Çizgi Roman Önerisi: Mister Miracle

Tom King’in son dönemlerin en başarılı çizgi roman yazarlarından biri olduğu su götürmez bir gerçek. Onun Batman’inin çok büyük bir savunucusu olmasam da Babil Şerifi ve Vision gibi harika iki çok orijinal hikaye ile Batman yazarlığını sonuna kadar hak etmişti. Bu seri ise onun Batman yazarlığı sürecinde çıkardığı ve çizgi romanlarda zaman zaman gördüğümüz ve Mister Miracle olarak tanıdığımız Scott Free’yi merkeze alıyor ve onun alışılmışın fazlasıyla dışındaki hayatına bizleri misafir ediyor.

Öncelikle bu seriyi okumadan önce nasıl bir çizgi roman beklemeniz gerektiğine değinecek olursak eğer, hikaye veya anlatış biçiminde pek benzerlik olmasa da bu hikayede de Vision tarzında bir eser ortaya koyuyor Tom King. Vision gibi evreninin daha arka plandaki bir karakterini çevresiyle birlikte ele alarak onun geçmişini, hayatını, sıkıntılarını ve zorluklarını anlatıyor, bunu da hepsinin merkezinin Scott Free olduğu birkaç ayrı koldan yapmayı başarıyor.

Karakter özelinde hiçbir bilginiz yoksa çizgi roman ilk sayılarda çok güzel anlatıyor onu size. Fakat yine de bahsetmek gerekirse kendisi Highfather’ın Darkseid tarafından yetiştirilmiş oğlu. Highfather ve Darkseid kendi oğullarını barış için takas ederken Darkseid’ın oğlu Orion New Genesis’te rüya gibi bir çocukluk geçirirken Scott Apokalips’te bitmeyen bir işkence ve zulmün içinde büyüyor. Ardından sevgilisi Big Barda ile dünyaya kaçıyorlar ve burada süper kahraman olarak hayatlarını sürdürüyorlar. Bunun dışında Scott’ın idame ettiği bir başka mesleği ise kaçış sanatçılığı. Biraz sihirbazlığa benzeyen bu gösterilerde Scott kendini kaçması imkansız olan durumların binbir çeşidiyle yüz yüze getiriyor ve bu durumdan kaçıyor.

Hikaye ise okuyucuyu çok ilginç bir noktaya atarak başlıyor ve burada size bir bakış açısı kazandırmayı deniyor. Scott Free bu kez ölümden kaçmaya çalıştığı akşamın ardından ciddi biçimde yaralı olarak kendisini hastanede buluyor ve daha ilk saniyeden akıllara şu soru geliyor. Scott gerçekten ölümden kaçabildi mi?

Hikayeyi okuduğunuz 12 sayı boyunca bu sorunun cevabından emin olamıyorsunuz. King’in başarılı yaptığı işlerden biri de bu zaten. Hikayeyi katman katman ayırmış ve siz her katmanda farklı bir hikaye okuyorsunuz. Fakat bu katmanların aslında aynı adamın hayatında yaşanmasıysa onu büyük bir stresin altına itiyor. Sürekli geçmişiyle boğuştuğu yetmezmiş gibi geçmişinden daha korkunç geleceklerle de burun buruna geliyor. Bu da bizi Scott’ın gerçek memleketi New Genesis ve büyüdüğü Apokalips arasındaki gerçekleşen büyük savaşa getiriyor.

Hikayenin uzayda geçen tarafı tamamen bu savaşı anlatıyor diyebiliriz. Çoğu zaman olduğu gibi anti-yaşam formülü peşinde koşan Darkseid’ı birilerinin durdurması gerekiyor ve tabii ki Scott da bu savaşta New Genesis tarafında kendisine yer buluyor. Fakat yine çoğu zaman olduğu gibi savaş sadece düşmanla verilmiyor. Scott dostlarıyla, sevgilisiyle hatta kendi zihniyle savaşmak zorunda kalıyor ve bunları en iyi yaptığı şeyi yapmadan, kaçmadan yapması gerekiyor.

Karakteri ve hikayeyi geride bırakarak biraz hikaye anlatıcılığına ve çizimlere değinmek istiyorum, lakin bunlar gerçekten başarılı olmasaydı Eisner’da hem en iyi yazar hem de en iyi çizer ödülü Mister Miracle’a gitmezdi heralde. Yanlış anlamadınız, hem yazar Tom King hem de çizer Mitch Gerads bu çizgi roman ile birlikte Eisner Ödülleri’nde kendi dallarında ödülün sahibi oldular.

Bir hikayenin size nasıl bir yol sunduğu ve bu yolun ne kadarının sizin beklentilerinize benzer şekillendiği çok önemli ve belirleyici bir faktör. Hikayede olanlar beklediğinize çok yakın ilerliyorsa, okurken aldığınız zevkin ciddi anlamda düşmesiyle sonuçlanıyor bu durum. Spoiler vermeden şunu söyleyebilirim ki, ikinci cilt ilkinin ardından çok güzel devam ediyor ve yazar ilk ciltte anlattığı bazı şeyleri uzatmadan sonlandırıyor ve hikayeyi de bambaşka bir şekilde ilerletmeyi tercih ediyor. Bu da bir bütün olarak ortaya güzel bir eser çıkmasına sebep oluyor. Çok virajlı yolculuklar gibi yazar sürekli beyninize beklemediği bir şey vererek hikayeye karşı merakınızı sürekli dinç tutmayı başarıyor.

İşin çizim kısmındaysa Mitch Gerads çok basit bir dille çok iyi bir sonuç çıkarıyor. Çizgi romanın tüm sayfaları dokuz eşit parçaya bölünmüş şekilde aktarıyor çizimleri okuyucuya. Bu aslında sizin işinizi fazlasıyla kolaylaştırırken çizer için o kadar da kolay bir durum değil. Çünkü çok daha farklı şekillerde daha iyi anlatabileceği bazı olayları da bu şekilde anlatmak zorunda kalıyor. Fakat Gerads bunu o kadar iyi yapmış ki hiçbir yerde olmamış hissine kapılmıyorsunuz. Her ne kadar fazlasıyla basit gözükse de çok cesur bir karar ile bu yola girmiş ve fazlasıyla da başarılı bir sonuca varmış kendisi.

Sonuca gelecek olursak, Mister Miracle kesinlikle kaçırmamanız gereken, hatta belki de birden kez okumanız gereken bir çizgi roman. Çünkü muhtemelen ikinci okuyuşunuzda çok daha kapsamlı hatta belki de bambaşka bir sonuca varacaksınız. Öyle ki insanlarla tartıştığınız zaman bile herkesin bambaşka sonuçlar çıkarabildiği bir hikaye bu. Somut ve soyut ögelerin çok iyi harmanlandığı bir tüme varım hikayesi.

Yorumlar