Aquaman – Spoiler’sız İnceleme

Ülkemizde bu Cuma vizyona girecek Aquaman’i basın gösteriminde izleme fırsatı buldum ve baya baya bayıldım. Spoiler’sız da olsa konuşmamız gereken şeyler var.

Öncelikle filmin benim için başarması gereken üç şey vardı. İlki seyirciye Arthur Curry’i sevdirmek. Çünkü Aquaman, Justice League’in en zayıf karakterlerinden biriydi ve filmde hem karakter yoldan geçerken ekibe katılmış gibi davranıldı, hem de hikayeye hiçbir katkısı yoktu.

Ayrıca ilk iki Avengers filminde Thor’un yaşadığı sıkıntıları çekiyordu. Hikayeye zorla dahil olmuş ve oraya ait değilmiş gibiydi. Thor’un MCU’daki kötü gidişatını Ragnarok değiştirdi, Infinity War’da da en sevdiğimiz karakterlerden biri oldu.

Bunun aynısı Arthur Curry için Aquaman’de yaşandı. Justice League 2 saat boyunca Arthur’un ne güçlerini ne de orijinini anlatabilmişti. Aquaman solo filmi bunu 10 dakikada falan halletti. Justice League’i izlememiş ve Aquaman’i bilmeyen biri için film bilmeniz gereken her şeyi anlatıyor zaten. Hem de bunu 10 dakikada falan yaptığı için geri kalan 2 saati Arthur’un neler yapabileceğini bilerek izliyorsunuz. Film Arthur’u sevdirme konusunda çok başarılı.

Diğer yapması gereken şey de hem doğru düzgün bir Atlantis tanıtımı yapıp hem de Atlantis’i hikayede etkin kullanmaktı. Bu konuda verebileceğim iyi ve kötü örnekler var. Kötü örnek ilk Thor filmindeki Asgard. Bütün Asgard kraliyet odalarından ibaretmiş, sanki Asgard halkının tamamı gezegeni terk etmiş gibiydi. İyi örnek de Black Panther’daki Wakanda. Film Wakanda’daki sınıf ayrımını, hem Wakandalıların hem de kraliyetin yaşamını çok güzel anlatmıştı. Wakanda halkı da filmin içindeydi. Aquaman’de de öyle. Arthur, Atlantis’e yabancı olduğu için film boyunca siz de onunla bir şeyler öğreniyorsunuz. Farklı gezegenlerde, farklı boyutlarda veya hayali ülkelerde geçen filmlerin yapması gereken şeylerden biri seyirciye filmin geçtiği yerin kültürünü aktarabilmek. Aquaman Atlantis’i anlatmak konusunda da çok başarılı.

Başarması gereken üçüncü konu da iyi bir orijin film olabilmekti. Çünkü her ne kadar bu Aquaman’i ilk izleyişimiz olmasa da, hiçbir zaman karakterin geçmişi anlatılmadı. Aquaman’i çizgi romanlardan tanıyanlar bildi sadece. Ama mesela benim bu filme zorla götürdüğüm arkadaşlarımın, ailemin veya küçük kardeşimin karakterle bağ kurabilmesi ve sevebilmesi için o hikayeyi bilmesi gerekiyor. Film bize karakteri sevmek ve desteklemek için sebepler vermek zorunda. Aquaman bu konuda da acayip başarılı.

Mesela ben fragmanları izledikten sonra Arthur gözüme acayip pasif bir karakter gibi gelmişti ve Orm’un olayı daha çok ilgimi çekmişti. Bu konuda daha fazla detay veremem spoiler olur ama spoiler’lı incelemede anlatmak istediğim çok fazla şey var, çünkü filme ciddi anlamda bayıldım.

Yüksek tempolu, aksiyonu iyi olduğu kadar hikayesi de iyi olan filmlerin hastasıyız. Bu arada Jason Momoa’ya ayrı bir parantez açmam lazım çünkü karaktere kendi kültüründen kattığı çok şey var. Öncelikle Jason Momoa Havai doğumlu, babası Havaili, annesi ise yarı Alman yarı Amerikan. Jason Amerika’da büyümüş. Annesinin kökenlerinde İrlanda da var. Aynı Arthur Curry gibi Jason’ın da net olarak ait olduğu bir yer yok. Belki bu sebepledir bilmiyorum, performansında acayip bir duygusallık ve içtenlik var.

Ayrıca Arthur ve Mera’nın ilişkisi ve filme kattığı dinamik çok yerinde. Amber Heard’e hayran kalmamak mümkün değil gerçekten. Ben filmi IMAX’te izledim ve görüntü kalitesi mükemmeldi. Eğer tereddütteyseniz hiç düşünmeden IMAX alın derim. Spoiler’lı incelemede çok daha detaylı konuşuruz.

Yorumlar