Çizgi Kafe


 The Button hikayesinin ikinci kısmı geldi. İlk bölümde, Batman, Reverse Flash'la karşılaşmış ve sağlam bir dayak yedikten sonra Reverse Flash, Comedian'ın rozetini eline almış ve "Tanrı'yı Gördüm" diyerek eriyip bitmişti. Flash da tam bu sırada olay yerine gelip ikiliyi görmüştü.

2. sayımız ise Flash'ın 21. sayısında devam ediyor. Önce kısaca sayıda ne olmuş bakalım, daha sonra da uzun uzun masaya yatıralım DC'nin büyük numarasını.

Sayıya bir akıl hastanesinin tepesinde Justice Society'nin kendisi yüzünden kaybolduğunu bağıran Johnny Thunder'ın, Cei-u diye bağırmasıyla başlıyor. Daha sonra mağaraya dönüyoruz. Flash, Thawne'ın cesedini inceledikten sonra yaralı Bruce'la konuşuyor ve yanından ayrılıyor. Justice League karargahına gidip kozmik koşu bandına çıkıyor ancak Bruce da ona yetişiyor. Beraber koşmaya başlıyorlar ve Buton'dan çıkan radyasyonun izini takip ederken birçok farklı yer ve zamanda kendilerini görüyorlar. Sonunda bir beyaz patlamanın içine giriyorlar. Çıktıklarında ilkel bir Bat-Cave'le karşılaşıyorlar. Daha ne olduğunu anlamadan, Batman'in Flashpoint'teki versiyonu Thomas Wayne, Flashpoint versiyonuyla gelip mağarayı kast ederek "bunların hepsini senin için yaptım oğlum" diyor ve sayı bitiyor.


Sayı ağzına kadar göndermeyle doluydu! Tek tek göndermelerden bahsederek ilerleyelim. Sayının başında Cei-U diye bağıran ve bay Thunder dedikleri adam Johnny Thunder. Kendisinin yeteneği, Cei-u dediğinde cin benzeri bir varlığı çağırıp onu kontrol edebilmesi. Bu varlığın adı da Thunderbolt. Evrendeki her şeyi yapabilme kudretine sahip bu yaratık, Johnny ne derse onu yapar. 2000lerdeki Justice Society of America hikayesinde Johnny, cinini Jakeem Thunder isminde bir çocuğa vermişti. Johnny'i biz DC Universe Rebirth sayısında da bu hastanede görmüştük ve New52'dan beri ortalarda gözükmeyen Justice Society ekibini geri getirmeye çalışıyor! Tıpkı önceki sayıda Saturn Girl'ü görmemiz gibi, bu sayıda da Thunderbolt'u gördük. Sıradaki sayıda da muhtemelen Rebirth sayısından bir karakterle açılış yapacaklar.

Daha sonra asıl gönderme patlamasını Flash, Watchtower'ın hatıralık eşyalar kısmına girdiğinde yaşıyoruz. Önce oraya bakalım, sonra içindekiler ne söyleyelim:


En tepede Blue Beetle'ın gemisi var, onun altındaki gemi ise Hourman'in zamanda yolculuk yapabildiği gemisi. Geminin yanındaki uçan beyaz şey bildiğiniz Voyager 2 uzay aracı. Tepedeki Bat-Signal gibi olan şey ve altındaki kristaller Kripton'da suçluları Phantom Zone'a gönderen Phantom Zone Projector. O devasa pembe yumurta, DC ve Marvel evrenini birleştirdikleri JLA/Avengers serisindeki Cosmic Egg. Martian Manhunter'ın ilk kostümü var. Kostümün yanındaki kırmızı cam Universe Orb. Harbinger bununla dünyaları izleyip kaydedebiliyordu. Ortadaki uzun ve devasa, tepesi kafataslı mızrak Scepter of State. Marslı bir savaş aleti.Alttaki kostümler sırasıyla bir New Gods kostümü, Sargon ve Azrael kostümleri. Sağdaki yıldızlı kutunun üstündeki sopa Big Barda'nın silahı, önündeki pembe şey bir kostüme bağlı, o kostüm Doctor Destiny'nin kostümü. Önündeki sopa da Starman'in Gravity Rod'u. Yandaki kırmızı gözlü şey, Booster Gold'un yardımcı robotu Skeets.

Ortadaki zincir ve kanca, Lobo'ya ait bir kanca. Halka gibi olan şey H-Dial. O koca kitap evrenin tarihini anlatan Eternity Book. Önündeki sopa Matter Master'ın asası. Arkasındaki kutudaki parlak şey ise Hourman'in Worlogog'u. Evrenin 4 boyutlu haritası. Gerçekliği değiştirmek için bile kullanılabiliyor. Onun solunda da Blue Devil'ın mızrağı, Wonder Woman'ın eski kalkanı ve en uçta da bir atom bombası var.

Sonraki sahnelerde de Starro hücreleri, White Martian ögütü olan Hyper-Clan'dan Armex'in kafası, Zum, Protex ve Promaid'in kostümleri var. Prometheus, Star Spangled Kid, Hourman ve Spectre'ın kostümleri var. Bir tane kutucuğun içine hapsedilmiş tek bir "Kirby Dot" var. Ve Justice League International'dan Rocket Red'in zırhı var.

Tabii göndermeler bununla bitmiyor! Batman ve Flash evrenler arasında gezinmeye başlayınca bazı sahneler görüyorlar:


Bu sahne, Justice League of America'nın kuruluşlarından belki de ilkine gönderme. 1962 yılında çıkan Justice League of America 9. sayısıyla aynı:


Daha sonra Identity Crisis'te JLA ekibi, Batman'in sırlarını öğrendiğini görünce onu durdurmaya çalıştıkları sahne var:



Ve kocaman bir Crisis on Infinite Earths göndermesi bulunmakta:




Gördüğünüz gibi sayı göndermelerle taşıp gidiyor. Ama üzücü olan da aslına bakarsanız biraz bu. Başka çok fazla bir şey görme imkanımız olmadı. Bu şekilde farklı evrenleri gördükten sonra Thomas Wayne'le karşılaştı ikili. Ek olarak, Justice Society ekibinin nihayet geri döneceğini biliyoruz. Ayrıca Crisis on Infinite Earths ve Identity Crisis de artık süreklilik içinde kabul edilebilir. Yine de bunun için biraz daha beklemek gerek. Sayının sonunda Flashpoint evrenine gitmeleri ve Thomas Wayne'le buluşmaları korkunç derecede heyecanlı. Batman'le babasının mektubu arasındaki ilişki bizi duygulandırıyordu zaten, önümüzdeki sayıda ikisinin kavuşmasına dayanamayabiliriz. Genel olarak sayıdan sadece rozetin üzerindeki kanın kime ait olduğunu bulamadıklarını ve özel bir türde radyasyon yaydığını biliyoruz. Sayıdan edindiğimiz bilgiler ve heyecan da bu kadar.

Sayının asıl sıkıntısı ise yazar Joshua Williamson. Sayı baştan sona kadar açıklama kutularıyla doluydu. Geçtiğimiz hafta Tom King, serinin ilk sayısında anlatımını görsel olarak yapmış ve hepi topu 1 dakika içinde geçen olayları bir sayıya sığdırmıştı, bunun da altından kalkmıştı ama Williamson, yazdığı her sayıda olduğu gibi burada da her şeyi kutucuklarla anlatıyor. Hem de her şeyi. Eobard Thawne'ın geçmişinden tutun, kendisinin Batman'le olan geçmişi, JL ile birlikteliği ve kişisel düşünceleri kutucuklarla o kadar uzun uzun anlatıldı ki, şöyle diyeyim, eğer kutucukları okumadan sayıyı okursanız tek kaybettiğiniz şey, kutucukların üzerine geldikleri görsel kısımları olur, hikayeden hiçbir eksiğiniz kalmaz. Williamson her şeyi fazlaca açıklıyor ki bu da sanki 70lerdeki bir çizgi roman okuyormuşsunuz hissini vermekten öteye geçmiyor. Neden Flash serisini okumaya devam etmediğimin bir örneği oldu bu sayı.


Sıradaki sayıyı Tom King yazacak. Özellikle Vision serisi ile nasıl aile draması yazabileceğini bildiğimiz için Bruce ve Thomas'ın buluşması oldukça güzel olacak diye düşünüyorum. Final sayısı ise yeniden Williamson'da. Umarız kutularını biraz azaltır diyoruz.

GÖRÜŞ


Genel olarak ortalama bir sayı olsa da The Flash #21, hafızalarımıza güzel bir egzersiz yaptırarak göndermelerle dolu sayfalarıyla bize kaybettiğimiz çoğu şeyi hatırlattı. JSA ekibinin sonunda dönecek olmasına rağmen ilk izleri gösterdi ve nihayetinde istediğimiz bazı cevapları ve sahneleri verdi. Ancak Joshua Williamson'un anlatım kutularını gereğinden fazlaca kullanması sayıyı aşağı çeken şeylerden birisi.
7.5
ORTALAMA

2019 yılında 4 tane Batman filmi izleyeceğimiz haberlerimizin arasındaydı zaten. Bunun yanı sıra, David S. Goyer'ın proje başı olduğu Krypton dizisinin fragmanı da geldi ve muhtemelen diziyi bu senenin ilerleyen aylarında izlemeye başlayacağız. Bu Haziran'da gelecek Wonder Woman filmiyle birlikte DC genişletilmiş evren filmlerinde de oldukça ilerlemiş olacağız. Şimdi, bunların üzerine bir de 2018 için DC'den bir haber var!

Warner Bros, amiral gemilerinden DC Entertainment'ı bambaşka bir platform üzerinde kullanmaya başlayacak. DC Comics altında doğrudan kullanıcıya ulaşan bir dijital platform kuruyorlar. Yani, hayranlar, kullanıcılar, internette DC'nin bu yeni sitesine girdiklerinde, DC'nin, sadece bu siteye ve platforma özel ürettiği içeriklere ulaşacak. Evet, tanıdık gelmiş olabilir, Netflix, Amazon Prime, Hulu benzeri bir servis olacağa benziyor. Bu serviste de bolca DC içeriği göreceğiz zira platform tamamen DC Comics'e ait olacak. Tabii, bunun ne kadarı dizi ne kadarı film olur bilmiyoruz ancak benim tahminim, bir dijital televizyon kanalına çevirip talk show benzeri şeyler de yapacaklar yönünde. Şimdi, bu güzel bir haber, şaka maka DCTV kendi başına bir platform olacak gibi. Netflix'in Marvel dizileri kalitesinde bir şeyler çıkarabilecekler mi onu göreceğiz. Ama asıl bomba haber bundan sonrasında.


DC'nin bu yeni platformuna gelecek iki çizgi roman dizisi belli oldu: Young Justice animasyon dizisinin 3. sezonu ve sıfırdan göreceğimiz, live-action Titans dizisi geliyor!

Young Justice'in 3. sezonunun geleceğini zaten biliyorduk ancak hangi kanalda yayınlanacağı muammaydı. DC'nin yeni platformuyla canımız dizimiz yerini buldu ve büyük ihtimalle iptal edilme korkusundan uzak kalacak. Ayrıca 3. sezonun adı ve bir logosu da duyuruldu. Young Justice: Outsiders:

 

Daha önce "Independence Day" bölümüyle 2011 yılında Emmy ödülü de kazanan dizinin baş yapımcısı, şu anki Teen Titans Go! dizisinden Sam Register. Dizinin yaratıcıları Brandon Vietti ve Greg Weisman da yapımcı olacaklar. Dizinin sanat yönetmeni de Phil Bourassa olacak.

Titans dizisi ise bu dijital platformun köşetaşı olacak. Aslında DC, 2014 yılında TNT'ye bir Titans dizisi yapmasını söylemişti ancak TNT'deki yönetim değişikliğinden sonra dizi iptal edildi. O dizide düşünülen kadro: Dick Grayson, Barbara Gordon, Raven, Starfire, Hawk ve Dove.


Şimdi, dizinin başında yapımcı olarak, Batman Forever ve Batman & Robin'in senaristi Akiva Goldsman, DC'nin televizyon ve sinemadaki baş adamı olan Geoff Johns ve CW dizilerinin tamamını kontrol eden Berlanti Productions'tan Greg Berlanti ve Sarah Schechter yer alacak.

Johns şimdilik yazar koltuğunda garantileşen ilk isim ve Titans ekibinde göreceğimiz karakterler içinde onaylanan ilk kişi de Beast Boy.


"Evet, yeniden Titans yazdığım için ve bu ekiple çalıştığım için çok mutluyum! Feci derecede heyecanlıyım. Çok farklı bir şey olacak...#BeastBoy"

Samimi düşüncemi söyleyecek olursam, bu haber için oldukça sevinçliyim ancak Goldsman ve Berlanti isimlerinden ciddi manada çekiniyorum. Özellikte Titans ekibinin, büyük ölçüde genç ve ergenlerden oluştuğunu da düşünürsek, ekibin drama dozunda çılgın attırabileceğinden korkuyorum. Yine de, dizi seneye gelecek. Muhtemelen yakında hakkında daha çok şey öğrenmeye başlarız!

Çizgi roman temelli ilk komedi dizisi sayabileceğimiz, farklı bir konuyla, mükemmel bir jenerikle ve bol bol göndermeyle karşımıza çıkan Powerless dizisinin yayın hayatı pek de parlak gitmedi. Açıkçası dizinin kalitesini düşününce zaten bunu böyle olması da beklenmiyor değildi.

"No Consequence Day" adlı yeni bölümün bu hafta yayınlanması bekleniyordu fakat NBC takvimi yeniledi ve o bölüm yerine Superstore dizisinin bir bölümünü takvime yerleştirdi. 

Dizi şu an için bitmiş sayılmaz, ilk sezon muhtemelen sonlanır fakat devam etmesi de pek mümkün gözükmüyor. Zaten reytingler hiç parlak gitmezken bu haber hayranlarda ufak bir umut kaldıysa onları da alıp götürmeye yetmiştir diye düşünüyorum. Böyle potansiyeli olan bir dizinin değerlendirilememesiyse insanı gerçekten içten içte üzüyor. 

Eğer ısrarla ve inatla Avengers 3 ve 4'ü "Part 1 & Part 2" olarak anmaya devam ediyorsanız arkadaşlar gerçekten durmanızın zamanı geldi. Bunun böyle olmayacağı uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside açıklanmıştı, yönetmenler ve Kevin Feige iki filmin de farklı hikayeler anlatacağını söylemiş olsalar da oyuncu kadrosu Real Madrid'in 2000'li yıllardaki hayvani kadrosu gibi olduğundan ve bu hayvani oyuncuların takvimi de baya yoğun olduğundan, iki filmin de çekimleri Ocak ayında Atlanta'da beraber başlamıştı.

Yani şöyle bir örnek vereyim, Robert Downey Jr sabah kahvaltısından sonra Avengers 3'te Stephen Strange ile tanışma sahnesini, aynı günün akşam çayının ardından Avengers 4'te Steve Rogers'ın cenaze törenindeki konuşmasını çekmiş olabilir. Ciddi anlamda lojistik sorunlar var, o kadar oyuncuyu aynı anda sette  bulundurmak mümkün değil. Benedict Cumberbatch daha çekimlere katılmadı, Chris Pratt bitirmek üzereymiş falan. Karakterlerin konuşma sahneleri sette olmayan oyuncuların dublörleriyle çekiliyormuş. Olmayan oyuncu gelince, daha önce olan oyuncu gittiğinden, onun dublörüyle tamamlanıyormuş. Tam şizofren işi.

Tabii bunlar hep örnek, sonra bize "abi Steve ölüyor mu gerçekten?" diye bağırmayın. Kevin Feige dedi ki Avengers 4'ün adı Infinity War'a dair spoiler barındırdığı için gizli tutuluyormuş. Şahsen ben meraktan ölüp bitmiyorum filmin adı ne olacak diye.

Bu iki filmi aynı anda çekme meselesi bu hafta iptal edildi, bundan sonra ayrı ayrı çekilecekler. Artık kasetleri yakarlar mı, kullanırlar mı bilemem. Ama daha verimli olacağı kesin gibi.

Ülkemizde ABD'den 1 hafta önce vizyona girecek olan Guardians of the Galaxy vol. 2'nin tanıtım kısmı devam ederken Gamora'yı canlandıran Zoe Saldana, Feige'nin "sır" dediği bilgiyi baya baya kaçırmış olabilir. Spoiler içeriyor mu? Bence abartılmış. Eğer siz yine de uzak durmak istiyorsanız, aşağılara devam etmeyin.


Aynen şunu dedi; "Guardians üyeleri Infinity War için çekimlerini neredeyse bitirdi sanırım, Gauntlet için ise bu yılın sonlarında geri döneceğiz."

Avengers: Infinity Gauntlet.

Ne demek bu? Thanos ilk filmde taşları toplayacak, belki şok edici bi' ölüm sahnesiyle film sona erecek, diğer film ise tamamlanmış sonsuzluk eldivenine karşı olan savaşı anlatacak.

Bunun kesin olmadığını hatırlatalım. Belki oyuncular ve ekip kendi arasında 4. filme "Gauntlet" demek için anlaşmışlardır, belki de anlaşmamışlardır ve Zoe Saldana başını belaya sokmuştur.

GÜNCELLEME:
 (26 Nisan, 2017)

 James Gunn, Yahoo Movies'e verdiği röportajda, "Filmin adı bu değil" dedi.

"Benim tahminim, Zoe yanlış konuştu. Bugün Zoe ile de konuşurum ama sanıyorum ki Zoe, 'Infinity War' diyeceğine 'Infinity Gauntlet' dedi."

Öte yandan, Zoe Saldana  "Infinity War çekimleri bitti, Gauntlet yıl sonunda" demişti. Yani, pek karışıklık yok gibi görünüyor?

Zoe Saldana hala konu hakkında yeniden konuşmadı.

Takipte kalın!


Guardians of the Galaxy Vol.2 bu sene içinde en çok beklediğimiz filmlerden birisiydi ve ülkemizde de 28 Nisan tarihinde gösterime girecek.

Filmin basım gösterimi yapıldı ve filmden yorumlar geldi bile! Filmin RottenTomatoes notu şu an %91.

"Bütün eğlencesine, hızına ve çılgın konuklarına rağmen bu ikinci film yine de hayal kırıklığı hissi yaşatıyor." - Time Out

"Vol.2 kesinlikle bir filler (doldurma) film ama bu tarz filmlerden hoşlanıyorsanız, ikincisini de seveceksiniz." - The Wrap

"Eski karakterleri yeni durumlarda görmenin güzelliğinin yanı sıra, göze de çok hoş geliyor." - Newark Star-Ledger

"Guardians of the Galaxy Vol.2 tıpkı lunaparkta bir hız trenine ilk defa bindiğinizde çok büyük haz alıp ikinci binişinizdeki "eh, zaten bunu yaşadık" hissini veriyor." - Hollywood Reporter

"Hala iyi bir Marvel filmi (hatta bazı yerlerde oldukça iyi) ama ilk filmin baş döndürücü seviyede yukarı taşıdığı çizgiye ulaşamıyor. Hala güldürüyor ancak ilki kadar değil." - Entertainment Weekly

"Sahne sahne, diyalog diyalog, ilkinden alıştığımız tadı taşıyan bir film. Bu sefer, James Gunn'ın, eğlendirici bir film yapmak için ne kadar çabaladığını görebiliyorsunuz." - Variety

"Gunn inanılmaz bir işi başarıyor. Dandik bir filme dönüşebilecek bir konuyu, Marvel'ın en iyi süregelen hikayelerinden birisine mükemmel bir şekilde dönüştürüyor." - IndieWire

"Tıpkı ilki gibi, Guardians of the Galaxy Vol.2 çılgın bir muhteşemlikle devamı sağlıyor." USA Today

"İlk Guardians filmi çok taze ve yeni bir solukken, Vol.2 tanıdık bir tat bırakıyor--bazen iyi anlamda, bazen kötü." - ScreenCrush

"Nihayetinde, Vol.2 ilk filmin seviyesine yetişemiyor ancak bir süper kahraman filminde beklentilerinizi ve daha fazlasını bulabiliyorsunuz." - Collider

"Önceki filmle karşılaştırınca, Guardians 2'nin bomboş bir duygusal temeli var ve hikayesi zayıf. Filmin hiçbir gerçek amacı yok, hatta Marvel'ın genel hikayesine hiçbir köprü kurmuyor." - The Verge

"İkinci film, ilkine göre daha yüzeysel. Önceki filme nazaran daha çok hız ve hikaye sorunu var. Yine de bütün Marvel Sinematik Evreni filmlerinden duygusal olarak daha etkileyici bir sona sahip". - IGN

"Her ne kadar devam filmi, ilkinin büyüsüne sahip olmasa da detay konusunda çok zengin, eğlenceli ve heyecanlandırıcı sürprizlerle dolu, muhteşem bir devam filmi". - CinemaBlend

****

Yorumlar büyük ölçüde filmin, ilki kadar muazzam olmadığı konusunda göze çarpıyorlar. Yine de en azından eğlenceli bir film olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikir.

Filme gitmeden önce Hazırlık Rehberi dosyamızı okumayı unutmayın!

Pazar Kahvesi (17-23 Nisan)

Fox Tarihleri Belirledi

Şimdi bizi ilgilendiren, sitemizin konsepti içinde yer alan üç ana evren var. Bunlar MCU, DCEU ve Fox'un X-Men evreni. Üçü de yeri geldiğinde bizi oldukça heyecanlandıran filmlere imza atıyor. Ancak film kalitesi olarak değil de film dışı evren düzeninde eleştirmem gereken bir iki şey var. Bir kere evreni planlı kurgulamayı sadece MCU yapıyor. DCEU'da büyük planlar yapıyor ama şöyle ufak bir sıkıntısı var. Düzenli gitmiyorlar. Önce 11 film duyurdular. Sonra o 11 filmin üstüne onlarca film eklendi. MCU gibi yumuşak bir giriş yapmak yerine sert bir girişi tercih ettiler ve ileride bu ellerinde patlayabilir. Fox'a gelirsek. Fox'ta planlama varsa da biz hissedemiyoruz. 60'lı yıllardan her filmde 10 yıl artarak ilerleyen X-Men filmleri var elimizde. 90'lı yılllara geldiler sayılır. Bir yandan ise ortada günümüzde geçen bir Deadpool var. Ve tabii hangi zaman aralığında geçtiğini bilmediğimiz New Mutants. Logan ise gelecekte geçiyor. Henüz hiç birisinin vizyon tarihi bile belli değildi taki Fox bu hafta vizyon tarihlerini açıklayana kadar.

2018 yılında ilk olarak 13 Nisanda vizyona Josh Boone'un yönettiği New Mutants girecek. Sonrasında 1 Haziranda ilk filmiyle büyük ilgi toplayan Deadpool 2, en sonunda da, 2 Kasımda Dark Phoenix.Bakalım Fox bir evren oluşturmaya çalışıyor ama daha tam anlamıyla evren olamadı bence.

Scarlet Witch ile Vision Bir Araya Geliyor

Çizgi romanların en ilginç ve bilinen çiftlerinde Scarlet Witch ve Vision MCU'da da bir araya geliyorlar. Age of Ultrondan itibaren yakılan sinyaller sonunda sonuca erecek. Infınıty War ile birlikte bu ikili bir araya gelecek. E! Online UK Twitter hesabından ikilinin Infinity War'daki öpüşme sahnesinin yer aldığı bir fotoğraf yayınladı.

Doctor Strange Yönetmeninden Locke&Key Geliyor

Geçtiğimiz sene özellikle görselliğiyle hemen hemen herkesin taktirini toplayan Doctor Strange'in yönetmeni Scott Derrickson, bir Locke&Key dizisi peşinde. Hulu tarafından sipariş edilen dizi için pilot bölüm çekiyor şu sıralar Scott Derrickson. Dizinin sorumlusu da Lost'ta, Bates Motel'de The Strain'de yapımcılık ve yazarlık yapan Carlton Cuse oldu. Bu Locke&Key'in sinema ve televizyondaki dördüncü denemesi. Eğer Derrickson'ın pilot bölümü beğenilirse dizinin ilk sezonu sipariş edilecek ve izleyicisiyle buluşacak. Derrickson'ın ise eğer onay gelirse bir kaç bölümü daha yönetmesi bekleniyor.

Inhumans'a Yeni Köken Hikayesi

Çizgi romanlarda sonu gelmeyecek şeylerden biri de köken hikayeleridir. Köken hikayeleri bazen daha modernize etmek bazen ise okuyucuya başka açıdan anlatmak için çok sık yazılan serilerdir. Ayrıca iyi de okuyucu çeker. Marvel işte Inhumans için böyle bir köken hikayesine başvurmuş durumda. Eğer siz de Inhumans'a başlamak istiyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bu seri size bir alternatif sunuyor.

Serinin ismi Inhumans:Once and Future Kings. Seri Ağustos'ta başlıyacak. Beş sayı sürecek. Serinin yazarı The Prestige, The Invented World gibi kitapların yazarı ayrıca Thor ve Black Panther gibi karakterlerin serilerinde de yazarlık yapmış Christopher Priest yazacak, Black Widow, Uncanny X-Force gibi serilerde çizerlik yapan aynı zamanda pek çok Disney çizgi filminde de çizerlik yapmış Phil Noto çizecek.

Generation'a On Farklı Sayı

Marvel'in bir süre önce duyurduğu Generations'tan on farklı karakterin iki jenerasyonunu bir araya getiren birer sayı duyuruldu. Sayıların ismi karakterler, yazar ve çizerler şu şekilde;

Generations:The Best
Karakterler:Wolverine ve All-New Wolverine (X-23)
Yazar:Tom Taylor
Çizer:Ramon Rosanas

Generations: The Americas
Karakterler: Steve Rogers ve Sam Wilson
Yazar:Nick Spencer
Çizer Paul Renaud

Generation: The Bravest
Karakterler:Captain Mar-vell ve Captain Marvel
Yazar: Margi Stohl
Çizer: Brent Shoonover

Generation: The Thunder
Karakterler: The Mighty Thor(Jane Foster) ve The Unworthy Thor(Thor Odinson)
Yazar: Jason Aaron
Çizer: Mahmud Asrar

Generation: The Strongest
Karakterler: Bruce Banner ve Amadeus Cho
Yazar: Greg Pak

Generation: The Marvels
Karakterler: Captain Marvel ve Ms.Marvel
Yazar: G. Wilson Wilson

Generation: Archers
Karakterler: Clint Barton ve Kate Bishop
Yazar: Kelly Thompson

Generation: The Iron
Karakterler: Iron Man ve Ironheart
Yazar: Brian Michael Bendis
Çizer: Marco Rudy

Generation: The Spiders
Karakterler: Peter Parker ve Miles Morales
Yazar: Brian Michael Bendis
Çizer: Ramon  Perez

Generation: The Phoenix
Karakterler: Phoenix ve Jean Grey
Yazar: Cullen Bunn

Henüz The Phoenix, The Archers, The Strongest ve The Marvels sayıları için belirlenen bir çizer yok. Öte yandan The Best sayısı da Death of Wolverine'dan sonra Wolverine'ın ilk kez görüleceği sayı olma özelliğini taşıyor. Evrende dolaşan Old Man Logan'ı saymıyoruz tabii. Bu on sayı Ağustos ve Eylül aylarında çıkacak.

Cloak&Dagger'dan İlk Fragman

Freeform'da yayınlanacak olan kendi serilerine kavuşma imkanı pek olmamış iki karekteri Cloak&Dagger'ın dizisinden fragman geldi. 2018'de yayınlanacak olan dizinin fragmanı üç aşağı beş yukarı bize dizi hakkında fikir verdi. Bana kalırsa kanal seçimi çok yalnış. Gençlere yönelik dizi mantığıyla çekilen bu diziden beklentinizi düşük tutmakta fayda var.


Blind Al Deadpool 2'de Olacak

Deadpool'un ilk filminde belki de taksici Dopinder ile birlikte en renkli yan karakterlerden biri olan Blind Al, ikinci filmde de olacak. Deadpool'un birlikte kaldığı kör yaşlı kadını yani Blind Al'ı canlandıran aktris Leslie Uggams ikinci filmde de olacağını duyurdu. Rolünümn geçen filmdekinden fazla mı az mı olacağını bilemeyiz ama ilk filmden karakterler görmek oldukça hoş.

History Channel'dan Bir Süper Kahraman Belgeseli

Belki de ülkemizde çizgi romanlar hakkında programlarda en az adı duyulan tür belgesellerdir. Çizgi roman üstüne pek çok igi çekici belgesel yapıldı. Ancak pek çoğumuz hiç birini izlemedi. Gerçi izlemeye çalışınca da ortada altyazı bulamıyorsun. Her neyse konudan daha fazla sapmadan geri dönelim. History Chanel iki parçalı bir süper kahraman belgeseli hazırlıyor. Biri 30 Nisan diğeri 1 Mayıs'ta yayınlanacak bu iki parçalı belgeselin adı Superheroes Decode. DC ve Marvel'in süper kahraman janrıyla birlikte yükselişinin anlatılacağı bu belgeselde pek çok ünlü isim de röportaj verecek. Mesela MCU'dan Falcon olaraktanıdığımız Antonie Mackie, Captain America'nın son iki filmini yöneten Russo kardeşler, A Game of Thorens'ın yazarı George R. R. Martin, ilk iki Iron Man filminin yönetmeni Jon Favreau, Idenity Crisis ve JLA gibi pek çok serinin yazarı Brad Meltzer ve üstat Stan Lee bu isimlerden. İlk parça süper kahraman janrını ele alıcak. İkinci parça ise süper kahramanların neden bu kadar popüler olduğunu anlatacak.

Chrononauts Senaristini Buldu

Önceki Pazar Kahvelerinde bahsetmiş olabileceğimiz gibi, Mark Millar'ın yazıp Sean Murphy'nin çizdiği Chrononauts'ın haklarını Universal almıştı. Şimdi ise filme bir senarist bulundu. Philip Gawthorne'a ait. Serinin yapımcılığını da Fast&Furious'un yapımcısı Chris Morgan üstlenecek. Film için henüz bir tarih verilmezken söylentilere göre başroller Chris Patt ve Chris Hemsworth tarafından oynanacak.

Captain Marvel'i Yönetecek Kişi Belirlendi

Bir film duyurulduktan sonra izleyicinin o filme olan ilgisi başlıyor ancak o ilgi yönetmen seçilip filmin çekimlerine başlayana kadar heyecana dönüşemiyor. Bu yüzdenj bu hafta içerisinde Captain Marvel büyük bir adım attı ve yönetmenini sonunda duyurdu. Brie Larson'ın oynadığı Captain Marvel'ı Anna Boden ve Ryan Fleck ikilisi yönetecek. İkili birlikte Sugar, Mississippi Grind gibi pek çok film yönetti. Aynı zamanda 2004 yılında Sundance film festivalinde Gowanus, Brooklyn isimli kısa filmleriyle ödül de kazanmışlardı.


Kingsman'dan İlk Görüntü

Mark Millar'ın yazıp, Dave Gibbons'un çizdiği altı sayılık bir mini seriden uyarlama olan ilk film çok beğenilmişti. Haliyle bu beğenilerle birlike ikinci film içimn planlar yapıldı. İkinci filmin çıkmasına 5 ay gibi bir süre kalmışken de Kingsman serisinin ikinci filmi yani Kingsman: The Golden Circle ilk görüntülerine kavuşmuş oldu. Görüntü diyorum çünkü yayınlanan 15 saniyelik videoda onlarca görüntü var ve alışılmış tanıtım videolarının dışında diyebiliriz çünkü çok kısa sürese çok fazla şey gösteriyorlar bize aslında.





Bekliyoruz. Hem de ne bekliyoruz! Cidden, heyecan, ve, beklenti bizim için baya tavanda. İlk film ile yakalanan çok acayip bi' başarı. Sadece hikaye de değil, soundtrack albümünden karakterizasyona kadar böyle izledikçe çıldırılan, her izlediğinde yeni detaylar farkettiğin, hasta yatağında açma isteği uyandıran öyle bi' film.


Bir süredir yaptığımız filmi izlemeye gitmeden önce bilmeniz ve görmeniz gereken şeyleri Hazırlık Rehberi başlığında toparladık. İyi okumalar!

Not: Film ülkemizde ABD'den 1 hafta önce, 28 Nisan'da vizyona girecek.

-FRAGMANLAR -




1- Filmin baş düşmanı kim?

İnanılmaz kibirli, yüksek egolu ve kendini beğenmiş Sovereign halkının lideri Ayesha. Amaçları galaksiyi korku, kıskançlık ve ihanet gibi zayıflık belirtilerinden temizlemek. Bunu başarırlarsa koca galakside bi' kendileri, bi' de Steve Rogers kalacak herhalde.

2- Thanos gözükecek mi?

Hayır. %100. Hayır. James Gunn çok net bir dille defalarca yalanladı. Thanos gözükmeyecek, ama filmde varlığı hissedilebilir.


3- Son sonsuzluk taşı olan ruh taşı bu filmde mi olacak?

Buna da kocaman bir hayır.

4- Ekibin yeni üyeleri kimler?

İlk filmdeki beşlinin yanına Yondu, Nebula ve Mantis de dahil oldu.


5- Star-Lord'un babası kim?

Bu sorunun cevabı San Diego Comic-Con'da cevaplanmıştı, yayınlanan fragmanda da gösterilmişti zaten. Peter'ın babası Ego the Living Planet. Evet, gezegen. Baya baya gezegen adam. Bir gün gezegen olmanın verdiği monoton hayattan sıkılmış olacak ki insan formuna bürünerek Dünya'ya yol almış ve orada Peter'ın annesi ile tanışmış. Sonra da Peter Quill doğmuş ama doğumdan önce gitmiş falan. Eğer bunun spoiler olabileceğini düşünüyorsanız, James Gunn bu filmin olayının Peter'ın babasının kim olduğunu bulmak olmadığını söylemişti.

6- Nebula?

Karen Gillan şöyle anlatıyor; ''İlk filmden Nebula'nın baba sorunları olan sinirli biri olduğunu biliyoruz. Bu filmdeyse babasının onda açtığı yaraları göreceğiz. Kız kardeşi Gamora ile ilişkisine dalacağız. Hatta sanırım Nebula ile biraz empati bile kurabilirsiniz çünkü karakterinde babasından kaynaklanan duygusal bir boşluk var.



7- Captain Marvel gözükecek mi?

Hayır. Dünya merkezli tek karakterin Peter Quill olması için Captain Marvel evrene girişini bu film ile yapmayacak. Büyük ihtimalle daha güçlerini kazanmamış hâliyle Infinity War'da görebiliriz. Sonra Captain Marvel solo filmi, daha sonra da Avengers 4.

8- Yondu'nun taraf değiştirmesi Ravagers'ı nasıl etkileyecek?

İlk filmde Ravagers'ın pek süresi yok gibiydi. Hikayede ağırlığa sahiplerdi ama bütün rolleri Yondu'nun arkasında olmalarından ibaretti. Bu filmde Yondu'nun Guardians'a katılmasından hoşnut kalmayan Ravagers, liderlerine karşı isyana kalkışacak. Darbe bile gerçekleşebilir. Tommy Flanagan tarafından canlandırılan Tullk'un önderliğinde Ravagers'ı çok daha fazla izleyeceğiz.



9- Baby Groot ne iş?

Kendini feda ettikten sonra yeniden doğan Baby Groot bu filmin tamamında fragmanlarda gördüğümüz formunda kalacak. Önceki formunun hafızasına sahip olmayacak yani bu demek oluyor ki başta Rocket ve diğerleriyle her şeye sıfırdan başlayacak. Sanılanın aksine bu hamle daha çok oyuncak satmak için yapılmamış. James Gunn senaryoyu yazarken ilk taslaklarda tekrar büyümüş Groot'u denemiş ama dediğine göre kimyaları bi' türlü oturmamış ve iki film arasındaki arayı kısa tutup, Groot'u da küçük tutmaya karar vermiş.


Yukarıdaki görsel 17 Şubat 2016'da başlayan çekimlerin ilk gününde yayınlanan ilk kare. Filmde sinema tarihinde ilk kez 8K görüntü kalitesine sahip kameralar kullanıldı. Aksiyon sahneleri ise Red Weapon 8K ile çekildi. İlk filmin görsel efekt departmanında çalışanların çoğu Doctor Strange'den dolayı bu filmde yer alamasa da James Gunn'a göre yerine gelenler de en az diğerleri kadar iyiymiş. Çekimler 17 Haziran 2016'da sona erdi.


Bu da filmden ilk konsept çalışma. Guardians, Abilisk ile kapışıyor. Sebebi ise Ayesha tarafından kiralanmış olmaları. Alt kısımda daha detaylı değineceğim.

Büyük Soru: Filmin olayı ne?

Galaksiyi kurtarmak tabii. Hem de ikinci defa. Peki kimden ve niye? Şimdi şöyle; ilk filmin sonunda Nebula, Ronan'ın mağlup olmasıyla kayıplara karışmıştı. Kaçak durumundaydı. Guardians ve Ayesha kendisini aramaya koyuldu ama Ayesha bulmayı başardı. Cezası ölüm olduğu için Guardians bir teklif yaparak Nebula'yı Nova İmparatorluğunda mahkemeye çıkarmayı teklif etti. Ayesha kabul etti etmesine de, bir şartla. Gezegeninin güç bataryalarını sömüren Abilisk'in icabına bakmaları karşılığında.

E hâliyle ekibimiz başarılı oldu, mahallenin favori rakunu Rocket da çok pahalı olan güç bataryalarından birini -belki birkaçını- farkettirmeden cebe attı. Guardians, Nebula'yı Nova'ya götürmek üzere aldı. Ama gelin görün ki Rocket'ın çaldıkları farkedildi. Ayesha önce ekibin peşine düştü, daha sonra da galaksiye savaş açmaya karar verdi.

Tahminen Milano'nun arızalanması veya kayıplara karışmak için ekip Ego'nun gezegenine -ya da direkt Ego'ya- inmeye karar verdi. Fragmandan çıkardığımız olay örgüsü tamamen doğru olmamakla beraber bu şekilde.

Guardians of the Galaxy'i bu kadar özel yapan şey ne?

Öncelikle başlarında hikayeyi ve bütün karakterlere ayrı ayrı özel davranan James Gunn gibi bir yönetmen var. Tabii ki Chris Pratt'ten Bautista'ya kadar oyuncu kadrosu da ayrı bir enfes. Guardians of the Galaxy, Marvel Sinematik Evreninin kozmik tarafını yansıtıyor. Thor filmlerinin de bu şekilde olması gerekirdi fakat ilk iki filmde maalesef uzay yerine Dünya'yı kullanmaya karar verdiler. Ama Ragnarok fragmanını izlediyseniz buram buram Guardians koktuğunu farketmişsinizdir.

Bu serinin şöyle de güzel bir tarafı var. Dünya'dan tamamen bağımsız. Yani Avengers birbirine mi girmiş, Hydra mutlak kontrol sağlamaya mı çalışmış gibi sorunların Guardians'a en ufak bir etkisi var. Tek ortak tarafları Thanos ve Sonsuzluk Taşları. Yolları mecburi kesişiyor. O yüzden, James Gunn'ın elinde kendi hikayesini Age of Ultron ya da Civil War gibi filmlerde neler olduğuna bakmadan istediği gibi anlatmakta serbest. Açıklamalarda da gördük ki Marvel Studios ve Kevin Feige bolca destek oluyorlar.

Hani futbolda ''kazanan kadro bozulmaz'' diye bir laf vardır ya? Bence bu durum Guardians of the Galaxy için de geçerli. James Gunn'ın üçüncü filmi yazıp yöneteceği haberi ben bu rehberi hazırlarken geldi ama, ''Üçüncü film olacak, ama James Gunn yönetmeyecek?'' sorusuna ben her türlü ''Gunn yoksa üçüncü film de olmasın.'' derdim. Öyle özel bi' yeri var.

- POSTERLER -





- KARAKTER POSTERLERİ -



Film hakkında kısa bilgiler!

  • Dünya'da geçen birkaç sahne var. (Guardians üyeleri olmadan)
  • Mantis, Ego dışında hayatında hiç kimseyle bire bir iletişime geçmemiş. Guardians üyeleri ilk olacaklar.
  • Soundtrack albümü 28 Nisan'da çıkacak.
  • David Bowie, iki filmin soundtrack albümünde de yer alan tek şarkıcı.
  • İlk filmin sonu ile bu filmin başı arasında sadece iki ay var.
  • Filmde Ego the Living Planet'ın yer alabilmesi için FOX ile takas yapılmış çünkü karakterin hakları Marvel'da değilmiş. FOX'tan Ego'nun hakları karşılığında Deadpool'da yer alan Negasonic Teenage Warhead verilmiş.
  • Rocket Raccoon'un orijin hikayesinden bahsedilecek ve bu durum diğer Guardians üyeleri ile olan ilişkisini etkileyecek.
  • Eh, bir zahmet, Stan Lee cameosu da olacak.
- TELEVİZYON REKLAMLARI -









O ZAMAN DAHA YÜKSEK SESLE!

OOGA-CHAKA OOGA-OOGA OOGA-CHAKA OOGA-OOGA OOGA-CHAKA OOGA-OOGA!




Uzun zamandır yazılması ve değerlendirilmesi gereken bir durum aslında, çünkü hakikat ortada. CW’nin  -DC Comics’ten uyarladığı- süper kahraman dizileri uzun soluklu örneklere sahip. Fakat uzun soluklu olması başarılı olduğu anlamına gelir mi? Hangi açıdan baktığınıza göre değişir. Lakin şunu da unutmamak gerekir, senelerce izleyicisi olduğumuz diziler, genel olarak baktığınızda pek çok da eleştiri almasına rağmen izlenilen ve yayın hayatına devam eden yapımlar. Aradaki bu kimyanın sebebini henüz anlamış değiliz, hem yerden yere vurulup hem de izlenmesi için şimdilik yapacak bir açıklama yok. Yine de bu bizim açımızdan, dizilerin başarısız olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Neye göre başarısız? İşte bu konuda rahat konuşabiliriz sanırım, örneğin bir diziyi birkaç defa izlemek hiç değilse izlemeyi planlamak, geriye dönüp düşündüğünüzde akılda canlananların çoğunlukla olumlu olması, herhangi birisine tavsiye edecekler listenizde bulunması vs. gibi unsurlar bir dizinin gayet de başarılı olduğunun göstergesidir. O zaman çok basit bir soru sorarak maddelere geçelim; aramızdan kaç kişi en baştan Oliver Queen’in aşk hayatını izlemek istiyor?


1-Temelin Çok Kötü Olması




Burada bahsettiğimiz uyarlamaların esas kısmı yani çizgi romanlar değil, dizi evreninin kendi temeli. Dizi evreninin kurulacağını ilk öğrendiğimiz zamanlar, Arrow’un oldukça eleştiri almaya başladığı dönemlere tekabül ediyor. Tüm bir evrenin temeli olacak Arrow bu kadar eleştiri almaya başlamışken evrenin önemli sac ayağından biri olması elbette temeli çok kötü kılar. İşin komik tarafı, dizinin kötü gidişatından sonra yapılan açıklamalarda, Arrow’u tekrar sokak seviyesine indirerek izleyicinin sevdiği hale döndürmeyi söylemeleri. Bu yöntem işe yaradı mı? En başta yaramış gibi görünüyordu ancak sorunlu temel, sorunlu evreni doğurunca işler içinden çıkılmaz bir hal aldı.


2-Materyal Değerlendirememe



Bu dizilerin esas materyali çizgi romanlar ve hak verirsiniz ki, uyarladıkları karakterler hakkında elimizde okumakla bitmeyecek sayılar var. Yani materyal sıkıntıları neredeyse hiç yok. Fakat bunu değerlendirecek kadro da yok. Özellikle The Flash dizisinde gördük bunu. Flashpoint’e gelene kadar kırk tane farklı konu işlenebilirdi. Bunu geçelim, Reverse-Flash ile açılış yapılması zaten gerekiyordu da, ilk sezondan böylesine önemli bir karakteri kullanıp değerini düşürmeleri, onu geçtim koskoca Flash tarihinin neyi var neyi yoksa diziye ‘’tıkıştırmayı’’ nasıl kabul edebiliyorlar akıl almıyor. Bunu da geçelim, Flashpoint’i ele almasına aldılar da, bin yılın en rezalet hikaye uyarlamasına aday olabilir. Önceden de belirttik, yine belirtelim; birebir uyarlamasının kesinlikle beklemiyoruz zaten, bunu beklemek hata olur. Ancak bu hikayeyi farklı farklı öyle şekillerde uyarlarsınız ki, televizyon filmi gibi başlı başına izlenebilecek ayrı bir iş ortaya çıkar, izleyen de yapan da memnun olurdu. Sadece Flash üzerinden gittiğimizi biliyorum fakat diğer diziler için de örnekler sıralamak mümkün, en basit bir örnekle Supergirl evreni de ikinci sezonuyla dahil olsa da hala sıkıntılar çeken bir dizi bu konuda.


3-Plansız Hareket Edilmesi




Gerçekten plansız hareket ediyor olamazlar elbette. Fakat uzun ve orta vadeli planları kesinlikle yok, hiç değilse izleyici koltuğundan gözüken bu. En basitinden çaprazlama bir ‘’Invasion’’ hikayesini işlemiş olmaları bile bunu gösteriyor. Çizgi roman mı bu? Bu fikir hangi aklın ürünü? Bunu da geçtim, bakın Flashpoint uyarlaması bölümlere bakın, o kadar büyük bir olayı evirip çevirip yine Barry Allen’ın talihsiz serüvenler dizisine bağladılar. Evrene etkisi ise –kahramanlar açısından- neredeyse yok hükmünde. Hiç değilse böyle bir olay sonucunda Supergirl evrene çok kolaylıkla dahil edilebilir miydi? Kesinlikle! Ancak Supergirl CW’nin üvey evladı olduğundan evrenin içinde görmek istemediler sanıyoruz. Bunun dışında da diziler konu işlenişi bakımından buram buram özensizlik, kolaya kaçma kokuyor. Kısa vadeli ucuz hamleler…


4-Dizi için Gereğinden Fazla Efekt



Şaşırmayın, açıklayalım. Günümüzde ister sinema ister televizyon yapımları olsun efektsiz hiçbir şey kalmadı neredeyse. Fakat esas sıkıntı şurada, ucuz yapıldığını hissedince izlerken ister istemez insanın suratı buruşuyor. CW yapımlarında da bu gayet hissediliyor çoğu zaman. Üzerimize avuçla kahraman ve düşman karakter savururken çoğu da efekt isteyen türden oluyor tabii ki. Oysa Legends of Tomorrow öyle bir başlangıç yapmıştı ki inanamamıştık, televizyon yapımı için fazla kaliteli detaylar vardı ama kısa sürdü, anladık ki paranın çoğunu ilk iki bölüme harcamışlar. Çözümü basit bir durumken, şu an bol bol tüm koşucuları gördüğümüz The Flash dizisi, kanalın parasını efekt için en çok harcayanlardan sanırım. Üç tane efektine verdiğiniz paraya değmeyecek karakter yerine, bir tane olsa bence hem güzel efektler hem de tadından yenmeyecek bölümler izleyebiliriz, hatta ilk isteğimizi de söyleyelim; klasik Alan Scott buna çok iyi bir örnek olabilir. 


5-Romantizm Ağırlıklı İşlenen Konular



Oysa ne çok severdik Green Arrow-Black Canary ikilisinin maceralarını okumayı. Çizgi romanın en iyi ikilisi ve çiftiydiler. Ama buna en büyük darbeyi önce çizgi roman aleminde editörler sonra da Arrow’un senarist ekibi vurdu. Yetmedi, Barry Allen ile Iris West ikilisinin dalgalı aşk hayatına şahit olmaya başladık. Dürüst olalım, onca kaliteli romantik türde yapım varken bizlerin romantizm için Arrow veya The Flash hele ki Supergirl izlemeyeceğimizi biliyoruz. Fakat yıllardır uygulanan basit kodları uygulamaktan vazgeçmeyen Amerikan üreticiler, bunu hiç umursamıyor. Tabii yukarıda saydıklarımla beraber bu hiç bitmeyen romantizm sosunu da ekleyince, her bilinçli izleyici gibi izlemeyi bırakıyor ve bir sonraki başka bir diziye geçiyoruz. Sonuçta keyif almanız gereken bir şeyi sıkılarak izlemenin alemi yok. Tabii yukarıda da dedik, beğenmeye beğenmeye izlemeye devam edenler var ki, bunları hala çözemedik.


Bonus: Bütün Senarist-Yönetmen Kadrosu




Yukarıda okuduğunuz her şeyin sorumlularını da elbette senaristler, yönetmenler ve ikisini de elinde tutan yapımcılar. Öyle ki, bu isimlerin elinden çıkan tüm işler böyleyse sıkıntı büyük, ayrıca bir araştırma yapmak lazım. ancak öğrendik ki, bu kadronun elinden çıkan hiçbir süper kahraman yapımı izlenecek şeyler değil. Olsaydı zaten bu listeyi yapıyor olmazdık. Ama şunu da hatırlatalım, CW’nin Smallville gibi önceki bir örneği daha var, yukarıdaki maddeleri o dizi için de çok kolay söyleyebilir ve uyarlayabiliriz. Ama en azından çaprazlama bölümler olmayan ve ayrı ayrı evrenlerde geçmeyen, tek dizilik bir evren oluşuyla rahatça izlediğimiz ve yormayan bir yapım olarak, -bireysel olarak hiç mi hiç beğenmediğim- Smallville bile şu anki evrenden daha güzeldi. Bitirirken tavsiyemizi tekrar etmekte fayda var, baktınız ki beğenmiyorsunuz, hiç daha fazla zaman kaybetmenin gereği yok, bir başka dizide şansınızı deneyin.


Nihayet geldi. Marvel'ın 2017'deki büyük hikayesi Secret Empire'ın hazırlık babındaki 0. sayısı çıktı. Secret Empire'dan önce neler olduğunu öğrenmek için podcastimizi dinleyebilirsiniz:


Öyleyse başlayalım.

Özel Uyarı, bu seriden önce sırasıyla:

U.S.Avengers #5
Thunderbolts #12
Captain America: Steve Rogers #16

Sayılarını okumanızı tavsiye ederiz!

Eğer okumamışsanız kısaca bahsedelim.

Steve sonunda planını harekete geçirmeye başladı. Hydra'nın başına geçti. Carol Danvers'ın gezegen koruma sistemini yerle bir etti. Öte yandan Kobik'in parçalarını ele geçiren Zemo, Kobik'i koruyan Bucky Barnes'ı bir rokete bağlayıp fırlattı ve roket patladı. Steve, dünyanın her yanındaki Hydra üyelerine harekat talimatını verdi ve Maria Hill, Steve'in Hydra olduğunu Rick Jones'a ulaştırmayı başardı!

HİKAYE

Sayımız 1945'te Japonya'da karlı dağları tırmanan Steve'in, Kraken isminde bir karakterle buluşmasıyla başlıyor. Kraken, Steve'i bir yer altı şehrine götürüyor ve Hydra'nın gücünün buradan geldiğini söylüyor. İki adam daha Steve ve Kraken'i karşılıyor ve Steve'e, gelecekte uyanacağını ve kendisine kahraman diyeceklerini, ama zamanı geldiğinde Kobik tarafından uyandırılacağını söylüyorlar ve Steve meşhur uykusuna dalıyor. Daha sonra günümüze geliyoruz. Steve, Sharon'dan dört yanlarının birden düşmanla çevrili olduğunu söylüyor. Uzayda, Chitauri ordusu Dünya'ya saldırıyor ve Dünya üzerinde bir koruma kalkanı olmadığı için Carol Danvers ve ekibi ölümüne savaşıyor. Dünya'da zamanında Maria Hill'in Pleasant Hill'e tıktığı kötüler, olay çıkarıp saldırıya geçiyor. Onları durdurmak için de Luke Cage, Daredevil, Iron Fist, Jessica Jones, Spider-Woman, Doctor Strange, Cloak ve Dagger'dan oluşan Defenders ekibi harekete geçiyor.


Bu esnada Hydra, Sokovia'yı işgal ediyor ve eğer Hydra rejimi dünya ülkeleri tarafından tanınmazsa, nükleer saldırı başlatacaklarını söylüyorlar, en yakın Hellicarrier'i işgal edip SHIELD'ın iletişimini kesiyorlar. SHIELD, geri kalan araçlarını buraya göndermek zorunda kalıyor. Uzayda ise Chitauri ordusu öyle kuvvetli geliyor ki Carol'ın en çok güvendiği ikili Quasar ve Hyperion yıkılıyorlar. Ve New York'taki büyük kavga esnasında Nitro devasa büyüklükte bir patlama yapıp iletişimi kesiyor. Tüm bu durumların ardından Savunma Bakanı SHIELD'ın başındaki Steve'i arıyor. Olan feci olaylar sebebiyle olağanüstü hal ilan edildiğini, ordunun, konu üzerinde uzmanlığı olan SHIELD'a devredildiğini ve askeri yürütmeye geçileceğini, kısacası her şeyin başınaa SHIELD liderinin acilen getirileceğini söylüyor. SHIELD lideri ise Steve Rogers!


Ve Steve bütün Avengers üyelerine toplanmalarını söylüyor. Aynı anda, Riri Williams kalkanı düzeltiyor, New York'tai bütün kötüler ışınlanıp gitmeye başlıyor. Herkes zaferin geldiğinden emin durumda. Bu sırada Hydra'nın ele geçirdiği hellicarrier, Sharon'ın bulunduğu araca çarpıyor. Hydra askerleri saldırıya geçiyor. Son dakikada artık Sharon son direnişe hazırlanırken Steve onu durduruyor ve birazdan yapacağı şeyden dolayı ondan korkmamasını söylüyor ve Hydra askerlerine dönüp onları durduruyor. Sharon'ı yakalatıp gönderiyor. Sharon şok içinde giderken, Carol'a bağlanıyor. Carol, yaralılar olduğunu, yere inip tıbbi destek almaları gerektiğini söylüyor. Riri Williams, kalkanın hala açık olduğunu ancak kalkana müdahale edemediklerini görünce şaşırıyor. Cap, Carol'a kalkanı açmayacağını söylüyor ve Chitauri ordusuyla sürekli savaşacaklarını söylüyor. Carol'a elveda diyor ve Alpha Flight ekibini tamamen dünyanın dışında bırakıyor.


Zemo, New York'a Blackout isimli kötüyü getiriyor. Steve'in, Avengers'a toplanın dediği yere geliyorlar ve Blackout bütün Avengers ekibini karanlığın içine hapsedip mahkum bırakıyor. Ters bir şeyler döndüğünü hisseden Tony ve Riri, geriye kalan bütün Avengers ekibini Washington'a, Beyaz Saray'a gönderiyor. Ancak Beyaz Saray'ın tepesinde, Steve'in ve Hydra'nın ele geçirdiği Hellicarrierler çoktan konuşlanmış durumdayken sayı sona eriyor.

DEĞERLENDİRME

Biz bu hafta Marvel'ın son zamanlardaki en mükemmel eventine mi başladık?!

Her şeyden öte, bu bir 0. sayıdan çok daha fazlasıydı. Genelde 0. sayılar, okuru hikayeye hazırlamak için kullanılan sayılar ancak bu seride, hemen hemen bütün başlangıç kısmı 0. sayıda anlatılıyor ve benim şimdiye kadar okuduğum tüm hikayeler içinde en dolu 0. sayı kesinlikle bu sayı. Dolayısıyla serinin devamında göreceğimiz, Steve'e karşı kurulacak direnişe çok daha fazla zaman ayırabileceğiz. Mükemmel.


Sayının en başındaki olaylar Captain America: Steve Rogers dergisindeki flashback örgüsünün sonu. Kraken, Steve'i, Hydra adına eğitim görürken yetiştiren kişiydi. Girdikleri yer ise çok ama çok önemli. Arkadaşlar, Kraken'in, Steve'i götürdüğü kişiler Sir Isaac Newton ve Nostradamus! Evet, evet, tarihteki o meşhur kişiler. Ne alaka diyeceksiniz değil mi? O kısım tamamen Jonathan Hickman'ın yazmış olduğu S.H.I.E.L.D. serisine gönderme. SHIELD serisinde, tarih boyunca dünyayı kurtarmaya çalışan bir örgüttü SHIELD. Ve Cap'in, uykuya dalmadan önce söylediği "Dünya böyle sona ermeyecek" cümlesi, SHIELD'ın mottosuydu. SHIELD örgütü, güç açlığı çeken Isaac Newton ve onu durdurmaya çalışan Leonardo Da Vinci, Nikola Tesla arasındaki savaş sonucunda bölünmüş, ölümsüzlüğü bulan Newton, kendisine falcılık yapsın diye Nostradamus'u kölesi etmişti. VE ŞİMDİ BUNLARIN HEPSİNİN HALA VAR OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ! Mükemmel!


Sonrasında Steve'in planı adım adım işlenmeye başlıyor. Daha önce Captain America Steve Rogers serisini incelerken serinin mükemmelliğini anlatmaktan dilimizde tüy bitmişti. Steve, o seri boyunca her şeyi planladı. Yani 0. sayıdan başlıyorsanız, her şey size çok hızlı ve zorlama gelebilir ancak Steve, daha önce gezegen koruma kalkanını kendi emrine aldı, Carol, Alpha Flight, Hyperion, Guardians of the Galaxy ve en önemlisi Quasar gibi kendi planlarını mahvedebilecek kişileri sürekli meşgul tutup Dünya'ya sokmamak için Chitauri ordusunun kraliçesinin dünyada olduğuna dair sinyal gönderdi. Bu yüzden Chitauri ordusu korkunç boyutlarda saldırıya gelmeye devam edecekler. Carol ve ekibi uzayda ölseler bile -ki birçoğu yaralandı ve yorgun düştü bile- kalkan, hiçkimsenin içeri girmemesini sağlayacak. Zemo'yu çoktan yanına çekmişti ve Blackout'u da zamanında New York'a getirdi. SHIELD Hellicarrierlerini, daha önce, Madame Hydra'ya toplattığı ekipten Dr. Faustus'u kullanarak zaten ele geçirmeye başlamıştı. Şu anda bütün Hellicarrierlerin kontrolü Hydra'da.


Ve sayının en zirve noktası neresiydi biliyor musunuz? Bütün kahramanlar, Steve "Avengers Assemble" dediği anda tek bir sorgulama yapmadan, Dünya'nın en iyi insanı Steve Rogers'a güvenerek toplanmaları ve Steve'in onları fareler gibi kıstırması devasa bir ihanetti.

Bu serinin tohumları o kadar uzun zamandır ekiliyordu ki, hepsinin bir araya geldiğini görmek mükemmel. Örneğin, Kobik ismi 2011 yılında çıkan Marvel Now Point 1.0 dergisinde geçiyor. Ve tarihler ilerlediğinde, Standoff hikayesinde, 2015'te Kobik'le tanışıyoruz. Standoff hikayesinde Maria Hill'in yaptıkları, bugün hala peşini bırakmıyor ve Steve'in SHIELD'ın başına geçmesini sağlıyor. Bu 0. sayıdaki Quasar'ı yaratıyor, oradaki mahkumları, Steve'in bir dikkat dağıtıcı olarak kullanmasını sağlıyor. Chitaurilerin gelişi Ultimates serisinden beri azar azar işleniyor ve nihayetinde Secret Empire'la her şey birleşiyor.


Carol, o kalkanı dikmek için çok uğraştı, çok çabaladı ancak Steve'in en sonunda "duvara çok meraklıydın, öteki taraf senin olsun" diyerek kalkanı kapatması çok korkunçtu. Sharon'a, bunun bir hile olmadığını, kendisinin Hydra olduğunu söylediği an Sharon'ın gözlerindeki şok ifadesi daha güzel yansıtılamazdı. Her şey o kadar doğal ve o kadar sağlam bir şekilde düğümlenip çözülüyor ki bütün sayfaları ağzınız açık okumadan edemiyorsunuz. Kahramanların geri kalanı daha ne olduğunu bilmiyorlar bile. Steve'den emir gelmesini bekliyorlar hala.

Captain America: Steve Rogers incelemelerinde de defalarca, Steve, kendisini davasına adayan mükemmel bir stratejist ve bir kötü adam olduğunda bunun neden korkunç bir şey olduğunu görüyoruz demiştim. Secret Empire'da, Steve'in herkesten 10 adım önde olduğunu ve kendisinden haberdar olmayan herkesi kukla gibi oynattığını çok büyük skalada görüyoruz. Bir kötü adamın planlarının adam akıllı gittiğini görmek o kadar rahatlatıcı ki, Steve başarılı hamle yaptıkça içinizin yağları eriyor ve bundan utanıyorsunuz. Ancak Steve Rogers bize hak ettiğimiz Marvel kötüsünü veriyor, şikayetimiz yok! Son on yılda Secret Wars'ı saymazsak -ki o da bir nevi Fantastic Four hikayesiydi- Secret Empire, okuyacağımız en iyi Marvel eventi olabilir.


Tabii, Steve'in henüz dokunmadığı kahramanlar da var. Örneğin Riri Williams ve Tony gibi. Bu arada Tony'i zırhla görünce şaşırmış olabilirsiniz, zira Civil War II'nin sonunda komaya girmişti. Zırhın içindeki şey Tony değil, Riri'ye yardım etsin diye yapay zekası yönlendiriyor zırhı. Spider-Man ve diğer birkaç kahraman da hala dışarıda ancak onlar da Steve'in kötülüğünden habersiz bir şekilde Beyaz Saray'a gidiyorlar. Hezimetleri yakın. Önümüzdeki sayılarda Black Widow'un başlatacağı direnişi izleyeceğiz. Hydra lideri Steve Rogers'ın emrindeki bir ülkede direniş yaşanacak. Zemo, Bucky'i patlattı diye gördük ama umarım Bucky o patlamadan sağ kurtulmuştur. Sam Wilson, kalkanı bırakıp gitmişti son sayısında, muhtemelen o da geri dönecek. Eğer Steve'i kendine getirecek tek bir şey varsa o da Natasha, Buck, Sam'in kuracağı bir ekip olacak.

Bir de ufak bir tahminim var. Civil War II'da, Ulysses isimli geleceği gören bir arkadaş, Miles Morales'in, Steve'i öldürdüğünü görmüştü. Olaylar o zaman çığırından çıkmıştı ama hiçbir şeyin olmadığını görünce rahatlamışlardı. Sanıyorum ki Ulysses'in o görüşü, bu serinin sonunda ortaya çıkacak. O sahneyi de bir hatırlayalım:


1. sayımız 3 Mayıs'ta! 2 hafta beklememiz gerekecek.

GÖRÜŞ


Secret Empire, Marvel'ın son yıllarda yaptığı en mükemmel işlerden birisi. Nick Spencer, ilk başta saçma ve kötü gözüken bir fikri alıp o kadar sağlam bir şekilde kurgulaştırarak mükemmel bir sonuç haline getirdi ve okurlar olarak şimdiye kadar okuduğumuz her şeyin karşılığını mükemmel bir şekilde alıyoruz. Kim derdi ki ihtiyacımız olan şeyin kötü bir Steve Rogers olduğunu?
10.0
MÜKEMMEL

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget