

1-Her Klasik röportaj gibi öncelikle sizi tanıyarak başlayalım, olmazsa olmaz sonuçta.

Merhabalar. Öncelikle ben kendi tabirimle 19 yaşında basit bir çizerim. Çizgi romana ve resim yapmaya kendimi bildim bileli ilgim vardı.Tabii bu işleri ciddiye bindirmem bayağı geç ve zorlu bir süreçti.Sorunlu bir okul hayatı yaşadım. Ama en son kesin kararımı vermemle güzel sanatlara yöneldim. Şu an bir yandan okuyorum, bir diğer yandan da hayallerimi tek tek gerçekleştirmeye çalışıyorum. Hmm, galiba bu kadarım.

2-Lavi’nin yazım sürecinin öncesinde, sizi bu hikayeyi yazmaya yönlendiren neydi? Okuyucularımıza bir ilham hikayesini anlatmak ister misiniz?

Asıl fikrin çıkış kaynağı daha önce yazdığım hikayelerdi. Baktım birçok hikayem birikmiş ama hepsi fantastik, hepsi vurdulu kırdılı. Dedim ki, değişik, biraz daha monoton ve realist bir şey deneyeyim. Ortaya böyle bir şey çıktı. Tabii o zamanlar da biraz karamsardım. Bunun da etkisi çoktu. Sürahi muhabbeti ise tamamen kendimle olan çelişmemden çıkan bir muhabbetti aslında. Sonra elimdekilere baktım, yağmuru sevmiyorum, kafamda “Sürahiler susuzluktan ölür mü? “ gibi bir soru var ve genel olarak depresif bir ruh hali… Bu arada bu hikayeyi ben Temmuz’da yazmıştım, kenarda duruyordu. Sonra çizerliğini yaptığım Olgun Ruhlar Fanzin’in birinci yılı gelmişti ve ona özel bir şeyler yapmak gerekiyordu. İçine düştüğüm birkaç durum ve ruh hali değişimi bu işi ortaya çıkartmama sebebiyet verdi. Belki birinci yıl bahanesi ve bazı olaylar olmasa bu hikaye çok uzun bir süre sonra çıkmış olabilirdi.

3-”Sürahiler susuzluktan ölür mü?”, biz bu sorunun yanıtını merak ediyoruz.

Emin olun, bu sorunun cevabını ben bile veremem size. Ölür dersek kime göre, neye göre ölür? Keza ölmez dersek de aynı şekilde. Belki de karakterimiz Lavi, hikayenin finalinde bize bu cevabı vermiştir. Cevabın hangisine yakın olduğunu söyleyebilirdim ama bence spoilera gerek yok.

4-Peki Lavi hakkında aldığınız olumlu veya olumsuz tepkiler nasıldı?

Genel olarak, gelen yorumlar beklediğimden fazlasıyla iyiydi. Hikayenin yapısı, finale giderken yaptığı yolculuk ve finaldeki kafa karışıklığı düşündüğümden iyi tepkiler gördü. Çünkü ben bile çizimleri bitirip okuduğumda hiçbir şey anlamadım. Belki de farklı bir akışa sahip olduğundandır diye düşünüyorum bu kadar olumlu ilgi görmesi. Olumsuz yorumlara gelirsek eğer hepsi aynı yerden geldi, yazım hataları gibi uyarılardı. Redakte işlemine bundan sonraki işlerde daha çok önem vereceğim ama.

5-Can Bayar genellikle nelerden hoşlanır, hangi tür çizgi romanlarla ilgilenir?

Sürekli bir şeyler üretmek en büyük tutkum açıkcası. Ve tabii durmadan çizmek. Bunların dışında ise herkes gibi müzik dinlemekten büyük keyif alıyorum. Müzikler genellikle kafamda bir şeyler canlandırdığı için çok ayrı keyif alıyorum ve bu şekilde çoğu hikayemi şekillendirmemde yardımcı oluyor. Animelere de yoğun ilgim var, bazen uyumayıp onlarca bölüm bitirdiğim oluyor. Çizgiroman konusuna gelirsek iki büyük ayrım var. Marvel vs Dc gibi. Ben illa ki bu ayrıma tabii tutulacak olursam Marvel tarafındayım. Ağır “Daredevil” fanıyımdır. Tabii, bağımsız eserler daha çok dikkatimi çekiyor. Son zamanlarda ise sadece manga okuyorum. Anlatım tarzları nedense bana daha akıcı ve etkili geliyor.

6-Kendi yazdığınız ve yazacaklarınız dışında okuyucularımıza ‘kesinlikle okusunlar” dediğiniz bir hikaye var mı?

Şahsen kesin bir yargıda bulunamam. Kişisel zevk daha önemli. Herkes aynı şeyden keyif almıyor sonuçta. Ben mesela genelde beslenmek için okuyorum. Artık öyle bir algım oluştu o yüzden “Şunu şunu kesin okuyun” diyemiyorum pek. Ama önerecek olursam Sandman’i kesinlikle okuyun.

7-Ya yazar ve çizerler? Yerli ve yabancı takip ettikleriniz var mı?

Yerli isimlerin neredeyse hepsini takip ediyorum. Ama özel olarak takip ettiğim Ersin Karabulut var. Yabancı olarak ise kesin isim verme taraftarı değilim pek. Çünkü saymakla bitmeyecek bir liste var karşımızda…

8-İşlere geri dönersek, sırada bekleyen hikayeniz var mı, yapım aşamasında veya düşünce aşamasında? Planlarınız neler?

Lavi üçleme olacağı için yakında diğer bölümlerini çıkartacağım ve “Gaggui Comics” adı altında bir sürprizimiz de olacak. Lavi haricinde elimde hazır ve birinci bölümünü çizdiğim “Köz” adlı hikayem var, onu da iki ayda bir olarak yavaş yavaş ilerletmeyi planlıyorum. Ama benim için en büyük proje şu anda “H11” adlı hikayem. 3 kitaptan oluşmasını planladığım bir öykü ve en büyük dememin sebebi ise fanzin formatında değil de bildiğimiz çizgi roman gibi çıkacak olması. İlk kitabın çizimlerinin bu sene sonuna kadar bitmesini planlıyorum. Umarım bu yoğun programın altından kalkabilirim.

9-Peki bu işlerin zorlukları neler, hangi süreçlerde ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Çok büyük sorunlar yaşamadım şahsen. Sadece okulla beraber devam ettirdiğim için zamanlama kaynaklı sorunlarla karşılaştım daha çok. Çünkü yeri geldi günde üç sayfa çizdim. Lavi’nin baskısını bile kendim alamadım okul yüzünden. Bu zaman sorunları haricinde kurguda biraz tökezlemelerim oldu. İlk iş olmasından mıdır yada genel olarak hikaye anlatımımın metafora dayanmasından mıdır, anlamış değilim hala. Biraz maddi problemlerde ve kurguda tökezlememe sebep oldu. Çünkü hikayenin uzaması sayfa sayısının artması demek, bu da normal olarak baskı maliyetini etkiliyor. Ama bir şekilde altından kalkabildiğimi düşünüyorum.

10-Son olarak, Türk çizgi romancılığına yeni atılan bir isim olarak ülkemiz çizgi romancılığının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de bu iş her ne kadar durgun gözükse de her geçen seneye baktığımızda yavaş yavaş da olsa bir gelişmede olduğumuzu düşünüyorum. Gerek çıkan dergilerdeki çizerlerin solo işlerinin gösterdiği artış olsun, gerek bu piyasaya girmeye çalışan insan sayısı olsun gelişme var bayağı. Özellikle son zamanlarda etkinlikler de arttı bu yönde. Belki yanlış düşünüyorum ama sinema sektörünün şu anda çizgi roman piyasasının elinde olmasının da etkisi var bunda bence. Sonuçta birileri çıtayı yükselttikçe işlerin ulaşabileceği boyutlar durmadan değişiyor.

Çizgi Kafe’ye bana böyle bir fırsat verdikleri için teşekkür ediyorum, sağlıcakla kalın.

Yorumlar