DCEU Tarihçesi: Sonu İyi Olmayacak Masal

Başlık biraz iddialı ancak malesef gerçek bu, yabancı basın DCEU’nun öldüğünü birkaç sene önce ilan etmişti bile. Birds of Prey ile beraber DCEU’nun artık tamamen işlevsizleştiğini anlamış olduk. Birds of Prey çıkar çıkmaz yazılan pozitif yorumlar yerini hemen ardından olumsuzlarına bıraktı, aynısı Justice League’in de başına gelmişti. Zaten muadillerine göre de izleyici sayısı giderek düşen bu evrenin artık popülerliği kalmadı. Koyu hayranlar ne çıkarsa çıksın beğeniyorlar, onları bir köşede tutmak lazım, bir de koyu düşmanlar var onlar da ne çıksa yerden yere vuruyorlar onları da ayrı bir köşeye koymak lazım, bu iki kitle de manipülatif yorumlar yapmaya çalışıyorlar ve sesleri de epey yüksek çıkıyor ama konuştuklarında herhangi bir mantık bulmak imkansız.

Şimdi sırada Wonder Woman ve The Suicide Squad gibi filmler var. Ancak bunlar da DCEU için bekleneni karşılamayacak. Neden böyle olduğunu da hemen sırayla açıklayalım. Rakibi MCU’nun başında kimin olduğunu biliyoruz, Kevin Feige. Peki DCEU’yu kim yönetiyor? Eğer her an Warner Bros. hakkındaki haberleri takip etmiyorsanız bilmenizin imkanı yok. Ayrıca Kevin Feige’nin yaptığı her röportaj kendine yer bulurken DCEU’nun başındaki isimlerin yaptığı röportajlar veya bilgiler hiçbir önem arz etmiyor, kimse de umursamıyor. Neden mi? Tarihçeye başlayalım o zaman.

Yıl 2013. Man of Steel filmi izleyiciyle buluşmuş ve olumlu-olumsuz tepkiler almıştı. Ancak herkesin hemfikir olduğu nokta Superman’in hak ettiği aksiyonla buluşmuş olmasıydı. Ayrıca film fazlasıyla yetişkin işiydi de, hikayesi daha olgundu ve daha sertti. Zack Snyder bu filmden önceki çizgi roman uyarlamalarındaki çizgisini korumuş ve tam bir çizgi roman hayranı olduğunu da zaten göstermişti. Warner Bros. ise bir arayıştaydı. Rakibi MCU, pek çok karakterin telifinin kendisinde olmamasına rağmen bir çizgi roman uyarlaması evreni kurmuş ve pastanın tek sahibi olmuştu. O dönem Batman’i başarılı bir şekilde sinema perdesine taşıyan C. Nolan’ı ikna etmeye çalışsalar da, yönetmen Batman haricinde herhangi bir DC Comics filmine yönetmenlik yapmayı ve kendi Batman evreniyle bütünleşik bir evren kurmayı reddetmişti, hatta Heath Ledger’in ölümü sonrasında The Dark Knight Rises filmini dahi çekmek istemediği iddiaları vardı. Man of Steel ile hızlı bir açılış yapan Zack Snyder, Christopher Nolan’ın da Warner Bros’a tavsiyesiyle bu işin başına geçecek ve hemen ertesinde Batman v Superman: Dawn of Justice filminin çekileceğini de duyuracaktı. Hatta Man of Steel çekimlerinde Zack Snyder, Christopher Nolan’ın kendi filmlerinde kullandığı IMAX kamera lenslerini ödünç alıp kullanmıştır.

Batman v Superman: Dawn of Justice vizyona girdikten sonra tıpkı Man of Steel gibi izleyiciyi ikiye bölmüştü ama bu ayrışma çok daha keskindi. Ancak burada bir nokta var ki, uzun zamandır bunun dile getirilmemesi şaşırtıcı, Blu-Ray DVD yani Batman v Superman: Dawn of Justice Ultimate Cut sinemada izleyiciye gösterilen versiyondan çok daha iyi ve karakter motivasyonlarını çok daha açıklayıcı bir versiyondu. Sinemada izleyicinin önüne çıkarılan ve Warner Bros. tarafından epey makaslanmış versiyon üzerinden filmi tartışan izleyiciler bazı noktalarda haklıydı. Ayrıca Zack Snyder muhtemelen stüdyonun da isteğiyle çok hızlı gidiyordu. Çünkü Batman v Superman: Dawn of Justice ardından Justice League’i yöneteceği neredeyse kesinleşmişti. Fakat fikir güzeldi, Superman zaten kurulu bir süper kahraman evrenine gelmiş olacaktı ve biz ilk Superman’i izlemiş olsak bile aslında Batman, Wonder Woman, Aquaman, Martian Manhunter, Flash ve Cyborg çoktan bu evrende yerini almış olacaktı. Ayrıca film apokaliptik bir gelecek ihtimalinden de söz ediyor hatta çoklu evrenlere muhtemel kapılar aralıyordu. İzleyiciler tarafından yapılan yorumlarda ise özellikle Thomas Wayne rolünde kısa da olsa Jeffrey Dean Morgan’ı izlememiz boşuna değildi çünkü Flashpoint Batman rolünde boy göstermesi muhtemeldi. Bu spekülasyonun doğruluk payı yüksekti çünkü bu kadar kısa roller için, özellikle aynı oyuncularla çalışmayı seven Z. Snyder düşünülünce, J. D. Morgan ve Lauren Cohan gibi popüler ve izleyicilerce sevilen oyuncuları bu şekilde değerlendirmek gereksizdi.

İşte o günden bugüne kadar izleyicilerin ve komplo teorisi severlerin tartıştığı bir konu var. Eleştirmenler ne kadar dürüsttü, hatta eleştirmenler bazı firmalarca para alarak mı olumsuz eleştiri yazıyorlardı? Ülkemizde bu tarz dedikodular hala devam ediyor mu takip edemesem de bu tartışmalar özellikle ABD izleyicisini hala meşgul ediyor. Mesela Rise of Skywalker izleyiciler tarafından yerden yere vurulmasına rağmen IMDB ve Rotten Tomatoes’te filmin puanı açılış puanının pek altına düşmedi, hızla sabitlendi ve bu olay bu konu hakkındaki dedikoduları daha da alevlendirdi. Filmleri puanlayanlar hakkında spekülasyonlar oluşmaya başladı. Bu konuda bireysel fikrimi söyleyecek olursam, böyle bir zamanda puanlara itimat ederek önyargılı davranmayı pek akıllıca bulmuyorum. Eleştiriler ise eğer belli bir mantığa oturmaktan çok, fazlasıyla manipülatif ve düşmanca tavır sergiliyorsa çok da önemsenmemeli. Firmaların böyle oyunlara girişip girişmemesi hakkındaysa bir yorumum yok, çünkü kanıtlanmış herhangi bir şey yok.

Batman v Superman: Dawn of Justice ardından Warner Bros. ipleri Zack Snyder’in elinden tamamen aldı. Jon Berg ve Geoff Johns, DCEU’nun yeni patronları olurken DCEU ise yerine bir üst başlığa yani DC Films‘e bırakmıştı, felaket ise adım adım geliyordu ve bunu izleyiciler hissediyordu. Çünkü Justice League duyurulmuştu, hatta iki bölümlük bir film olacağı da söylenmişti. Ancak projenin başında Batman v Superman: Dawn of Justice sonrasında vizyonlarını sevmedikleri daha doğrusu olumsuz eleştiriler nedeniyle fazlasıyla yıpratılan ve kreatif kontrolü de elinden alınan Zack Snyder vardı. Tabii bu sırada bir film daha izleyicilerle buluştu ve ortalama hatta yer yer ortalamanın altında kalan Suicide Squad ile David Ayer de yerden yere vurulmaya başlanınca Zack Snyder stüdyonun gözünde tüm kredisini kaybetti. Oysa Batman v Superman: Dawn of Justice filminin Blu-Ray versiyonuna oldukça olumlu eleştiriler gelmişti ancak fatura Zack Snyder’e çoktan kesilmişti bile.

Tuhaftır ki David Ayer yakın zamanda sosyal medya üzerinden pek çok açıklama yaptı. Aslında filminin Justice League ile doğrudan bağlantılı olduğunu ve filmin sinemadakinden çok daha farklı olduğunu söyledi. Suicide Squad’ın yapılan yeni çekimlerle karanlık tonlardan daha sade bir hikayeye geçtiğini ve karakterleri daha yumuşattığını söyleyen Ayer, filminin Motherboxlar ve Justice League ile doğrudan bağlantılı olduğunu da ekledi. Aslında bu bize Suicide Squad’ın ilk fragmanı ile son fragmanı arasındaki o değişimi de açıklıyordu ancak stüdyo faturayı yine yönetmene kesmişti. David Ayer filmin kesinlikle kendi vizyonunu yansıtmadığını yakın zamanda açıklamasa da detaylara dikkat eden izleyiciler için film içindeki ton farkı epey hissedilirdi. Ancak DCEU şu haliyle rollerine tam oturan oyuncularla iyi filmler çıkaramasa dahi çok sağlam bir kadroya sahipti.

Kadroda herkesin bildiği gibi Henry Cavill, Gal Gadot, Ben Affleck, Jared Leto, Jeremy Irons, Amy Adams, Jason Momoa, Will Smith vardı. Ancak bu kadro içinden ilk başkaldırı Jared Leto’nun itirazı ile gerçekleşti. Joker hakkında bir film çıkacak kadar çekim yapılmış olmasına rağmen Suicide Squad filmindeki yeri epey kısaydı. Tabii bu çıkışın filmin beğenilmemesi ile de alakalı olduğunu düşünebiliriz. Yine bu filmin de Blu-Ray versiyonunda ekstra sahneler vardı ve bu da izleyicinin ayrıca bir tepkisine sebep oldu, çünkü sinemada izledikleri filmde gerekli sahnelerin eksik olduğu hissi yaratıyordu ve kimse sinemada para vereceği bir filmde bu hissi istemiyordu. Stüdyo müdahaleli kötü filmler bunca olumsuzlukla beraber izleyicisini de kaybetmeye başlamıştı.

DCEU içinde skandalının etkileri bugüne uzanan Justice League ile Warner Bros. izleyici ile bütün bağlarını kaybetti. Batman v Superman: Dawn of Justice ertesinde Snyder cephesi izleyicinin eleştirilerini anladıklarını ve Justice League’de aynı hataları yapmayacaklarını söylüyordu. Özellikle olumsuz eleştirileri fazlasıyla dikkate alan stüdyo eskiye dair olumlu olan şeyleri de bir çırpıda silip attı. Oysa Batman v Superman: Dawn of Justice filminde Batman en sevilen karakter olmuş, oyunculuğuna şüpheyle yaklaşılan Ben Affleck izleyiciyi fazlasıyla tatmin etmişti. Ancak tıpkı Suicide Squad gibi bu filmlerde de her fragman yayınlanışında ton biraz daha değişiyordu, üstelik Zack Snyder da koltuğunu Joss Whedon’a terk etmişti. Bu süreci zaten hepimiz biliyoruz, son gelen haberlerle de Joss Whedon’un metni büyük oranda değiştirdiğini de öğrenmiş bulunuyoruz. Ancak anlıyoruz ki film çekilirken Zack Snyder ile stüdyo uyuşamamış, çekim öncesinde karar vermeleri gereken hususlarda fikir birliğine varamamışlardı. Bu Zack Snyder’in Warner Bros. ile yollarını ayırmasıyla sonlanan bir süreçti ve o tarihten sonra oluşan ihtilaf bugün kendini açık şekilde gösteriyor. Yine oyuncular #ReleaseTheSnyderCut etiketiyle Snyder’a destek olurken, izleyiciler aradan geçen senelere rağmen pes etmiş değil, hatta Ben Affleck bu filmin esas versiyonunun yayınlanması için oldukça destek veriyor ancak Warner Bros. izleyicinin isteklerine kulak tıkamış ve kendi kemik kitlesini de kırmış durumda.

Şimdi burada bir mola verelim. Tam bu süreçte pek çok DCEU filminin duyurusu yapıldı ve Warner Bros da bunları onayladı. Hatta bazılarının vizyon tarihi bile belirlendi. The Batman, The Flash, Cyborg, Green Lantern Corps, Deathstroke, Justice League devam filmi, Justice League Dark, Man of Steel devam filmi, Harley Quinn ve Joker filminin yanında solo Joker filmi, Gotham City Sirens ve Batgirl çekilmesi kesin gözüyle bakılan, yönetmen, yazar ve yapımcıları neredeyse tamamen belirlenmiş işlerdi. Bunun yanında bugün de konuşulan Black Adam, Supergirl, New Gods, The Amazonians ve The Trench filmleri de var. Ama dikkat çekmek istediğim bir husus, bu filmlerden bazıları için düşünülen veya konuşulan yönetmenler. Mesela The Batman için hem yönetmen hem senarist hem de oyunculuk için Ben Affleck çalışmalara başlamış, Justice League Dark için Guillermo Del Toro neredeyse ikna edilmiş, Man of Steel devam filmi için Matthew Vaughn kendisi sinyal çakmış, Geoff Johns ve David S. Goyer de Green Lantern Corps için kolları sıvamıştı. Fakat Warner Bros. adayların hepsini teker teker elerken, son olarak Batman rolündeki Ben Affleck’i de kaybetti. Konuşulan isimlerin kalitesi tartışılmazken bugün evrene ait tüm projeler filmografisi umut vaat etmeyen kişilere ait durumda. The Suicide Squad için James Gunn görevde olsa da onun da stüdyoya dahil edilme süreci Marvel ile pedofili iddiaları yüzünden yollarının ayrılması ile gerçekleşmişti. Keza Joss Whedon da Avengers: Age of Ultron sonrası gözden düşünce Warner Bros. kendisini deyim yerindeyse havada kapmış ama Justice League filminden sonra faturayı Zack Snyder ile beraber kendisine de keserek kapıyı göstermişlerdi, aslında stüdyonun aldığı belki de en doğru karardı.

Justice League sonu felaket olacağı biline biline bu yola stüdyo tarafından sürüklenmişti ancak Jon Berg ve Geoff Johns da bu süreçten nasibini aldı ve Wonder Woman’ın başarısına rağmen 2017’de Jon Berg DC Films ile yollarını ayıracağını duyurdu. Görünürde Geoff Johns yerinde bugün dahi duruyor olsa da etkisizleştiği ortada, Jon Berg’in yerine de yapımcı Walter Hamada geçti ancak yapımcılık geçmişine baktığınızda ”en başarılı işlerin” DCEU’nun ortalama yapımları olduğunu görüyorsunuz, gerisi korku türündeki hemen hemen aynı filmler. Oysa Wonder Woman filminin hemen ardından Geoff Johns hızlı bir açıklama yapmış ve DCEU filmlerinin artık daha aydınlık, hikayelerinin daha umutlu ve daha hisli olacağını söylemişti. DC Films de kuruluş amacı yönetmen etkisini ortadan kaldırmak olduğundan, DCEU tanıdık ve bilindik yönetmenlerin ilgisini çekmez oldu, The Flash filminde sürekli yönetmenler değişti. Patty Jenkins ve James Wan ise ilk filmlerden aldıkları olumlu yorumların etkisiyle muhtemelen daha serbest çalıştılar ancak Wonder Woman 1984 şu haliyle ne kadar beğenilecek ona da izleyerek karar vereceğiz. Ancak film beğenilmezse Patty Jenkins’in kaderinin ne olacağını çok iyi biliyoruz. Zaten Zack Snyder ve David Ayer kariyerleri bir filmle düşüşe geçen yönetmenler arasına isimlerini yazdırdılar.

Warner Bros. tam da bu sıralarda DCEU’nun fişini çekme kartını gösterdi. Booster Gold ile DCEU’dan bağımsız film çekme isteklerinin olduğunu bilsek de ilk ciddi girişim Joker ile oldu. Bu girişim ”DC Black” olarak adlandırılıyor ve yepyeni bir başlıkla izleyicinin karşısına çıkılıyordu. Bu film üzerine fikirlerimi zaten belirttim, üzerine daha fazla konuşmayacağım. Ancak bu film Jared Leto’nun Joker rolünden ayrılmasına sebep oldu. Yine 2019 sonlarında Warner Bros. CEO’su Kevin Tsujihara bir açıklama yaptı ve DCEU filmlerinin artık birbiriyle düşünüldüğü gibi bağlantılı olmayacağını, evrendeki bağların minimal seviyede tutulacağını söyledi. Ayrıca bunu kendileri için en doğru yol olarak gördüğünü de ekledi. Bunu yaparken Wonder Woman, Aquaman, Shazam filmlerini de örnek olarak gösterdi ve daha bireysel hikayeler anlatılacağı bilgisini de yine kendisi verdi. Aslında başlı başına bu açıklama bile konuyu anlamaktan ne kadar uzak olduklarını gösteriyordu çünkü en başta yapmaları gereken solo filmleri en sonda yapmış ve bunlarda elde edilen görece başarıyı da yanlış yorumlamışlardı. Ayrıca bu açıklamalar yabancı basında yeni bir Justice League ihtimalinin öldüğü şeklinde yorumlandı, sanırım bu yorum gayet doğru.

Şimdi, sosyal medyada çeşitli yorumlar görüyorum. Bir film evreninin sadece Batman, Superman veya Wonder Woman üzerinden yürümeyeceği söyleniyor. Ama bu tarz yorumlar yapanların unuttuğu bir nokta var, Batman üzerine aslında Batman v Superman: Dawn of Justice filmi hariç hiçbir şey görmedik. Superman ise tek bir orijin filmiyle solo performans gösterdi. DCEU kuruluş aşamasında zaten var olan süper kahramanlar evreni vaat etmişti, bu boşluğun geçmişe dönük filmlerle doldurulacağı belliydi. Zaman çizgisi açısından sıralama sıkıntısı olabilirdi ancak yaşlı bir Batman gördüğümüz için Batman v Superman: Dawn of Justice filmine kadarki zaman aralığına dair farklı farklı Batman filmleri izleyebilir, Batman’in farklı isimlerle ortak işler yaptığını görebilir ve evrenin genişlemesi sağlanabilirdi. Zaten Zack Snyder’in beş filmlik hikaye örgüsünün sonunda Batman’in öleceğini düşünürsek yaşlı bir Batman seçiminin geçmişe dönük Batman filmlerinin yolunu açmak için yapılmış olduğu düşünülebilir. Wonder Woman, Martian Manhunter gibi karakterle yine geçmişe dönük hikaye örgüleri kurulabilirdi. Green Lantern Corps, Superman, Aquaman, Shazam gibi filmlerle de gelecek hikayeler anlatılır ve evrenin altı doldurulurdu. Ancak Zack Snyder’in kovulması ile böyle bir ihtimalin gerçekleşmeyeceğini anlamış bulunduk. Sonrası ise tamamen panik havası ve ne yapacağını bilememezlik. Ayrıca Walter Hamada’nın ne kadar doğru bir tercih olduğu ise DCEU’nun bugün geldiği nokta ile ortada. Muhtemelen yeni bir Justice League filmi ise göremeyeceğiz veya ortada herhangi bir hikaye örgüsü hiç olmayacak. Zaten DCEU içinde geçecek The Batman hikayesinden vazgeçerek evreni pek de önemsemediklerini fiili olarak gösterdiler. Gelinen son durumda Batman ve Joker gibi evrenin en önemli karakterlerinin oyuncusuz kalması ve buna yönelik adım atılmaması da cabası. Ayrıca rollerini bırakmasalar bile diğer oyuncular da seneler geçtikçe yaşlanıyor, en iyi ihtimalle önümüzdeki sene yeni bir Superman filmi için kollar sıvanmış olsa dahi senaryo ve yapım aşaması, çekim süreci derken Man of Steel filminden bu yana on sene geçmiş ve on sene sonra ancak ikinci bir solo film izleyici karşısına çıkmış olacak. Tüm bunları bir araya getirdiğinizde DCEU içinde yeni bir Batman, Superman filmi görebilme ihtimalini ve bu filmler olmadan da DCEU’nun ne kadar devam edeceğini izleyicilerin yorumuna bırakıyorum.

Son film ise Birds of Prey… Bu filmin tek olumlu yanı yönetmenin bir gün çıkıp da filmin stüdyo tarafından değiştirildiğini iddia edemeyecek olması. Daha ilk fragmandan film az çok kendini belli etmişti. Zaten daha film yapım aşamasındayken Margot Robbie’nin kendinden daha ünlü -ve hatta daha güzel- hiçbir kadın oyuncuyu filme sokmayacağı iddia ediliyordu. Gerçeklik payını bilemeyiz ama bazı izleyicilere göre iddialar filmin kendisiyle doğrulandı. Zaten filmde Margot Robbie’nin yanında sadece Mary Elizabeth Winstead izlenilebilir bir performans sergiliyor. Onun haricinde film ne bir şey anlatıyor ne de ikinci kez izlenmek için bir istek yaratıyor. Zaten anlamını yitirmiş ve yolunu kaybetmiş bir evrene dahil olarak çekilmiş bu film kendi içinde de izleyiciye pek bir şey sunamıyor, Birds of Prey ismiyle de pek alakası yok. Kimilerince ”eğlen-geç” türünde bir film olduğu savunulsa da, sanırım sinemada veya DVD olarak para ödeyip izlenebilecek çok daha eğlenceli filmler bulabilirsiniz. Filmi Harley Quinn için izleyeceklereyse zaten istediklerini veriyor. Ancak en azından filmin gişede istenileni verememesi umut verici çünkü izleyiciyi senelerdir aptal yerine koymanın bir faturası olmalı. Ayrıca stüdyonun filmlere ve yönetmen vizyonuna müdahale etmek konusunda epey uzun geçmişe sahip olmasının da bir faturası bu, kendi güdümünde çektirdiği her film beklenilenin hep altında kaldı ve giderek de izleyici kaybediyor. Bu gidişle evrenin de bir yere varmadığını fark eden izleyiciler Aquaman ve Wonder Woman filmlerine istenilen ilgiyi gösterip göstermeyeceğini zamanı gelince anlayacağız ama sanırım DCEU etiketi tamamen tarihe karışacak gibi duruyor. Çünkü milyar dolarların kazanıldığı çizgi roman uyarlamalarında, potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen DCEU filmleri birkaç yüz milyon dolarla yetinmek zorunda kalıyor.

İşte en başta sorduğumuz soru, yani Warner Bros.’un yeni yapımları üzerine yaptığı hiçbir açıklamasının umursanmamasının nedeni bu yedi yıllık tarihçede gizli. Seneler boyu izleyiciye sürekli farklı şeyler vaat edip sonrasında vazgeçilmesi ve işin başındaki kişilerin sürekli değiştirilip her değişen kadroyla vizyonun değişmesi ve izleyicinin buna artık ayak uyduramaması, kendi kitlesini oluşturma konusundaki başarısızlığı ve olumsuz yorumları fazlasıyla önemserken olumlu bulunan noktalarla beraber her şeyi silip atması stüdyonun çizgi roman uyarlaması hakkındaki tüm prestijini yok etti. Ayrıca amaçların da sürekli değişim göstermesi de izleyicide beklentilerini nasıl ayarlayacakları konusunda bir belirsizlik yarattı. Yine DCEU adına bir plansızlık söz konusu, evren herhangi bir temel üzerinde yükselmiyor, rastgele ve sonu hiçbir yere varmayan filmler izliyoruz. Ayrıca iki kutuplu hayran kitlesi stüdyoyu fazla etkiliyor. MCU’nun kemikleşmiş genç kitlesini elde etmeye uğraşan Warner Bros. sürekli eleştirilere maruz kalıyor, filmlerini MCU gibi eğlenceli hale getirmeye çalıştığındaysa iki tarafı da memnun edemiyor. Oysa bazı şeyleri akışına bırakmak ve özgün bir çizgiye oturtmak lazımken Warner Bros. daha en başta taklit etme hatasına düştü. Ancak bugün rakibi MCU’nun dört adet Avengers filmi ve uyarladığı pek çok kahramanı varken DCEU’nun bir Justice League filmi, oyuncularını kaybetmiş rolleri, savruk hikayeleri ve en çok görünen yüzü Harley Quinn’i var. Çekimleri tamamlanan DCEU filmlerinin ardından ya evren konseptinin fişi tamamen çekilecek ya da yeni bir başlangıç denemesi yapılacak ancak bunu en son deneyen 20th Century Fox biliyorsunuz artık yok, bugün Warner Bros. da aynı çizgiden giden bir stüdyo olarak gelecekte nelerle karşılaşacak göreceğiz.

Yorumlar