2020’de Gizli Kalmış Filmler

15 – Love and Monsters

Düşük bütçesine rağmen akılda kalıcı sahnelere sahip olan Love and Monsters, klasik ve tahmin edilebilir bir senaryoya sahip olsa dahi, pürüzsüz bir şekilde ilerleyip bitmişti. Benim için, izlediğim en tatlı post apokaliptik yolculuk filmlerinden olmayı da başarmıştı. Devam filmiyle birlikte seri haline geleceği haberleri var, doğru olmasını umuyor ve iyi hissedip, eğlenmeniz için bu heyecan verici seçenekle listeye giriş yapıyorum.

14 – Swallow

Swallow, tür olarak bakıldığında korku olarak pazarlanan ve bu konuda hata yapıldığını düşündüğüm bir yapımdı. Daha çok gerilimi güçlü olan, içinde korkunç insanları barındıran, rahatsız etmeyi başaran, sinir bozucu, üzücü ve etkileyici bir drama. Geçen yılın göz atılması gerektiğini düşündüğüm önemli filmlerinden biri.

13 – Words on Bathroom Walls

Şizofreni hastalığını, halüsinasyonlar, hapsolunan zihin ve ilaçlar üzerinden etkileyici işleyen Words on Bathroom Walls, duygusal yoğunluğu da -özellikle finale doğru- etraflı bir şekilde sağlayarak, baştan sona harika vakit geçirmemi sağlamıştı. Yeterince bilinmediğini düşünüyorum ve filmin, daha çok insan ulaşmasını umuyorum.

12 – Run

Run, temposu anbean devam eden, düşmeyen tansiyonuyla içine çeken, izleyicinin sinirine dokunabilecek anlarıyla beraber etkileyici olmayı başaran bir filmdi. Travma ve saplantının, korkutucu ve dramatik yönü, başarılı biçimde ele alınırken, türünün iyi örneklerinden biri olmayı başarmıştı. Beklentiyi yüksekte tutmadan, keyifle izlenebilir.

11 – The Half of It

Karşılıksız aşk. Dünyadaki en kötü şeylerden biri değil midir? Seni sevemeyen ya da sevmeyen birine aşık olmak. Aşkı ve arkadaşlığı, üç kişi etrafında çevreleyerek, zarif bir hikaye ören The Half of It, tatlı, iç açıcı, hüzünlü, komik, sevimli ve kesinlikle romantikti. İzlediğim en hoş ve en naif LGBTQ+ / coming of age filmlerinden biri de olmuştu.. Klişeleri yok değil ama sevmemi asla engellemedi.

10 – The Assistant

İstismarın ve çaresizliğin iç karatıcı, tekinsiz yüzü. The Assistant, ofis ortamının sert, soğuk, minimalist ve sessiz ortamını gösteren, sinir bozucu ve ağır temposuyla pek herkese göre olmayan bir filmdi. Fakat hikayenin özü de hareketli veya sürükleyici olmayı planlamıyor. Benim gözümde, işyeri kültürü hakkında yapılan en gerçekçi yapımlardan biri olmayı başarmıştı.

9 – Archenemy

Başka bir boyuttan dünyamıza düşen, istenmeyen kahraman Max Fist’in yaşamını ve mücadelesini kozmik bir anlatımla ele alan Archenemy, düşük bütçeyle yapılabilecek en kreatif çizgi roman uyarlamalarından biri olurken, geçtiğimiz yılın belki de en değeri bilinmeyen filmiydi. Gözden kaçırılmaması gerekiyor.

8 – The Way Back

Alkol bağımlılığı, basketbol ve hayata yeniden tutunmanın, kalp kırıklarıyla dolu arayışları. The Way Back, duygusal, ham ve gerçek bir yol çizerken, uygulanan formül ve olay örgüsü basit de olsa işlevselliğini koruyarak, her anlamda yeterli oluyor. Hem iyi bir spor filmi, hem de izlenilmesi gereken başarılı bir dramaydı.

7 – Host

Host, pandemi sürecinde yayınlanan en iyi şeylerden biriydi. Süresi sadece 57 dakika. Ürkütücü, sürükleyici ve kesinlikle zekice. Found footage ve korku harmanlamasından çıkmış, en nitelikli işlerden biri bu film. İnanılmaz eğlenmiş ve çok kez gerilmiştim.

6 – The Wolf of Snow Hollow

Oldukça dokunaklı, fazlasıyla absürt ve en farklı kurt adam hikayelerinden biri olan The Wolf of Snow Hollow, yaratılan öykünün gerek eğlenceli tarafını, gerek drama yoğunluğunu ve gerekse de karanlık yönlerini olağanüstü bir uyum içerisinde sunmuştu. Beni kendine ilk andan itibaren çeken filmin, sizi de çekeceğine inanıyorum.

5- The Dark and the Wicked

The Dark and the Wicked, tansiyon, atmosfer ve ses kullanımın, korku filmi üzerindeki etkisini en iyi şekilde göstermişti. Sürpriz olan veya yeni diyebileceğiniz meseleyi merkezine almamıştı ama öyküleştirmeyi, sapasağlam bir kasvetli tonla pekiştirmiş, böylelikle ürkütücülüğü de harika bir şekilde sağlamıştı.

4- Onward

Belki de asıl sihir, sahip olduklarımızın farkına vardığımız anlarda gizlidir… Onward, ortaya büyüleyici bir senaryo sunmamıştı belki ama görsel bakımdan doyuruculuğuyla öne çıkmıştı. İçimi ısıtan, dokunaklı bir yapısı da vardı. Aynı zamanda da keyifli de bir yol filmiydi. Evet, 2020’nin öne çıkan animasyonlarından değildi ama bana göre, daha fazla ilgiyi hak ettiği kesin.

3- Da 5 Bloods

Da 5 Bloods, geçmişten günümüze savaş psikolojisini ve insanlar üzerindeki etkisini harika vurgulayan, ırklar arası etkileşimi, siyahların Vietnam Savaşındaki yerini ve birçok bakış açısını ele alarak, başarılı bir politik duruş sergileyen bir filmdi. Müzik seçimleri de müthişti. Seveni kadar, sevmeyeni de olan bu savaş dramasına bayılmıştım.

2 – Relic

Relic, doğum, yaşam ve ölüm üzerine kurduğu metafor ile insan doğasına, dünya içerisindeki varoluşumuza, taşıdığımız bedene, ölümle bütünleşmenin kaçınılmaz kabullenişe yazılmış, şiir gibi bir korku filmiydi. Seslerin ve tükenmeyen gizemin hastası olmuştum. Son dönemin en ilgi çekici yapımlarındandı.

1 – The Kid Detective

The Kid Detective’i geçtiğimiz yılın hoş sürprizlerinden biri olarak nitelendirsem, en doğru tanım olur. Son derece depresif, tahmin ettiğimden daha dramatikti. Mizah anlayışı oldukça sağlamdı. Yaratılan gizemin parçaları ve çözüm noktası da şaşırtıcı derecede iyiydi. Modern bir noir kalitesine sahip olan bu güzelliği, listemin 1 numarasına rahatlıkla yerleştirirken, daha çok kişinin bilmesini ve izlemesini umuyorum.

 

Yazan: Ferit Doğan (@sonofbrucewayne)

Yorumlar