Çizgi Kafe


Birkaç hafta önce Netflix ülkemizdeki ilk yapımını yakında hayata geçireceğini açıklamıştı, biz de meraklı bir bekleyiş içine girmiştik ve şimdi o diziyle ilgili detaylar açığa çıktı, ilginç bir deneyimin bizi beklediğini söyleyebilirim.

Netflix'in “Osmanlı ve Türk efsanelerinin yanı sıra tarihten esinlenen bir kahramanlık hikayesi” cümlesiyle kısaca özetlediği dizide genç bir kahramanın İstanbul'da doğuşuna tanıklık edeceğiz. Kahramanımız güçlerini keşfederken İstanbul'u yok etmeye çalışan karanlık güçlerle karşı savaş verecek, bunları yaparken de  yalnız olmayacak. Ona destek olan bazı arkadaşları da bu yolculukta onunla beraber savaşacaklar.


Bunların dışındaysa dizi 10 bölümden oluşacak ve 2018'de Netflix'te yayınlanacak. Dizinin yapımı için de Netflix yerli yapım şirketi O3 Medya ile anlaşmış. O3 Medya günümüzde Vatanım Sensin, İstanbullu Gelin gibi bazı dizilerin de yapım şirketi olarak göze çarpıyor.




Açıkçası ilk defa Türkiye sınırları içinde gerçekleşen bir haber yazıyorum ve bu biraz garip bir durum. Türkiye'de böyle bir dizinin yapılması ise size muhtemelen daha da garip geliyodur. Çok fazla fantastik işle karşılaşmıyoruz, karşılaşsak da korku filmleri oluyorlar ve vasat işler ortaya çıkıyor genelde. Ancak yine de geçmişte bu tarz birkaç yapım gördük. Cem Yılmaz'ın G.O.R.A gibi birkaç filminden bahsedebileceğimiz gibi Leyla ile Mecnun'un yönetmeni Onur Ünlü, yine içerisinde bol bol süper güçlü karakterin olduğu Sen Aydınlatırsın Geceyi isimli bir film çekmişti. Yani bu dizi içerisinde süper güçlü insanlar olan ilk yerli yapım olmayacak fakat muhtemelen ülkemizde bu türün öncüsü olacaktır.


Fantastik film ve dizileri geçersek bu dizi yabancıların Türkiye'de süper güçlü bir karakter üzerinden hayata geçireceği ilk yapım değil. DC Comics 2000 yılında Janissary yani Yeniçeri adlı karakteri ortaya çıkarmış hatta bunun dışında onun adındaki Türkiye'de geçen bir çizgi roman bile çıkarmıştı. Oradaki kahramanımız da Selma Tolon adında bir doktordu ve Aquaman o çizgi romanda ona ufaktan asılmıştı desek yalan olmaz. Aman Mera duymasın!




Dizinin Netflix platformunda yayınlanacak olması da farklı bir durum fakat bu yıl itibariyle Türk halkının yavaş yavaş internet diziciliğine ısınmaya başladığını söylesek yalan olmaz. Blu TV'de Masum, Puhu TV'de Fi dijital platformlarda yayınlandı veya yayınlanmakta ve ikisinin de başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Son olarak da Görünen Adam isimli 15 dakikalık bir dizi Youtube'da hala yayınlanmakta ve hiç de fena gitmiyor.

Evet, şimdilik bu kadar. Yönetmen, senarist veya oyuncularda herhangi bir bilgi henüz yok. Fakat sizin de aklınıza bazı oyuncular geliyodur. Dizinin Türkçe olacağını biliyoruz ama geçmişte karşılaştığımız bazı yabancı oyunculara Türk karakter oynatıp üstüne dublaj yapma ihtimali var mı henüz net bir durum yok. Fakat bunun gerçekleşmesi bence pek de muhtemel değil, zaten Netflix Türkiye'den bir yapım şirketiyle bile anlaşmış vaziyette. Seyircinin yüzüne aşina olduğu bir oyuncuyu mu seçecekler yoksa tanınmadık bir yüzü piyasaya çıkarıp onunla mı bu konuyu işleyecekler, bu soruyu sormak daha mantıklı bence şu an. Bakalım bekleyip göreceğiz tüm bunları...

Peki sizin bu yapımla ilgili düşünceleriniz neler, sizce Netflix'in Türkiye'de yapacağı ilk iş başarılı olur mu?

Pazar Kahvesi (15-21 Mayıs)

LEGO Marvel Superheroes 2 Fragmanı

Kahvelerinizi kapın çünkü şu an Pazar Kahvesi'ni okumaktasınız. İlk haberimiz Marvel cephesinden gelmekte. 14 Kasım'da piyasaya çıkacak olan LEGO Marvel Superheroes 2 oyununun fragmanı birkaç gün önce ortamlara düştü. Anlaşılan ilk oyundan daha fazla sayıda karakterle karşılaşacağız bu oyunda. Eh, olması gereken de bu olmalı, değil mi?




Bu Sezon Komple Secret Wars


Marvel Animation'ın çizgi dizisi Avengers Assemble'ı biliyorsunuzdur. Üçüncü sezonunu Avengers: Ultron's Invasion adıyla işleyen ve bitiren çizgi dizi, dördüncü sezonu için de Avengers: Secret Wars ismini seçerek işleyeceği konuyu belli etti. Yeni karakterler ile beraber gelecek olan çizgi dizinin her yeni karakter için bir adet kısa tanıtım videosu yayınlayacağını da öğrenmiş olduk.

Yeni Sunspot


New Mutants için yavaş yavaş oyuncu kadrosuna dair haberler gelmeye devam ediyor. Daha önce Wolfsbane için Maisie Williams ve Magik için Anya Taylor Joy isimlerini duymuş, Sunspot karakteri için de Adam Canto ismi çıkmıştı ancak bu isim Henry Zaga artık. 13 Reasons Why izlemiş olanlar bu isme yabancı değillerdir, kendisi Brad karakterini canlandırıyordu dizide. Bunlar dışında bir söylenti olarak Rosario Dawson'ın da diziye katılabileceği yönünde haberler var. Kendisini hepimiz Marvel'ın Netflix dizilerinden hatırlıyoruzdur. Yeni oyuncu kadrosu haberleri de gelmeye devam ettikçe buralarda size aktarmaya devam edeceğiz.

Silver and Black Yönetmenini Buldu


Cloak and Dagger'ın pilot bölümünü yönetmiş, The Secret Life of Bees'te de imzası bulunan Gina Prince-Bythewood, Sony'nin Silver and Black filmi için yönetmen olarak seçilmiş durumda. Spider-Man'in yan karakterleri olan Silver Sable ve Black Cat isimlerinin başrollerini paylaşacağı film için Christopher Yost'un yazdığı senaryonun da baştan yazılacağı söyleniyor. Bildiğiniz gibi Sony'nin bir de Venom filmi çıkacak, söylentiler arasında Silver and Black'in Venom gibi MCU ile bir alakası olmayacağı da var.

Wonder Woman'ın İngiltere Galası İptal Edildi


Warner Bros. İngiltere, Manchester'da gerçekleşen terörist saldırısı sonrasında 31 Mayıs'da yapılacak Wonder Woman galasını iptal ettiklerini açıkladı. Olayla ilgili de baş sağlığı dileklerini paylaşan Warner Bros. direkt olarak 1 Haziran'da yapılacak olan Los Angeles galası ile takvimine devam edecek. Film bildiğiniz gibi 1 Haziran'da İngiltere'de, 2 Haziran'da da Amerika'da sinema salonlarına giriyor.

Deadpool 2 için Yeni İsim


Bu sefer oyuncu kadrosuna yeni bir isim katan film Deadpool 2. Black Tom Cassidy'i oynayacak isim Jack Kesy olarak duyuruldu. Filmin büyük kötü adamı Cassidy olacak deniyor ancak Holywood'a göre filmin asıl kötü adamı Cable olacak, ki kendisini de Josh Brolin canlandıracak. Cassidy genel olarak Deadpool çizgi romanlarında gördüğümüz bir isim olarak karşımıza çıkıyor ancak birlikte görüldüğü Juggernaut gibi karakterler için herhangi bir duyuru yok henüz.

Justice League Dark'ta Yine Ayrılık


Guillermo del Toro'dan sonra yönetmenlik koltuğunda oturacak isim olarak açıklanan Doug Liman da bu görevi bırakmış durumda. Ve görünen o ki, Warner Bros. yeni bir isimle ilgilenmeye başlamış bile. Yine Warner Bros. çıkışlı It filminin yönetmeni olan Andres Muschietti ile adı anılan filmin bu gidişatı hiç de iyi gözükmüyor bana soracak olursanız. Diliyoruz bu sefer dikişi tutturabilir Warner Bros.

Supergirl'den Wonder Woman'a Destek

DC'nin televizyon dizileri henüz DCEU ile bir bağlantı sağlamış veya sağlayacak değil ancak Supergirl'ün yayınlanan son promosunda Teri Hatcher, Lynda Carter ve Chyler Leigh ile birlikte Melissa Benoist filmin çıkışı için ufak bir "hayırlı olsun" klibi çekmişler. Peki nerede? Ahanda aşağıda.



Wonder Woman'da Kesilmiş Sahne Yok


Aynen öyle. Collider'ın Patty Jenkins ile yaptığı röportajda konuşan yönetmenimizin söylediğine göre filmde ne bir sahneyi kesmişler ne de çekilen sahnelerin sırasını senaryodan farklı olarak değiştirmişler. Bildiğiniz gibi Batman v. Superman ile Suicide Squad filmleri, kesilen sahneleri ile beraber yayınlandıklarında birazcık tepki almışlardı. Bu durum Wonder Woman için oldukça iyi bir haber, hele de harikulade ilk yorumlardan sonra. Kadınlar yapınca bir başka güzel oluyor arkadaş.



DC ya da Marvel, bir karakterin ne kadar güçlü olduğunu, ki bu genel olarak fiziksel anlamdadır, bir diğer karakterle karşılaştırarak görmeye çalışırız. Karşılaştıracağımız karakterler de bellidir; Hulk olur, Kaptan olur... En bilindik isim Superman'dir. Yine bu tür bir karşılaştırma ile karşınıza çıkıyoruz. Ancak bu bizim yaptığımız, arkadaşlar arasında bir tartışma olayı değil. Bir bilim insanı, kendisi bir kuantum fizikçi, Ant-Man'in gerçekleşecek bir karşılaşmada Superman'i çatır çutur döveceğini iddia etmiş. Eh, kendisi bir bilim insanı olduğundan bu iddiasını destekleyecek bilimsel şeyleri de var. Biz de onlara şöyle bi' bakalım istedik.

Öncelikle, konuyla ilgili konuşan bilim insanı, California Teknoloji Enstitüsü'nden Dr. Spiros Michalakis, Ant-Man filmi için bilimsel danışmanlık yapmış olan kişi. Yani konuyla alakası olan, çocukluğunda da çizgi romanları seven ve tüketen biri, kendisi öyle diyor en azından. Ve iddiasına göre Ant-Man tüm zamanların en güçlü kahramanı olabilir. Filmde, artık izlemişsinizdir umarım, Scott'un kuantum seviyesine küçülmesi ile ilgili danışmanlık yaptığı oldukça açık ve 2015 yılında kendi blogunda şöyle diyor konuyla alakalı:

"Eğer biri bizim bildiğimiz fizik kurallarının olmadığı, zamanın okunun kırık, ve uzayın dokusunun dokunmamış olduğu bir yere gitse, kuantum alanı ustasının güçleri sadece geldiği gerçekliğe geri dönme konusunda sıkıntı yaratırdı."


Dr. Spiros'un bahsettiği atom altı bir yer, bahsedilen şey basitçe kuantum fiziğidir. 20. yüzyılda keşfedildiği üzere bildiğimiz fizik yasaları bu kadar küçük boyutlarda maddelere aynı etkiyi göstermiyor. Dr. Spiros'un iddiasını destekleyen de budur işte. Kuantum fiziğinin tarihi bellidir, Max Planck, Albert Einstein ve Werner Heisenberg gibi isimlerle beraber başlamış bu konuda yaşanması gereken bir devrim olduğunu, bunun için gerekenin Ant-Man'in küçülmesini ve büyümesini sağlayan, kuantum mekaniğine dayanan cihazların geliştirilmesiyle gerçekleşeceğini söylüyor. Ant-Man, bizim çizgi romanlardan bildiğimiz "Microverse"e girdiğinde sadece daha küçük bir yere girmiyor, bir adım daha öteye geçiyor. Inverse ile yaptığı röportajda bunu şöyle açıklıyor:

"Burası, [Microverse] gerçekliğin dokusunun sizin etrafınızda değiştiği bir yer. Yani kuantum düzlemine geçtiğinizde, farklı türde yasalara maruz kalıyorsunuz. Dünyamızda geçerli olan fizik yasaları bellidir. Superman dahil tüm süper kahramanlar, eğer gerçek olsalardı, bu fizik yasaları ile sınırlandırılmış olacaklardı. Kriptonlular insan bilimine meydan okuyabilirler belki ancak hâlâ bizim yasalarımız ile sınırlandırılacaklar. Ancak Ant-Man için bu geçerli değil."

Superman'in maruz kaldığı fizik yasalarından biri yerçekimi olarak karşımıza çıkar. Dr. Spiros ise yerçekiminin, Einstein'ın dediği gibi uzay ve zamanın bükülmesinden başka bir şey olmadığını söylüyor. Yani bu bükülmeyi anlayabilirseniz ve onu manipüle edebilirseniz, değiştirebilirsiniz. Yani yerçekimini değiştirebilirsiniz diyor. Kendisine sorulan bir diğer soru da, bu bilgilere bağlı olarak Ant-Man'in Superman'i nasıl yenebileceği üzerine. Dr. Spiros ise yerçekimi örneğinden devam ederek Ant-Man'in uzay zaman eğriliğini kuantum düzeyinde anlayabilirse bunu yerçekimini azaltmak veya arttırmak için kullanabileceğine değiniyor tekrar. Superman'in kaldırabileceğinden daha fazla bir ağırlığa getirebileceği şekilde manipüle edebilir ve böylece Superman'i ezebilir diyor. Ona göre Ant-Man çok daha yıkıcı olabilir. Bir kara delik yaratabilir örneğin. Superman bir kara delikten kaçabilir mi? Doktora göre kaçamayacağı yüksek bir ihtimal.



Her şeyin üstünde, kendisi bilimsel danışmanlık yapmış biri olarak röportajında bu konunun da çok çarpıcı ve benim için en önemli kısmına da değiniyor.

"Konu, olayları bilimsel bir mantığa oturtmakla alakalı değil. Fizikçilerin bile garipseyeceği türden şeyler hakkında konuşuyoruz. İnsanları bilim ve keşfetme konusuyla ilgilenmeye itmekle alakası aslında. Keşfetmeye dair açlıklarını nasıl ortaya çıkarabiliriz? "Bu nasıl çalışıyor? Birisi nasıl küçülebilir? Nasıl bir şey olurdu bu?" diye düşünebilmelerini istiyoruz aslında."

Bahsedilen şey aslında çizgi roman okuru olan çoğumuzun başına gelmiş bir şey. Nasıl olabileceğini ve neye benzeyeceğini düşünmek, araştırmak, hayal etmek, işin arkasında yatan bilimsel gerçeğe ulaşmaya çalışmak... Sonuçta, eğer yanınıza bilimi alırsanız görüldüğü gibi Superman'i bile yenebilirsiniz. Araştırmaktan çekinmeyin, hayal ettiklerinizi insanlarla konuşmaktan, tartışmaktan geri durmayın. Bu yazıyı bir yerlerde paylaşmayı da unutmayın, heheheh.




FOX'un X-Men evrenindeki sıkıntıları az çok tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum. Reklam ve tanıtım eksikliği, evrenin planlı bir yol izlememesi, filmlerin hep aynı tarifle yapılması falan.

Ama Deadpool'dan beri olumlu bir yönde gelişim olduğu kuşkusuz ortada. Önce Deadpool, sonra Legion, daha sonra da Logan bugüne kadar gördüğümüz bütün FOX yapımlarından farklı işler. Gayet de memnunuz bu konudan. Bir sıkıntı var ki; bu yenilikleri X-Men filmlerinde de görmek istiyorduk.

Bu isteğimiz New Mutants filmi ile gerçekleşecekmiş gibi duruyor! Çok şey beklediğim yönetmen Josh Boone şöyle diyor;

X-Men evreninde geçecek tam teşekküllü bi' korku filmi yapıyoruz. Kostüm yok. Süper kötüler yok. Amacımız çok, ama çok farklı bir şey yapmak.

Yıllardır Professor X ve Magneto arasındaki anlaşmazlığı izleyen bizler için bu yenilik bence toprağın altına inen X-Men beklentilerimizi normal seviyelere çıkaracak bir şey.

Daha bu hafta Anya Taylor-Joy'un Magik, Maisie Williams'ın da Wolfsbane olarak filmin kadrosuna katıldığı duyurulmuştu. Ayrıca bayadır konuşulan James McAvoy'un filmde yer alacağı ise gerçek değilmiş.

Bir diğer iddia da Marvel'ın Netflix evreninin her köşesinde yer alan Rosario Dawson'ın New Mutants ekibinin Charles Xavier'ı olan Doktor Cecilia Reyes'i canlandırmak için FOX ile görüşmelerde olduğu yönünde.

Çekimleri Temmuz ayında başlayacak olan New Mutants cephesi şu sıralar baya bi' hareketli.

DC Genişletilmiş Sinematik Evreninin "kurtarıcısı" olarak nitelendirilen Wonder Woman solo filminin ilk gösterimi bu hafta içerisinde basına yapılmıştı. Ambargo ise dün gece kalktı, işte ilk yorumlar:


- HAYRAN GÖSTERİMİ YORUMLARI -

''Wonder Woman, DCEU hayranlarının ve Batman v Superman'i sevmeyenlerin beklediği komik, renkli ve heyecanlı film! Gal Gadot harika!'' - Kofi Outlaw

''Wonder Woman hayallerimin filmi olmuş. Patty Jenkins'in başarmak istediği her şey ekrandaydı. Efsane!'' - @atomicwick

''Wonder Woman çok güzel ve ilham veren bir filmdi. En iyi DC filmi.'' - @ColorWren

''Wonder Woman sadece en iyi DCEU filmi değil, kendi çizgisinde de en iyi filmlerden biriydi! Eski klasik macera filmleri tadında.'' - @ConnorFilm

''Kelimenin tam anlamıyla film hakkında söyleyecek kötü bir şey yok. Aklımı aldı!'' - @bigdoubie56

''Filmde aradığım her şey vardı. Mutluluktan ağladım.'' - @SleeperOfTheBed

''Bütün dünyanın bu filmi izlemesi lazım.'' - @WonderWatchman

''Wonder Woman'ı mutlaka izlemelisiniz. ÇOK İYİYDİ. Her dakikası. Aksiyon ve komedinin harika bir birleşimi.'' - @dpany09


- BASIN YORUMLARI -

"Wonder Woman'a bayıldım! Bana Christopher Reeves'in Superman'ini hatırlatıyor. Rahatça en iyi DCEU filmi. Man of Steel'i de beğenmiştim bu arada. Gadot ve Pine birlikte harika kimyaları var. 1. Dünya Savaşı biraz kasvetli ve soğuk olmuş ama karakterler hiç de öyle değil." -Mike Ryan

"Mutlu muyum? Hayır, rahatladım. Wonder Woman gerçekten iyi. Eğlenceli, coşkulu ve romantik. Sağlam, eğlenceli bir süper kahraman filmi." -Adam B. Vary

"Wonder Woman harika ve Gal Gadot fantastik. Chris Pine ile olan kimyası inanılmaz. Kesinlikle tavsiye ederim. Filmin en iyi tarafı çok komik anları ve yanlarındankahramanlık fışkıran bir kahramanının olması. DC filmleri için çok iyi bir ilerleme." -Steven Weintraub

"DC kesinlikle doğru yolda. Gal Gadot sansasyonel olmuş. Rolün hakkını sonuna kadar vermiş, çok iyi. DCEU'nun çok ihtiyacı olan bir film." -Alisha Grauso

"Favori DCEU filmim. Sinematik evrene lazım olan mizah ve tutku var. Gadot ve Pine efsane." -Kate Erbland

"Şu ana kadar ki en iyi DCEU filmi. ÇOK İYİ! Bayıldım!" -Umberto Gonzalez

"Filme tepkim: heyecan verici, güçlü, cesur, epik, kısaca harika." -Courtney Howard

"Filmi çok sevdim. Başları biraz yavaş olsa da iyimser, duygusal ve komik bir film. Şu ana kadar ki en iyi DCEU filmi. Ayrıca, Gal Gadot tam bir yıldız." -Dave Schillig


Geçen hafta son gelişmelerle birlikte Judge Dredd'e "Mega City One" dizisiyle beraber televizyonda yeni bir kapı açılacağını aşağıdaki haberle birlikte sizlere bildirmiştik.


Dizi için çalışmalar tam gaz devam ederken yapımcılardan biri 2012'deki filmde Dredd'i canlandıran Karl Urban'ın dizide de olmasını istediklerini söylemiş. 

Yapımcı Jason Kingsley Urban'ın çizgi roman hayranı olduğunu ve muhteşem bir kişiliği olduğunu belirtip onunla birçok konu hakkında birçok kez görüşme yaptıklarını fakat şimdiden bir şey söyleyemeyeceğini belirtmiş. Gelecekte de uzun ve daha kapsamlı görüşmeler yapacaklarını da eklemiş. 


Bu işteki zorluk çok aşikar bir şekilde ortada ki bunu yapımcı da belirtmiş açıklamasında, Urban'ın tam zamanlı bir film yıldızı olması. Bu her ne kadar onun televizyon sektöründe çalışmasına bir nevi problem olarak gözükse de son zamanlarda, özellikle Netflix'in de piyasada iyice ses getirmesiyle beraber artık sinema oyuncularının çoğu televizyonda iş yapmaktan çekinmiyorlar. Ben açıkçası programı uygun olduğu taktirde ikna edilebilirse Urban'ın bu işe olumsuz bakacağını pek sanmıyorum.

İkinci bir durumsa yapımcıların bu konuda çok heyecanlı olması ki bu beni çok mutlu etti. Gerçekten adamlar ciddi şekilde bunu istiyorlar ve bu konuda çok heyecanlılar, açıklamalarından çok net bir şekilde bu anlaşılıyor. Bu da benim diziye karşı olan umudumu feci bir şekilde arttırdı. Ben çok güzel bir dizi izleyebileceğimizi düşünüyorum, umarım Urban'la da anlaşılır biz de kaldığımız yerden devam ederiz yargıcı izlemeye.

Peki siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce Urban yargıcı tekrar canlandırır mı?

Ortada stüdyoyla anlaşmazlık, oyuncu kadrosuyla sıkıntı veya filmin kötü oluşundan kaynaklı bir problem yok. Gerçi keşke öyle olsaydı. Zack Snyder, Mart ayında intihar eden kızı Autumn Snyder'ın ölümünde ailesinin yanında olmak için Justice League yönetmenliğini bıraktı.

Evet, acı olay Mart ayında yaşanmış ama hem Zack Snyder hem de Justice League'de yapımcı olarak yer alan eşi Deborah Snyder, medya ve insanların öğrenmesini istememiş. Olaydan hemen sonra Zack ve Deborah'a zaman tanımak için filmin çekimlerine 2 hafta ara verilmiş.

Bu yaşananlara rağmen ikili hem çekimleri tamamlamış, hem de çekimler sonrası post-prodüksiyon için ofise dönmüş. THR'ye verdiği röportajda şöyle diyor;
Bu işin gereklilikleri çok aşırı ve yoğun. İnsanı tüketiyor. Son iki ayda bir şeyin farkına vardım... Bana ihtiyacım olan ailem ve çocuklarımla olabilmek için filmin yönetmenliğinden çekilmeye karar verdim. Onlar da, ben de zor zamanlar geçiriyoruz.
Filmi tamamlayacak yönetmen Joss Whedon olacak. "Madem bugüne kadar getirdi, neden şimdi ayrılıyor?" diye düşünebilirsiniz. Zack Snyder birkaç yapımcıyla birlikte filmi izledikten sonra ek sahneler çekilmesine karar vermiş. Bu sahnelerin çekimi ise filmin büyük çoğunluğunun çekildiği İngiltere'de planlanmış ama Snyder, ailesini bırakmanın doğru olmadığını düşünüp ek sahneleri yazması ve yönetmesi için işi başkasına bırakmaya karar vermiş. Stüdyo başta 17 Kasım'daki vizyon tarihini ertelemeyi düşünse de Zack Snyder buna karşı çıkmış.

Niyetleri hep bunu açıklamamak olmuş, ama ek sahneler için başka bir yönetmen geleceği düşünülünce medyanın buna vereceği tepkiyi tahmin edebilirsiniz. Zack Snyder ve DCEU'nun medyadaki konumu malum. Zack Snyder bırakıyor, tekrar çekimlere gidiliyor ve yerine başka bir yönetmenle anlaşılıyor. Adam resmen "Ben bunu açıklamazsam sosyal medyadaki dingiller bu olayı bambaşka bi' noktaya çeker, durumlar zaten kötü, daha da beter bi' hâl alır." diye düşünmüş.

Ne diyelim be Snyder? Haklısın abim. Yaparlar.
İzleyicilerin film hakkında endişeleneceğini biliyorum. Bana ihtiyacı olan 7 çocuğum var. Ama bu sadece bi' film. Harika bi' film, ama alt tarafı film.

Autumn Snyder, Sarah Lawrence Kolejinde okuyor, ve bilim kurgu fantezi romanı yazıyordu. Hatta başrolü de dışlanmış ve topluma uyum sağlama konusunda sıkıntı çeken bir karakterdi. Neden kendi canını almaya karar vermiş? Medya tarafından bilinmiyor. Bilinmesin de.

Batman v Superman'i sevmediğiniz için adınız duyunca Zack Snyder'a öfke kusuyor olabilirsiniz. Ama kimse alt tarafı bir film için bir babanın, kızını kaybetmenin acısını yaşamasını istemez. Yani, umarım istemiyoruzdur. Çünkü bu acının tarifi yok.

"Hepimiz ölürüz. Amaç sonsuza kadar yaşamak değildir. Arkamızda, sonsuza kadar yaşayacak bir şey bırakmaktır."

Snyder ailesinin başı sağolsun.

Suicide Squad çizgi romanları ülkemizde de olduğu gibi sinemadaki deneyiminden sonra bir hayli fazla satmaya başladı. Bu da DC'yi onları daha çok kullanmaya itmiş olmalı ki Ağustos ayından itibaren altı sayı sürecek bir seri daha çıkacak. Serinin işlenişi ise bildiğimiz serilerden biraz farklı olacakmış.

Çok fazla detay verilmese de seride her sayı iki hikaye anlatılacak gibi duruyor. İlk sayının ilk hikayesi Kobra diye bir teröristin Katana'nın ruhuyla beraber sahip olduğu her şeyi çalmasıyla alakalı olacakken ikincisinde de El Diablo, Enchantress ve Gentleman Ghost, Amanda Waller'ın emri altında Sebastian Faust'u yakalamaya çalışacaklar.


Açıkçası bunlar artık bana sırf bir şeyler yapılmak için yapılan çizgi romanlar gibi gelmeye başladı. Farklı bir şeyler yaparken vizyonsuzca planlanmış işler ortaya çıkıyor. Bunların da çok azı da yazar ekibi iyi işler yaparsa okuyucu tarafından beğenilebiliyor. Bu yüzden bu seriye karşı hiçbir umudum yok, çok güzel olacağını da düşünmüyorum. Keşke böyle bir seriye girişmeseler de daha mantıklı fikirlerle ürettikleri hikayeleri sunsalar bizlere...

Siz bu tür çizgi romanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce bu tür planlamalarla gelen seriler okuyucuya bir şeyler vaad etmeli mi?


Marvel'ın bu seneki büyük hikayesi Secret Empire'ın 0. ve 1. sayılarını okuyup incelemiştik. O sayılara buradan ulaşabilirsiniz:

İnceleme: Secret Empire #0
İnceleme: Secret Empire #1

2. sayının hikayesine bakıp değerlendirmesine geçelim. Sayıyı okumuşsanız doğrudan değerlendirme kısmına atlayabilirsiniz.

HİKAYE

Sayımız, geçen sayıdaki Las Vegas bombalamasının ardından geçiyor. Kahramanlar, bombalama durduktan sonra sağ kalanları bulup kurtarmaya çalışıyorlar. New York'ta ise Luke Cage, Iron Fist ve Jessica Jones, bazı yerlere girip Claire Temple'ın ihtiyacı olan tıbbi gereçleri toparlamakla meşguller. Bir numaralı hastanın ise Dagger olduğunu öğreniyoruz. Bütün kahramanlar New York'un ortasında karanlığa mahkum bırakıldıktan sonra Dagger, yüksek bir noktaya çıkarak insanlara ışık kaynağı olmaya çalışmış anca gücü azalıyor.

Şehirde, bazı insanlar silahlarla diğerlerinin elindeki ilaçları almaya geldiklerinde Wilson Fisk ortaya çıkarak, insanları soymaya çalışanları öldürtüp, soyulacak insanlara, onları koruyanın Kingpin olduğunu hatırlamalarını söylüyor ve gidiyor.


Avengers'ın saklandıkları yerde ise Black Widow gerekeni yapıp Steve'i öldürmelerini, kafasını koparmalarını söylüyor. Tony ise önce Rick Jones'un kendilerine bıraktıkları mesajı dinlemeyi öneriyor. Rick, mesajda, Cap'e ne olduğunu bildiğini söylüyor ve Steve'in başından geçen her şeyi anlatıyor. Onu düzeltebilmenin yolunun da Kobik'in parçalarını bulup birleştirmek olduğunu söylüyor. Daha sonra Avengers bir anlaşmazlığa düşüyor. Hawkeye ve Tony, Steve'i düzeltebileceklerini düşünürken Natasha, Steve'in tüm bunlardan sonra bir daha kahraman olabileceğini düşünmediğini, bu mesajın da sahte olduğunu söyleyerek Steve'i öldürmeleri gerektiğinde ısrarcı kalıyor.

Öte yandan Steve, Las Vegas'ta ölenlere baş sağlığı diliyor ve sokakların biraz sakinleşmesini sağlıyor ancak iç odada Zemo ile konuşurken bu yapılandan çok pişman ve en sonunda Zemo'ya, eğer kozmik küpü bulabilirlerse ölüleri bile geri getirebileceklerini, dünyayı düzeltebileceklerini söylüyor. Zemo'ya, küp parçalarını ne olursa olsun bulması için emir veriyor.


Nat ve Clint birlikte konuşuyorlar ve Clint, küp parçalarını arayacaklarını söylüyor ve Nat onu öptükten sonra bayıltıp yanından ayrılıyor. Clint bunu Tony'e söylüyor. Tony, küp parçalarını bulmak için bir ekip topladığını söylüyor. Ekibinde Hercules, Mockingbird ve Quicksilver var. Daha sonra ekibe Ant-Man de dahil olmak istiyor.

Nat ise saklandığı eve girdiğinde Miles'ın kendisini bulduğunu görüyor. Miles, daha önce Steve'i öldürdüğünü gördüğü anı anlatıyor ve Nat'e yardım etmek istediğini söylüyor. Arkasında da Champions ekibini getirmiş. Nat, "Red Room'a hoşgeldiniz" diyerek onları yanına alıyor.

Ant-Man, diğerlerini bir bara götürüyor ve orada aradıkları kişiyi bulacaklarını söylüyor. Sonunda da daha önce kalkanı bırakmış olan Sam Wilson'ı buluyorlar.

Ve sayının sonunda, 3 kötünün saldırmakta olduğu kızı birisi kurtarıyor. Kız kimsin sen dediğinde ise adamı görüyoruz: "Ben Steve Rogers ve sadece evime dönmeye çalışıyorum". diyor.



DEĞERLENDİRME

Sayının kapağından başlayalım. Kapakta Doctor Strange'in büyüsünün altında etrafa dağılan Daredevil, Luke Cage, Iron Fist ve Jessica Jones'u görüyoruz. Bu dörtlü bildiğiniz üzere Netflix'in Defenders dizisindeki Defenders ekibini oluşturuyor. İşin sevimli yanı ise, Marvel çizgi romanlarında evvelden beri süregelen Defenders takımının bu ekiple bir ilgisi yokken, Doctor Strange, o Defenders takımlarının hemen hemen hepsine liderlik yapmıştı. Dolayısıyla, yeni Defenders ekibi ile birlikte Strange'i birlikte görmek güzel. Sayı içinde kapakla alakalı hiçbir şey görmemekse can sıkıcı.

Önce canımı biraz sıkan iki konudan bahsedeyim. Bu sayı bana kolektif bir DC Comics hikayesi okuduğum izlenimini verdi. Bu, karanlık tonundan veya anlatım tarzından dolayı değil. Bana iki büyük DC hikayesini çağrıştırdı. İlk başta karanlık boyutta sıkışıp kalan kahramanlar ve çaresiz halk kısmı. Batman'in en büyük hikayelerinden No Man's Land'i okumuş muydunuz? Gotham'da bir deprem olur, hükumet köprüleri yıkar, herkes kendi başına yaşamaya çalışır. Klinikler kendi başlarına kahramanların yardımıyla ayakta durur. Kötüler şehri bölgelere ayırıp oralara sahip olurlar. Burada da insanlar tıpkı o zamanki gibi çaresiz ve ilaçlar için birbirlerini soyuyorlar. Defenders, Claire Temple'ın kliniği işletebilmesi için ona ilaç getiriyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam, Nightwing ve Leslie Thompkins de bu şekilde çalışmışlardı. Kingpin kendi bölgesini kuruyor ve kendi ününü yayıyor. Kısacası karanlık boyut kısmı ciddi bir şekilde No Man's Land'i andırdı bana. Muhtemelen Doctor Strange'in 21. sayısında bu bölgeyi daha detaylı göreceğiz. O zamana kadar, bu kısım beni biraz üzdü.


Diğer mesele ise Steve Rogers'ın geri dönmesi. Bu sene DC Rebirth ile birlikte iki tane Superman ortaya çıkmıştı. Birisi güçsüz Clark Kent'ti ve Superman olmadığını söylüyordu. Sonunda da Superman Reborn hikayesiyle konu bağlanmıştı. Şimdi Steve'in, şu anki halinden bağımsız bir versiyonunun çıkması bana o hikayeyi hatırlattı. Bunun nasıl etki göstereceğini önümüzdeki sayıda göreceğiz ancak "İki farklı Steve" hikayesinden farklı bir şey olmasını umuyorum. Civil War II: The Oarth sayısında Steve, komadaki Tony'e, ihtiyar Steve'i hala kafasında duyduğunu söylüyordu. Peter'ın, Superior Spider-Man'de yaşadığı gibi, Steve de içeride çıkmaya çabalıyor olabilir. Son sayfa ise aslında gerçeklikte değil de Captain America'nın bilinçaltında Hydra dürtüsü ile savaşan kahraman Steve'in çabasını gösteriyor olabilir. O sayfalarda çizim ve renklendirmenin değişiyor olması da buna bir işaret gibi gözükebilir. Ayrıca bu Steve'in üzerindeki kıyafetler, 1. Dünya Savaşı'ndan kalma gibi gözüküyor. Yani iyi Cap, içeride bir yerlerde olabilir. En azından şu an için benim oyum bu yönde.

Steve, Zemo'ya, küp parçalarını bulmaları gerektiğini söylediğinde parçaların kimlerde olduğunu gördük. Namor, Xorn ve Black Panther olduğunu gördük. Spencer'ın, özellikle Xorn'u nasıl kullanacağını merak ediyorum. Yine yanlış hatırlamıyorsam, Xorn'un, Grant Morrison X-Men yazdığı zaman Magneto çıktığını biliyoruz. Seri boyunca hem Hawkeye ile Tony'nin ekibinin ona ulaşmasını hem de Zemo'nun onu aramasını göreceğiz.


Miles'ın Civil War II görüsünün ortaya çıkması güzel oldu. En azından bu konuyu bize sürpriz olarak göstermeyeceklerini anlamış olduk.

Andre Sorrentino ise sayının yıldızı. Çizimlerine zaten bayılıyorum. Sayfa içinde odaklaması gereken karelerdeki renkleri daha farklı kullanarak daha çok dikkat çektiği kısımları özellikle seviyorum. Ancak sayıda kendisini aştığı yer kesinlikle, Rick'in, Steve'in başından geçenleri anlattığı yerde Steve'in yaşadıklarının tamamıyla enfes bir kolaj yarattığı çift sayfaydı. Buna çok benzer bir şeyi Secret Wars serisinde Esad Ribic'in kaleminden görmüştük. Orada da Doctor Doom ve Reed Richards'ın yaşadıklarını kolajlayıp ikiliyi çizmişti Ribic.


Nat'in, Clint'i öptüğü sahnede, öpüşmeden sonra Clint'in dudaklarını kontrol ederek, "uyuşturuculu öpücük numarası mı çektin" demesi, sanırım Batman & Robin'deki Poison Ivy'nin öpücüğüne bir gönderme. Geçen aylarda benzer bir numarayı All-Star Batman'de de görmüştük.

Öte yandan Rick'in, bütün "Steve Rogers/Kobik" ilişkisini Hydra kayıtlarını "hackleyerek" bulmuş olması bana çok fazla zorlama geldi. Rick zaten bir hapis odasının içinde ve hemen hemen  çoğu şeye ulaşımı yok. Tamam yetenekli bir hacker ama Steve'in, her gittiği yere bu bilgileri taşıdığını sanmıyorum. Kaldı ki Steve bunları kendisi de bilmiyor. Sadece Steve'i geçelim Hydra içinde bunu bilen iki kişi vardı, Erik Selvig ve Red Skull. Rick'in, Selvig'in belgelerini aldığını düşünecek olursak, Selvig, Steve'e bağlı bir dava adamı olmuştu. Gerçekleri o da artık bilmiyordu. Tüm bunları bilerek, Steve'in sahte bir Hydra ajanı olduğunun farkında olarak hala ona hizmet etmesi ve bunları saklaması bana biraz uçuk geldi.


GÖRÜŞ


Secret Empire, 2. sayısında, önceki sayıların hızını düşürse de Andrea Sorrentino'nun mükemmel çizgileriyle kendisini taşıyor. Sayının sonundaki ters köşe, seriye karşı bazı sorularımızı doğursa da nihayet bütün tarafların kesin bir şekilde seçilmesiyle, önümüzdeki sayıları beklemek için bizi daha da heyecanlandırıyor. 
8.0
GÜZEL

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget