Doctor Who ile Yılbaşı Bir Başkadır

Eğer bir Doctor Who izleyiciyseniz, değişim ve dönüşüme, eskiyi geride bırakmaya alışıksınız demektir. Modern seride dört, tüm seri boyunca on iki Doktor geride bırakıldığını düşünürsek belirli zamanlarda izleyici kendisini yeniye alışırken bulmak zorunda kalabiliyor. Bunun yanında serinin başına getirilen isimlerin de değiştiği hesaba katılırsa, her dönem hem yeni Doktor’a hem de uzun aralıklarla yeni bir anlatıma da alışmak zorunda kalabiliyoruz. O yüzden belirli baş yazar dönemlerinin de hayranları oluşabiliyor. Mesela kimi izleyici Russell T. Davies’in dönemini severken kimisi Steven Moffat dönemine benzer bir sevgi besliyor, baş yazar değişimleri genellikle belli bir şans verme süresinin ardından izleyici kaybına da sebep olabiliyor. Mevcut baş yazar Chris Chibnall ise iki dönemden de elde edilmiş belli bir kitleyi eritmeyi başarmış, hatta seriyi genel olarak seven kemik bir kitleyi bile küstürmeyi başarmış gibi duruyor. Bir gün gittiğindeyse ortada bir Doctor Who kalıp kalmayacağını, kendisiyle biten bir dönemle beraber seriyi de bitirip bitirmeyeceğini göreceğiz. Ancak elimizde hala on sezon sürmüş bir modern seri geçmişi varken eskiye dönük izlemeler yapmak da hala mümkün. Geçmiş bir yılı ardımızda bırakırken de, yeni yıla bir şeyler izleyerek girecek ve bu tercihi de Doctor Who’dan yana kullanacaklar için eski bölümlerle olabildiğince bağlantısı olmayan, varsa da geriye dönük uzun bir izleme gerektirmeyecek ve aynı zamanda günün önemine en uygun ve en iyi bölümleri sunalım istedik.

A Christmas Carol (25 Aralık 2010)

Charles Dickens’in ünlü A Christmas Carol hikayesinin pek çok uyarlaması mevcut. Kimisi doğrudan uyarlama kimisi de esinlenme, popüler kültürde de oldukça önemli bir yere sahip ve sinema ve televizyonlarda kendine sürekli yeni uyarlamalarla yer bulabilen nadir hikayelerden. Yalnız bu hikayenin cimrisi Ebenezer Scrooge değil, Kazran Sardick. Babasının baskı ve şiddetiyle büyümüş Kazran’ın bir yandan hayat hikayesi değişirken öteki yandan bölüm kalpsizlik ile kırılmış bir kalbe sahip olmanın arasındaki farkı da sorguluyor. Doctor Who içinde en iyi bölümler listesine de çok rahat koyabileceğimiz A Christmas Carol, orijinal esere bağlılığını korurken özgün çizgisini de kaybetmeyerek fantastik bir eseri bilimkurguya başarıyla ve ana fikirden hiç kopmadan uyarlıyor. Ayrıca bir tercih sebebi olarak görebilecekler için Kazran Sardick rolünde Harry Potter serisinden Albus Dumbledore rolünden tanıdığımız Michael Gambon’un bulunduğunu belirtmekte fayda var.

The Last Christmas (25 Aralık 2014)

Yeni yıla korku/gerilim türüyle harmanlanmış bir Doctor Who bölümüyle girmek isteyenler için popüler kültürdeki pek çok korku filmine de selam göndererek ilerleyen bir bölüm. Yeni bir yıla girerken yeni bir başlangıcı kendi kültürüyle de harmanlayarak sunan The Last Christmas, en başından sonuna dek karakterlerin içlerinde bulunduğu durumun gerçekle olan ilişkisini sorgulayarak Doktor ve Clara’nın gerçeklerine de odaklanıyor. Mevcut sorunla uğraşılırken bir yandan geçmişe ve muhtemel geleceğe dolayısıyla pişmanlığa da uğradığımız bir bölüm olarak A Christmas Carol uyarlaması tadı verse bile bunu hissettirmeden kendi hikayesini anlatmayı başarıyor. Santa Claus yani bizim bildiğimiz adıyla Noel Baba’nın da bu bölümde kendine yer bulması, Steven Moffat’ın fantastik öğeleri bilimkurguya nasıl eklemlediğine oldukça güzel bir örnek. Santa Claus’un bölümde temsil ettiği ”şey” ise oldukça anlamlı. Bu rolü de Shaun of The Dead filminden tanıdığımız Nick Frost canlandırıyor.

Twice Upon Time (25 Aralık 2017)

World Enough and Time ve The Doctor Falls bölümleriyle bağlantılı bu bölüm hem Peter Capaldi’nin hem de Steven Moffat döneminin sonu olması nedeniyle bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açıyor. Steven Moffat kendi döneminde her ne kadar eleştirilse de Doctor Who külliyatına hakim olduğunu bu bölümde de kanıtlayarak, dizinin tarihini bozmadan ufak bir dokunuş gerçekleştiriyor. İlk Doktor ve On İkinci Doktor’u bir araya hem de ortak bir paydada buluşturarak getirerek etkili bir veda gerçekleştiriyor. Rejenerasyon, yani yeniden doğmak diyebileceğimiz olayın Doktor için ne ifade ettiğini de bu bölümde tekrar anlıyoruz, tıpkı Russell T. Davies döneminin sonunda Onuncu Doktor’un rejenerasyonu esnasında anladığımız gibi. Aksiyondan uzak ama mütevazi de olmayan bir son veya yeni başlangıç. İlk Doktor rolünü ise yine Harry Potter serisinden tanıdığımız David Bradley üstleniyor.

The Next Doctor (25 Aralık 2008)

İlk yarısına kadar gizemli, ikinci yarısı boyunca da epik bir bölüm olan The Next Doctor, yeni yıla girerken izlemek için oldukça güzel bir tercih. Ölmek ve yeniden doğmak, geçmişi geride bırakmak ve yeni başlangıçlar yapmak… Yeni yıl sizin için her neyi ifade ediyorsa bu bölüm de size onu anlatıyor. Geçmişini arayan bir ”Doktor” ile geçmişinden kaçan bir ”Doktor” ve geçmişinin intikamını almak isteyen bir düşman aynı hikayede buluşunca oldukça anlamlı bir hikaye ortaya çıkıyor. Doktor özelinde bir yeni başlangıcı değil de geçmişi geride bırakmayı temsil eden bölüm, Noel veya yılbaşı temalarına çok yer vermeden daha hikaye odaklı ilerliyor ve özel bölümün öncsi veya sonrasıyla ilgilenmeden çok daha bağımsız bir seyir keyfi sunuyor. The Walking Dead dizisinin bir dönem en önemli oyuncularından olan David Morissey ise beklenmedik bir rol ile dizide karşımıza çıkıyor.

Yorumlar