Çizgi Kafe

*Spoiler içermez.

Öncelikle şunu söylemek lazım; bu Joss Whedon’ın değil, Zack Snyder’ın filmi! Filmdeki her nefes kesici sahne, her DC evrenini genişleten yeni fikir yine Snyder’ın eseri! Salona girerken Whedon’ın post prodüksiyonunun ve eklediği yeni sahnelerin Snyder’ın imzasını bozacağından çok korkuyordum; ama şükürler olsun ki böyle bir şey olmadı. Whedon sadece gerekli gördüğü 3-4 yeni sahne eklemiş. Bu sahneler filmin anlatımına katkıda bulunuyor ama filmi değiştirmiyor.
Zaten buradaki sorun eklenen değil, kesilen sahneler.

Çoğunuzun bildiği ya da artık anladığı üzere DC filmleri daha uzun bir süre medya manipülasyonunun kurbanı olmaya devam edecek, çünkü Warner Bros.’un bir planı yok ve perde arkasını herkes görüyor. Her hafta DC filmlerini ilgilendiren bir dedikodu okuyoruz ve bunların çoğu malesef doğru çıkıyor. Hal böyle olunca da insanlar bu yeni tanımaya başladıkları evrene karşı iyice bileniyorlar. Rotten Tomatoes’un Justice League skorunun yine %46 olmasının başlıca sebebi bu. Peki her şeye rağmen Snyder’ın son umut arayışı olan Justice Leaugue isteneni verebiliyor mu? Kesinlikle!

Bir kere Justice League castı aralarındaki müthiş kimyayı daha ilk filmden göstererek büyük bir işi başarıyor! Özellikle hippi tarzıyla itici gelen Ezra Miller filmde oldukça sempatik! Snyder’ın Flash yorumu oldukça ilginç olmuş! Flash’ın şakaları tam yerinde ve orijinaldi. Ben en çok Peter David’in 90’lardaki vahşi Aquaman’ini severim. İşte Snyder da bundan esinlenmiş olacak ki bu rol için Jason Momoa’yı seçmiş. Momoa yine tam bir hayvan! Doğası gereği Batman ile sürekli atışıyor. Gal Gadot her zamanki gibi bir tanrıça! Batman ve Wonder Woman’ın filmdeki dinamiği çok güzel. Ray Fisher’ın Cyborg’u da gayet başarılı, ama ben Green Lantern’i tercih ederdim. Sanırım ikinci filme saklıyorlar. Ben Affleck Bruce Wayne olarak yine çok karizmatik, ancak bu sefer Batman olarak çok yumuşak kalıyor.

Dürüst olmak gerekirse ilk yarıyı izledikten sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradım; ama ikinci yarı bambaşka bir şeydi! Birlik toplandıktan sonra adeta Justice League Unlimited‘tan bir bölüm izliyormuşum hissine kapıldım. Hatırlayalım ilk Avengers filminde bazı karakterler geri planda kalmıştı. Burada ise birliğin her üyesinin ışıldadığı bir sahnesi var! Wonder Woman ve Flash’ın günün kahramanı olduğu sahneler salondan büyük reaksiyon aldı. Özellikle Superman öyle bir dönüş yapıyor ki şimdiye kadar ki bütün bu gizliliğin hakkını veriyor! Bu sefer Büyük Mavi sadece dünyayı değil, filmi de kurtarıyor!

Tabii filmin bazı sorunları da var. Aksiyon sahnelerinde Whedon’ın cilası bazen sırıtıyor, bu yüzden ilk defa bir Snyder filminin görselliği tartışma konusu oldu. Öte yandan, Steppenwolf dümdüz bir villain olmuş. Ne bir motivasyonu var, ne de Darkseid’la ilişkisi anlatılmış. Ancak filmin asıl sorunu bunlar değil! Filmin asıl sorunu; stüdyonun buyruğu doğrultusunda gereğinden fazla sadeleştirilen senaryo! Yazımın başında bu Snyder’ın filmi demiştim, ama bu sadelik zaman zaman öyle hissettirmiyor. Snyder bu film için çok şeyden taviz vermek zorunda kalmış. Warner Bros. Whedon gibi piyasayı bilen iyi bir yazarı istiyorsa bunu Chris Terrio’a ikinci bir şans vermeden önce düşünmeliydi. Snyder’ın filmini bu denli kırpıp işini kapasitesinin çok altında göstermek manasız.

Uzun lafın kısası, Snyder’ın genel izleyiciyle barışmak adına çektiği son film istenini veriyor! Justice League tıpkı ilk Avengers gibi sade ve eğlenceli bir blockbuster! Ne azı, ne fazlası. Filmin bitiminde yanımdaki çocuğun ”bu sefer olmuş!” yorumu bunun bir kanıtı. Elbette Snyder için bu ağır bir filmdi, çünkü filmini pek çok şeyden vazgeçerek yaptı. Yine de iş ahlakı ve oyuncularının ona karşı olan sevgisi sayesinde tünelin sonundaki umudu hem kendi, hem biz görebildik. Zaten jeneriğin sonundaki o harika ikinci sahne DC filmlerinin bizlere oldukça heyecan verici bir evren hazırladığını gösteriyor!

  
Yazar Puanı: 7,5 


ankatozu.wordpress.com 


Baştan anlaşalım, bu film iyi bir film değildi. Sadece iyi kısımları olan kötü bir filmdi. İyisiyle kötüsüyle kritiğini yaparken, bir yandan da başka bir konuyu öne sürelim, bu film bir Zack Snyder filmi bile değildi. Bu konuyu tartışmadan önce, fragmanlar ve film yapım aşamasını, yeniden çekimleri ele almakta fayda var ve bu yüzden konuya oradan girelim. Batman v Superman: Dawn of Justice filmi pek çok eleştiri almıştı, Suicide Squad yerden yere vurulmuştu ve Justice League ilk fragmanıyla beraber de birçok eleştiri gelmişti. İlk eleştiri Cyborg’un efektleriydi ama emin olun o konuda endişelenmeye hiç gerek bile yok, film efekt faciası ama Cyborg’un bununla uzaktan yakından alakası yok. Ayrıca filmi izlemediyseniz, önce izleyip sonra yazıyı okumanız tavsiye edilir, sonra bozuşmayalım.

İlk tanıtımda Snyder tonu hakimdi, gri filtre yine göze çarpan bir detaydı, yine Snyder’in olmazsa olmazı ‘’kasvet’’ daha bu tanıtımdan belli oluyordu. Keza ilk resmi fragmanda da böyleydi. Ardından açıklamalar ve imalar üst üste geldi, önce Superman’in filmde sakallı ve uzun saçlı olacağı söylendi ayrıca bizzat Henry Cavill tarafından siyah kostüm ima edildi, Green Lantern iması da cabasıydı. Filmde Jesse Eisenberg’ün olduğu söylendi, Deathstroke görüntüsü yayınlandı, kamera arkası görüntüleri yayınlandı ve burada Henry Cavill’i mavi kostüm içinde gördük, resmi film görsellerinde de kendisi vardı ancak ortada başka bir spekülasyon vardı. Filmin kötü karakterleri içinde Superman de olabilirdi!

Man of Steel filminin ardından DC Comics filmlerinin dümeni Zack Snyder’e verilmişti ve o dümeni tutarken de aklında bir hikaye örgüsü kurduğunu tahmin etmek zor değil. Bu hikaye örgüsünün merkezinde de Superman’in olduğunu dört film boyunca gördük. Yani karşımızda bir ‘’Superman Öyküsü-Superman Saga’’ vardı ancak Snyder oldukça ağırdan alıyordu. Suicide Squad filminde bile ‘’Superman’siz dünya’’ etrafında dönen bir hikaye işleniyordu, yani Superman hep merkezdeydi. Peki bu hikaye örgüsü nasıl sonlanacaktı? Bir önceki filmden anladığımız kadarıyla Bruce Wayne haklı çıkacak ve olayın çözümünde de Lois Lane önemli bir rol oynayacaktı. Yani önceden yapılan bir plan vardı ve bu bir önceki filmde açıkça da gösterilmişti.

Sonra ne olduysa oldu, önce film için neredeyse yeni bir film parası kadar bütçe ayrılarak yeniden çekim yapılacağı söylendi, ardından Zack Snyder’in kızının intihar ettiği ve bu yüzden filmin yeniden çekimlerine katılmayacağı duyuruldu ve Joss Whedon filmin başına getirildi. Bu süreçte de film müzikleri Junkie XL’den alınıp Danny Elfman’a verilerek izleyiciyi ikinci şoka uğrattılar. İşte her şey bu kısımda başlıyor, neden Zack Snyder kızının intiharından hemen sonra değil de aylar sonra koltuğu bıraktı ve neden yeniden çekimlerde apayrı bir vizyona sahip yönetmen koltuğa oturtuldu? Ekip içinde olayı duyar duymaz söylediğim durumun gerçek olma ihtimalini de bu film neredeyse ispatladı sayılır, ben iddia ediyorum ki, Snyder filmden kendi isteğiyle değil Warner Bros. zoruyla ayrıldı. Anlaşamadıkları konu da Superman oldu! 


Henry Cavill’in bıyıkları olmasaydı bu iddia ettiğim konuya kimse inanmazdı ancak filmi izlerken gördük ki bütün Superman sahneleri yeniden çekilmişti. Hem görsel efekt katliamı yapılmıştı hem de buradan Snyder’in Superman sahnelerinin komple uçurulduğunu fark ettik. Ayrıca Superman öldükten hemen sonra canlanmaya dair ilk nüve de daha filmin sonunda verilmişti, yani canlanma ya kendiliğinden olacak ya da ‘’başka faktörler’’ devreye girecekti. Ki ben o faktörün Darkseid olmasa bile, yeniden canlanışın ardından Superman’in ilk başta kötü tarafta yer alacağına inanıyordum. Zira elimizde Superman: The Animated Series gibi bir örnek mevcuttu da, Darkseid gelmeden önce Steppenwolf sonra Superman gibi karakterler bir ön istila hareketleriyle animasyon serisinde karşımıza çıkmışlardı. Hatta bu animasyon serisinde Lois Lane anahtar bir rol oynamış ve Superman’in kayıp/değiştirilmiş hafızasının yerine gelmesini sağlıyordu.

Fragmanların birinde Bruce Wayne bir hologramın karşısında duruyor ancak hologramın bize ne olduğu gösterilmiyor olsa da Supergirl olabileceği herkesçe dillendiriliyordu. Zaten kırmızı çizmenin üst kısmına baktığımızda Superman kostümü değil daha farklı bir kıyafet olduğu hiç değilse anlaşılıyordu. Bu sahnenin gizemini eğer sonradan yayınlanmazsa anlayamayacağız ancak yine nedense Superman’in istilacıları yönettiğinde karşısındaki rakibinin Supergirl olduğu bölümü hatırlarsak, ben nedense konunun bu hikayeye bağlanacağını ancak denenemeden önüne geçildiğini düşünüyordum. Böyle bir şey olmasa bile, hologramın Superman: Doomsday animasyonunda olduğu gibi Alternatif-Superman’e bağlanabileceği de aklımdan geçmiyor değildi. Ancak bu benim ortaya attığım bir iddia olarak kalacak, eğer film beğenilirse, esas senaryoyu bilen kimse ağzını bile açmayacak ve yukarıdaki iki ihtimalin dışındaki esas fikri söylemeyeceklerdir. Karşınızda Superman II filminden beri en tartışmalı DC Comics filmi duruyor diyebiliriz, o filmin esas hikayesini seneler sonra öğrendiğimizi unutmayalım, ki vizyondaki halinden epeyce de farklıydı. Yine tekrarlayalım, filmin esas halinin bu olmadığına dair en büyük kanıt hepsinin yeniden çekildiğini kanıtlayan CGI faciası Superman sahneleri.

Tabii her yönetmen karşı taraftan hikayesine saygı duymayı haklı olarak bekleyecektir. Dümeni önce tamamen kendisine veren Warner Bros. sonra dümeni Geoff Johns ile paylaştırmış ve sonra da ‘’yeniden çekim’’ kararıyla da ikisini de dümenden iterek başa kendisi geçmişti. Yeniden çekimin her zaman olmasa da genellikle ‘’senaryoyu değiştirmek’’ anlamı taşıdığını bilmeyenlere de hatırlatmış olalım. İşte bu yüzden tıpkı geçmişte Richard Donner’a yaptıklarını Zack Snyder’a da yapıp kendi zevklerince bir filmi izleyicinin önüne getirerek hikaye anlatımını da baltalamış oldular. Fakat bunu yaparken yeni sahnelerin Zack Snyder’in onayı alınarak çekildiğini pek çok kez gözümüze soktular, filmde tek yönetmen olarak da onun adı geçecekti, bu bir şark kurnazlığıydı elbette. Eğer film beğenilmezse tüm suç Snyder’in olacak ve zaten peşin peşin gönderilen yönetmen günah keçisi ilan edilecekti. Yeni gözde Joss Whedon’a da leke bulaşmamış olacaktı.

Bu Warner Bros.’un ilk rezaleti değil. Yukarda da anlattığımız gibi, üçleme bir hikaye kurgulayan Richard Donner ikinci filmin çekimleri biter bitmez kovulmuş ve yeniden çekilen sahnelerle filme dolgu yapılarak filmin hikayesi baltalanmıştı, sonradan gerçek kurgunun ne olduğunu öğrenmekle beraber belki de sinema tarihinin en iyi üçlemesi olabilecek bir hikayeyi kaçırdığımızı anlayacaktık. Superman IV filmi en azından eli yüzü düzgün bir film olabilecekken stüdyo müdahalesiyle kesilen sahneler yüzünden yarısı havada kalmış vasat bir filmden öteye gidememişti, bu dördüncü filminden sonra beyazperdede Superman uzun bir süre hayal olarak kalmıştı. Tim Burton’un elinden Batman alınmış ve karakter-mekan birden bire değişerek izleyici dumur edilmiş, serinin yine dördüncü filmiyle Batman’e kısa sayılamayacak bir süre yine beyazperde yolu kapanmıştı. Sanırım en çok beğendikleri film Green Lantern olacak ki, hiçbir spekülasyon olmadan vizyona giren filmleri o oldu, gişede de güzelce battı.

Aşağıda madde madde iyiyi kötüyü sayacağız ancak bir konuya açıklık getirelim, filmde Zack Snyder ile Joss Whedon’un çektiği sahneler kendini hemen belli ediyor. Görsellik olarak değil hikaye olarak da belli ediyor. Filmin yarısından fazlasında Warner Bros.-Joss Whedon etkisini hissediyorsunuz, hissetmekle kalmıyor fark ediyorsunuz. Filmin ilk yarısının büyük çoğunluğu Zack Snyder’a aitken ikinci yarının tamamı Whedon’a ait, bu belli oluyor. Hatta Whedon, yine kendisinin çektiği ilk Avengers filminden aşırdığı kısımları Justice League filmine monte ediyor. Yanlış anlaşılmasın, The Avengers oldukça başarılı bir filmdi. Ama aynı formülü kimi yerlerde tıpkısının aynısı sahnelerle sunmak kesinlikle bir başarı değil. Hatta Joss Whedon’un çektiği Avengers filmleri ile karşılaştıralım madde madde, daha açıklayıcı olacaktır:


1-İlk Avengers filminde Loki’nin asasına dokunduktan sonra karakterlerin birbirleri hakkındaki gerçek düşüncelerini duyduğumuz sahne ile Aquaman’in kemendin üstüne oturup herkes hakkındaki gerçek düşüncelerini söylediği sahne… 

2-Bruce Banner’ın yeniden Hulk olmayı reddetmesine rağmen filmin sonlarında fikrini değiştirmesiyle Superman’in yine filmin sonunda fikrini değiştirerek geri dönüşü…

3-Loki’nin Dünya’yı kendi hakkı olarak görmesi ve yönetmek istemesi ve Steppenwolf’un yine aynı motivasyonu ile iki karakter arasındaki paralellikler-kimi zaman Ultron ile birebir örtüşen noktalar…

4-Cyborg’un –her nereden çıktıysa- dahi olduğunun söylenmesi ve ne büyük bir tesadüftür ki Tony Stark’ın bu ünvanı zaten çoktan kapmış olması, unutmayın Cyborg’un zekası daha çok güçlerini kazandıktan sonraki süreç için konuşulacak bir konudur, öncesi için değil. 

5-Vision’un yaratılış sürecinde enerji yetmediği için Thor’un çekicini kullanması ile Superman’in dirilmesinde yaşanan benzer sorun için Flash’ın gücünü kullanması…

6-Karakterler arası çatışmalardaki benzerlikler…

7-Ultron’un kendisine güç veren sonsuzluk taşı-sonsuzluk taşından dünyaya gelen Vision tarafından yok edilişi ile Steppenwolf’un kendi asker kuvveti tarafından alt edilişi…

8-Ana Kutular’a sonsuzluk taşından hallice misyon yüklenmesi…

Bu liste eğer uzatmak isterseniz uzar gider. Bunlar en bariz örnekleri o kadar. Şimdi gelelim filmin iyi, kötü ve tartışmalı yanlarına, öncelikle iyi yanlarından başlayalım.




Filmin İyi Yanları

1-Kesinlikle Aquaman!

2-Tabii ki Wonder Woman!

3-Steppenwolf’un geçmişinin anlatıldığı muazzam sahne, filmi sırf bu sahne için bile olsa sinemada izlemek gerekir.

4-Batman’li açılış sahnesi de en az yukarda bahsi geçen sahne kadar şahane.

5-Bir sonraki filme selam çakan, Lex Luthor’un önderliğinde kurulacak kötüler takımı göndermesi, merakla bekliyoruz!



Filmin Tartışmalı Yanları

1-Barry Allen seyirciyi ikiye böldü. Kimisi gerçekten çok sevdi kimisi de sevmedi. Ben sev(e)meyen taraftayım.

2-Parademonlar akılsız yaratıklar, bunu biliyoruz bilmesine de, kendi üstünü tanıyamayacak kadar da akılsız değiller.

3-Film müzikleri fazla klasik, hele ki Danny Elfman’ın 1989 yılındaki Batman müzikleri ile kıyaslanınca pek tatmin etmiyor. Yine de alıcısı varmış gibi duruyor.

4-Batman, Parademonları çeken şeyin korku olduğunu nasıl anladı?

5-Cyborg’un karakter evriminin kopuk olması, film başındaki bunalımlı karakterden film sonundaki ayak parmağı şakası yapabilecek kadar kendisiyle barışık bir karaktere dönüşüvermesi…

6-Clark Kent?




Filmin Kötü Yanları

1-Snyder Batman’i nerede Joss Whedon Batman’i nerede! Batman v Superman: Dawn of Justice filminden sonra karakter değişimi bekliyorduk zaten de, kimse bize cıvıklaşacak dememişti! Ki filmin ilk yarısında Snyder’in çektiği her halinden belli olan Batman sahneleri ile karşılaştırınca Joss Whedon Batman’i kabak gibi ortaya çıkıyor.

2-Superman’in karakter evriminin Cyborg’unkinden daha beter olması! Warner Bros. sağolsun. Eminim ki, Snyder’in tasarladığı Superman hikayesi kesinlikle bu değildi, karakterin gelişimi bir sonraki Justice Legue filminde bitip, Superman Saga sonlanıp, Flashpoint’e gidilecekti ya da Flashpoint’e doğrudan gidilip kısa kesilecekti.

3-Batman v Superman: Dawn of Justice için yapılan ve pek de doğru bulmadığım, pek çok iyi klibin bir araya getirilip kopuk bir filmin ortaya çıktığı yorumu esasında bu film için geçerli. Sahne sahne zaten ayırt edilebilen filmin alt metinde kopuklukları fazlasıyla mevcut. Oysa bir önceki filmde bir konu bütünlüğü, işlenen bir hikaye vardı ve alt metnin giriş-gelişme-sonucunda herhangi bir kopukluk yoktu.

4-Yüzeyden bakınca başı sonu belli olan bir film… Ama sadece yüzeyden…

5-Bir filmi iki farklı yönetmenin çektiği bu kadar mı belli olur! Hangi sahneyi hangi yönetmenin çektiğini kolaylıkla tek tek sayabilirsiniz. Suicide Squad’a bu konuda laf atanları da sahneye davet ediyorum. En azından o filmi tek yönetmen çekti, başı sonu kendi vizyonuyla bezeliydi, görsel dili kendine aitti. Tabii Warner Bros. bu filmi de yeniden çektirtti ya, neyse!

6-Ne yazık ki Superman’in suratı… Bu filmi bu haliyle nasıl izleyici karşısına koydular hayretler içindeyim. Star Wars: Rogue One filminde genç Prenses Leia’nın görsel efekt yüzüne ileri-geri konuşanları bu konu için de sahneye davet ediyorum.

7-Snyder’in CGI sevdasının Whedon eliyle iyice suyunun çıkarılması…

8-Ben Affleck spekülasyonları canımızdan bezdirdi. Burada ekibin ortak kanısı olduğunu düşündüğüm bir yazı mevcut, Ben Affleck’i sevmiştik ama anlaşılan bu rolde pek tutunamayacak gibi. Özellikle Snyder olmadan işi çok daha zor.

Film hakkında daha çok yorum yapılabilir, üzerine daha çok kalem oynatılabilir ancak burada kesmek yeterli olacak. Bu yazıyı yazdıran esas sebep, filmin ‘’kör göze parmak’’ yapım sürecinin dillendirmeyen kısımlarını öne çıkararak, yönetmenin istediği film ile şirketin istediği film ayrılıklarının nerelere varabileceğini göstermekti. Tabii olan yine Zack Snyder’a oldu, zira yazıyı yazarken hala Snyder’a yükleniliyor. Hayır, bu film kesinlikle onun filmi değil. Peki buna neden ses çıkarmıyor? Sebebi basit, Hollywood’da kimse mızıkçıları sevmez, yönetmen olarak büyük prodüksiyonlardaki kaderi susmasına bağlı. Yoksa kendisini her an düşük bütçeli aksiyon filmlerinin yönetmeni olarak bulması işten bile değil!

Gün geçmiyor ki Ben Affleck, Batman solo filmi ve ayrılık iddialarını konuşmayalım. Ama bu sefer bi' haber yazısı yerine, makale yazmaya karar verdim. Amacım Ben Affleck'in ayrılışının DCEU'ya olacak olumlu ve olumsuz, -çoğunlukla olumlu- etkilerini konuşmak. Bunun sebebi de dün internette yayılan (16 Kasım) "Matt Reeves'in aklında başkası var." oldu.

Matt Reeves, ne zaman çıkacağı bilinmeyen ama kesinlikle illa bir gün çekimlerine başlanacak olan Batman solo filminin yönetmeni. Reeves'ten önce o pozisyonun sahibi Ben Affleck idi ama Warner Bros.'la yaptığı görüşmeler sonrası hem senaryo sıkıntıları, hem de Batman kostümünü giyerken bir yandan da yönetmenlik yapmasının zor olacağından dolayı yerine başkasını bulmaya karar verdiler. Böylece yönetmenlik son olarak War for the Planet of the Apes'in yönetmeni Matt Reeves'e gitmiş oldu. Umuyoruz ki öyle de kalacak.

Matt Reeves'in ilk hamlesi Ben Affleck'in yazdığı senaryo yerine sıfırdan başka bir senaryo yazdırmaktı. Yalnız buradaki en önemli detay; Affleck'in senaryosunda baş kötü olarak Deathstroke yer alıyordu, yeni senaryoda olup olmayacağı kesin değil. Deathstroke'a solo film yapılacağı için Batman filminde baş kötü muhtemelen başkası olacak. Yeni senaryo ne durumda bilmiyoruz, baş kötünün kim olacağı da belli değil.


Dün, John Campea'nın söylediğine göre Matt Reeves'in aklında Batman rolü için Jake Gyllenhaal varmış. Hatta başka bir kaynaktan gelen bilgiye göre bi' buluşma da gerçekleştirmişler.

Tam bu noktada önemli bir detay var: Matt Reeves zamanında katıldığı bir podcast programında, üçleme şeklinde olacak bir hikaye istediğini söylemişti. Üç Batman filmi. Ben Affleck'e ise geçen gün Justice League için katıldığı tanıtım turlarında "Suicide Squad'ı da sayarsak Batman'i üç kere canlandırmış oldun, Batman solo filmi ile dört olacak, beşinci seferi görebilecek miyiz?" diye bir soru yöneltildi. Cevap ise; "Bilmiyorum, geleceğin ne getireceğini zaman gösterecek."

Reeves'in üçleme istemesi önemli bir olay. Böyle bir şeyi kendi ağzından duyduğumuza göre bundan Ben Affleck'in de kuşkusuz haberi vardır. Sonuçta adamın haberi olmadan iki film daha planlayamazlar. Ayrıca, Affleck "Beyler bana bir film yeter, sonra bana müsaade..." de diyemez. İlk filmde olacaksa diğer ikisinde de olmalı. Kaldı ki zaten bu üçlemenin tamamlanması en az 2024'ü bulur. O arada Flashpoint filmi ve Justice League 2 de var ve Batman bunların da bir parçası olmalı. Etti mi size en az beş film! 2024'te Affleck 56 yaşında olacak.


Ben Affleck'in şu ana kadar gelmiş geçmiş en iyi Batman olmadığını düşünebilirsiniz, ama yanılmış olursunuz. Geçmişi, Batcave'i, donanımı ve Alfred'i ile kesinlikle hem Bruce Wayne hem de Kara Şövalye olarak komple bir Batman'dir. Ama maalesef uzun vaadeli DCEU için Ben Affleck yaşının dolayısıyla ideal konumda değil. 45 yaşındaki biri için, özellikle 1.92'lik Affleck'in cüssesindeyseniz vücudunuzu Batman standartlarına uydurmak kolay değil. Ben Affleck, Batman ve DCEU'yu ilgilendiren her türlü açıklamayı okuyan ve dinleyen biri olarak ben, Affleck'in en büyük çekincelerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. En yakın arkadaşı Matt Damon bile Batman v Superman için hazırlanırken çektiği sıkıntılardan bahsetmişti.

Hâli hazırda akıp giden DCEU'da Batman'e reboot yapılamaz, bu yüzden en doğru seçim yerine başka birini bulmak olacaktır. Ancak şöyle de bir sıkıntı var; DCEU Batman'i, genç olmayan ve arkasında büyük bir geçmiş bırakmış bir karakter. Joker'le kapışmış, Robin'i kaybetmiş ve 20 yılda kim bilir daha neler yaşanmış. Ha belki seyircinin affına sığınarak mesela söylentilerde olduğu gibi Jake Gyllenhaal'i getirip, o 20 yıllık geçmişi olduğu yerde tutmaları işe yarayabilir. Gyllenhaal veya başkası, genç bir isim DCEU için çok daha uzun vaadeli bi' Batman ortaya çıkarır. Bu arada ayrıca Nightwing'in, yani Dick Grayson'ı oynayacak kişinin Ben Affleck'in yerine geçerek Dick Grayson olarak yeni Batman olacağı teorileri de var. Beyaz perde için kimse Bruce Wayne'in yerinde başkasını izlemek istemez, geçelim bunları.

Ayrıca Matt Reeves'in üçlemesinin DCEU'nun hangi döneminde geçeceğini bilmiyoruz. Hâli hazırda üç filmde Batman'i oynamış Ben Affleck için "Ben bu herifi istemiyorum." diyemez. O yüzden genç birini istemesinin sebebi üçlemenin geçmişte geçecek olması olabilir. Orijin hikaye ile başlayacaklarını sanmıyorum ama Batman yıllarının başı baz alınabilir. Hatta belki Batman v Superman'deki Robin kostümünün akıbeti falan da anlatılabilir. Böylece evrenin geri kalanına da bağlı kalınmaz, "Ortada bir tehlike var, Justice League'i niye toplamadı?" gibi sorular da susturulur. Aynı Wonder Woman 2'nin geçmişte geçecek olması gibi Batman solo filmi de bu durumu avantajına çevirebilir. Böyle bir şey olursa Ben Affleck bırakır mı bırakmaz mı bilemem ama sadece Justice League ve Flashpoint gibi filmlerde yer alarak çok büyük yükümlülük ve sorumlulukların altına girmemiş olur. Belki bazılarınız Affleck için "Amma naz yaptı!" diye düşünüyor olabilirsiniz, çıkan haberleri görünce bu gayet de normal. Şunu bilmekte fayda var ki kendisinin de söylediği gibi bu adam rolü sadece para ve getireceği hayran kitlesi için değil, oğlunun gözünde bir kahraman olmak için seçmiş. Gerçi ilk filmde milletin kafasını duvarlarda patlattığına, Superman'in kafasında lavabo kırdığına yemin edebilirim ama olsun. SDCC 2017'de Batman'i ne kadar çok sevdiğini ve Matt Reeves için gerekirse CGI maymun oynayacağını söyledi. Yaşından dolayı haklı endişeleri olabilir.


O yüzden hem Batman solo filmlerinin hem de Flashpoint ve Justice League gibi daha büyük filmlerin bunca zamandır gördüğümüz ve artık filmlere de olumsuz etki eden "Ben Affleck ayrılıyor mu? DCEU'nun geleceği ne olacak? Ben Affleck'in yerine kim gelecek?" gibi haberler olmadan daha sessiz bi' prodüksiyon geçirebilir.

Kısaca benim düşüncem Ben Affleck ne kadar harika bir Batman olursa olsun ayrılmasının DCEU'yu olumlu yönde etkileyeceği yönünde. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Ben Affleck ayrılmalı mı kalmalı mı?

Çizgi roman filmleri çok popüler, bütün stüdyolar pastadan bir dilim almaya çalışıyor, çok para var çok bla bla bla. Bunları zaten biliyoruz. Spider-Man haklarının sahibi Sony de çok iyi biliyor. O yüzden amaç Venom ile başladıkları sinematik evreni genişletmek. Genişletiyorsun da nereye doğru?

Spider-Man'in olmadığı, daha doğrusu bir kahramanın olmadığı evrende amaç ne? Ya Sony'nin aklında çok iyi bir fikir var, ya da ne yaptıklarını onlar da bilmiyor. Venom ve Silver and Black'ten sonra sıradaki film için merkeze Morbius the Living Vampire'ı koymaya karar vermişler. Çizgi romanlarda hiç denk gelmediyseniz Spider-Man animasyon serisinden mutlaka hatırlarsınız.


The Hollywood Reporter'ın haberine göre film bir süredir Sony'de yapım aşamasındaymış ve senaryosu Burk Sharpless ile Matt Shazama tarafından yazılmış bile. Morbius spin-off filmi de aynı Venom ve Silver and Black gibi Marvel Sinematik Evrenine bağlı olmayacak. Hayırlısı.

Man of Steel 2'nin prodüksiyona başlama zamanı Batman v Superman'in çıktığı sıralara tekabül ediyor, hatrı sayılır bir süre yani. Daha yönetmen kesinleşmediği gibi, ortada senaryo da yok. Yani belki de en önemli şey olan baş düşmanın hangi karakter olacağı belirsiz.

Yönetmen demişken en büyük aday Kick-Ass ve X-Men: First Class'ın yönetmeni Matthew Vaughn, ama ortada netlik yok. Yapımcılardan Charles Roven'ın dediğine göre senaryo hazır değil, vizyon tarihi yakın değil, ama hikaye konusunda belli fikirler var. Henry Cavill'ın gönlüne ise Brainiac sahip. Çizgi romanlarda General Zod'un birçok kez farklı yollarla geri döndüğünü söyleyen Cavill, Brainiac'ın da harika bir baş kötü olduğunu söyleyip, beyaz perdede görmek istediğini ekledi.


Tabii bu konuda en büyük sıkıntı Superman solo filminde muhtemelen dünya kurtarılacağı için Justice League'e ne oluyor da olaylara karışmıyor? Justice League artık kurulduğu için bundan sonraki solo filmlerde bu problemin bir çözümü bulunmalı. Aynısı Marvel için de geçerli, ama son zamanlarda gerek geçmişte geçecek Captain Marvel filmi, gerek Wakanda'da izole edilmiş Black Panther filmi, gerek küçük pencereye sahip Ant-Man filmiyle Thor 2, Captain America 2 ve Iron Man 3'te yaşanan problemler aşılmıştı. Bu durum DCEU'da Wonder Woman 2'nin geçmişte geçecek olması, Aquaman'in Atlantis ağırlıklı olması ve The Flash'ın Flashpoint hikayesini anlatarak bir nevi Justice League filmi olmasıyla toparlanıyor. Cyborg solo filmi ne halta yarayacak ondan hâlâ emin değilim. Ayrıca Green Lantern Corps filmi de uzayda geçecek.

Man of Steel 2, yönetmen ve senaryo sorunları bir yana, bu probleme bir çözüm bulmalı.

Infinity War'a, kısaca MARVEL EVRENİNİN EN BÜYÜK FİLMİNE 6-7 ay gibi bir süre kaldı ve elimizde set fotoğraflarından başka pek bir şey yok. Fragman ise muhtemelen Aralık sonu ya da Ocak başı gibi yayınlanacak. Bu sırada arada bir Kevin Feige veya filmden oyuncular çıkıp açıklamalar yapmaya devam ediyor. Hani öldürmüyorlar da, süründürüyorlar gibi.
Geçen gün Rhode Island Comic-Con'a katılan Vision aktörü Paul Bettany, filmin fragmanını yönetmen Joe Russo'nun telefonundan izlediğini ve inanılmaz olduğunu, herkesin bayılacağını söyledi. Bettany dışında etkinliğe katılan Sebastian Stan de film hakkında ''Diğer Marvel filmlerinin aksine Infinity War'da bazı şeylerin temellerini atmaya ve izleyiciyi hazırlamaya gerek olmadığı için baştan sona yüksek tempoda ilerliyor ki bu harika.'' ifadelerini kullandı.


Collider ile katıldığı röportajda All-Father Kevin Feige, Avengers 3 ve Avengers 4 için şunları söyledi;
Sanırım beni şaşırtan en büyük şey filmlerin ne kadar duygusal oldukları. Daha önce hiç karşılaşmamış iki karakterin birbirleriyle etkileşim kurmasını görmek bence harika. Beni bilirsiniz, ileri bakmayı çok severim. Şu an Thor: Ragnarok röportajı yapıyoruz ama bir yandan Infinity War konuşurken bir yandan da çoktan Black Panther dünyasına girdim bile. Bu filmler hakkında çok özel bir şey var. Kendi çapında dev yıldız olan bütün oyuncular, bu filmde yer aldıkları için minnettarlar ve her gün bu duyguyu kendileriyle birlikte sete de taşıyorlar. Joe ve Anthony'nin aynı anda iki filmle uğraşmasına anlatamayacak kadar hayranım.
Infinity War ve özellikle Avengers 4'ün duygusal olması yıllardır karşımıza çıkan birçok oyuncunun vedasını içereceğinden çok normal. Avengers 4'ün tam ismi Infinity War için spoiler olacağından daha açıklanmadı. Bence bu yazıda okuduğunuz en önemli detay Sebastian Stan'in dediği gibi ''Filmlerin temel hazırlamaya ihtiyacı yok.'' 10 yıldır bu filmler hazırlanıyor zaten. Doğrudan olaya atlıyoruz. Fragman için takipte kalın.

Mera'nın kendisine ait ilk çizgi roman serisi hayırlı olsun



1963'te yaratılmasından bu yana her zaman Aquaman dergilerinde Arthur Curry'nin yanı başında gördüğümüz Mera, 17 Kasım'da vizyona girecek Justice League'in de etkisiyle altı sayılık kendi dergisine nihayet kavuşuyor!

Mera: Queen of Atlantis ismiyle çıkacak olan dergi Dan Abnett tarafından yazılacak, Lan Medina tarafından çizilecek. Derginin olayı ise Atlantis'te çıkan bir iç savaşta Mera'nın yeryüzü dünyası ile sualtı dünyası arasındaki dengeyi sağlamasını anlatmak üzerine kurulu. İlk sayı 28 Şubat'ta çıkıyor.

Runaways'in yayın tarihi nihayet duyuruldu

Ailelerinin aslında şeytani amaçlar taşıyan kötüler olduğunu öğrendikten sonra kaçışa geçen ve süper güçleriyle bu durumla başa çıkmalarını anlatan Marvel'ın yeni dizisi Marvel's Runaways'in ilk sezonu 21 Kasım'da Hulu üzerinde başlıyor.

Dizi tabii ki Marvel Sinematik Evreni içinde geçiyor ve ilk sezonu 10 bölüm sürecek.

Karakter posterleri:




Jean Grey önderliğinde yeni X-Men dergisinin adı
X-Men: Red!


Marvel evreninde uzun süredir ölü olarak çizgi roman hayatına devam eden Jean Grey, ''Phoenix Resurrection'' ile Aralık ayında hayata geri dönecek eğer bilmiyorsanız. Ancak beş sayı sürecek bu serinin dışında X-Men: Blue ve X-Men: Gold'dan sonra yeni X-Men dergisinin adı ''X-Men: Red'' olacak ve bu dergiye evrene yeni dönen Jean Grey liderlik edecek!

Yazım kısmında Tom Taylor, çizim kısmında Mahmud Asrar var. Kapak tasarımları ise Travis Charest'e ait. İlk sayı Şubat ayında çıkıyor!

Tanıtım videosu:


Dark Nights: Metal'ın final sayısı biraz gecikecek

Greg Capullo ve Scott Snyder ikilisinin son göz bebeği olan Metal hikayesinde en son Justice League #32 ve Batman Lost #1 yayınlandı. Bütün hikayenin çözümlenmesi ise son iki sayı olan Metal #5 ve Metal #6'da yapılacak ama DC Comics tarafından Metal #6'nın dört hafta ertelenerek 14 Mart'ta çıkacağı açıklandı.

Bundan önce de Metal #4 bir hafta ve Metal #5 üç hafta ertelenmişti.

Ben Affleck solo filmden sonra geri döneceğinden emin değil


Ben Affleck'in spekülasyonlar yüzünden çorbaya dönen Batman kariyerinden biraz daha bahsedip durumu daha da karışık hâle getirmeyeceğim. Justice League tanıtımlarına devam eden oyuncular sürekli röportajlara katılıyor ve tahmin edersiniz ki yüzlerce soru cevaplıyor.

Bu sorulardan biri Ben Affleck için ''Bu film ile üçüncü kez Batman'i canlandırmış oldun, beşinci seferi görebilecek miyiz?''

Justice League üç, The Batman dört, peki ya beş? Belli değil. Affleck'in cevabı ise; ''Bilmiyorum. Zaman bize ne getirecek göreceğiz.''

Batman olmaktan daha iyi ne işin olabilir be adam???

Mjolnir: Huzur İçinde Yat


Bugüne kadar Thor'un dizinin dibinden ayrılmayan ve aralarında güçlü bir bağ olan Mjolnir'i Thor: Ragnarok'ta toprağa vermiştik. Chris Hemsworth'ten en yakın dostuna bir veda videosu geldi:



BUNU MUTLAKA İZLEMELİSİNİZ!

The Late Late Show'un sunucusu James Corden, Ragnarok kadrosunu topladı ve Amerika'da önceden planlanmış bi' Thor: Ragnarok sinema gösteriminin ortasına daldı. Seyirciler şok! Ucuz kostümlerle, düşük bütçeli efektlerle ama muhteşem (?) performanslarla ortaya İNANILMAZ harika bir şey çıktı.

Tadını çıkarın:

Zamanı geldi. Aylar süren söylentiler, haberler, önemli ayrılıklar ve çalkantılardan sonra hayatımızda ilk kez Justice League karakterlerini beyaz perdede kanlı canlı kişiler olarak izleyeceğiz. İzlememize 1 hafta daha var ama zaman filmden ilk yorumların zamanı.

Geçen hafta Warner Bros, kendi stüdyosunda baya yemekli falan bi' ön gösterim düzenledi, izleyen kişiler için koyulan ambargo, az önce kalktı. Film hakkında konuşmakta serbestler. Ama çok da serbest değiller, incelemelerinin tamamını paylaşmalarını izin yok, sadece ilk izlenimler.

Çok büyük merakla beklediğim ilk yorumlar Twitter üzerinden akmaya devam ediyor.

Tweet'e ulaşmak için yazarların ismine tıklayabilirsiniz.


"Justice League, kusurlarını eğlencesi sayesinde kapatabilen bir gişe filmi olmuş. Büyük ekranda izlemenize değecek birçok süper kahraman anıyla takım kendi arasında iyi bir kimya yakalamış. Hayalinizdeki film değil ama korkulacak gibi de değil." - Sean Gerber

"Beklediğinizden daha iyi. Takım arasındaki ilişkiler çok eğlenceli. Film, DCEU'yu daha iyi bir yola yönlendiriyor. Flash ve Aquaman yıldız, Cyborg ve baş kötü zayıf halkalar." - Peter Sciretta

"Değiştirmek istediğim çok şey var ama kısaca: çok sevdim! Takımı izlemek çok keyifli. Ezra Miller yıldızlaşmış, Wonder Woman harikaydı!" - Jenna Busch

"DC filmleri çok karanlık diyenler ışığı görmeye hazırlansın." - Steven Weintraub

"Justice League, hepimizin beklediği takım filmi. Baştan sona çok eğlendim! DC mitolojisinin bu denli genişlemesi izleyenleri büyüleyecek. Superman ise...!!!" - Nate Brail

''Eğlenceli ve güzeldi. Çizgi roman okuyucusu kitlesi dışında ailelerin de ilgisini çekecek.'' - Mark Hughes

''Justice League'in çok eğlenceli olduğunu bildirmekten mutluluk duyuyorum. Mükemmel değil, sorunları var. Ama son ana kadar bu karakterlerini önemsemenizi sağlıyor. Beklenmedik şekilde ÇOK komik.'' - Terri Schwartz

''Hikaye anlatımı ve karakter gelişimlerinin zayıf olması bir yana eğlenceli bir film. Batman v Superman'den daha çok komedi, kalp ve eğlence var. Bazı sahneler ise aceleye getirilmiş gibi.'' - Dennis Tzeng

''Justice League'in çirkin ve gürültülü hâlini kimse kurtaramaz. Wonder Woman, Ezra Miller ve Joss Whedon bile. Henry Cavill'ın bıyığı ise aslına bakarsanız bir problem. Zor olacak...'' - Josh L. Dickey

''Kısaca: FİLM HARİKA! ZACK SNYDER'ın filminde beni mutluluktan ağlatan birçok sahne var. Ben Affleck, Keaton'dan beri gelen en iyi Batman.'' - Kevin McCarthy


Eğlenceli. Komik. Umut dolu. Yorumlar kısaca bu şekilde. Kusurları olması ama bu kusurları başka yerlerle kapatması önemli bir detay. Ayrıca beklediğimin aksine yorumlarda filmin çok karışık, kompleks ve sıkıştırılmış olmaması beni sevindirdi. Ben nedense hâlâ daha karışık bir film olmasını ve hikaye anlatımının ve 1 saat 59 dakikanın bu karışıklığı kaldıramayacağını düşünüyorum. Basın yorumları gelince daha net bir fikre sahip oluruz...


Aquaman yıllarca dalga geçilen bir karakter oldu. Popüler kültürde de bunun etkisini bolca gördük. Geçilen dalganın sebebi çizgi romanlardaki bazı sahneler olabilirdi belki ama 90lı yılların hemen hemen büyük bir kısmını, bir kolunun yerinde bir kancayla gezen, saçı sakalı birbirine karışmış, sarışın bir Jason Momoa okuyarak geçirdik. Yani, çizgi romanlarda o kadar da kötü olamaz değil mi? Tabii Super Friends dizisindeki Aquaman portresi, karakterin çöküşüne sebep olan en büyük şeylerden birisi olabilir. Her neyse, konumuz bu değil. Justice League filmi yaklaşırken, ekipte okuma rehberi hazırlamadığımız tek karakterimizi hangi sırayla okuyabilirsiniz, hangi çizgi romanlarını okuyabilirsiniz bir bakalım!

Ancak şunu belirtelim, Aquaman çokça sıfırlanan olay yaşadığı için listeyi daha güncele odaklı tutmaya çalışarak en iyi serilerini listelemeye çalışacağım.

Diğer Justice League karakterlerinin okuma rehberlerine şuradan ulaşabilirsiniz:

DC Comics Okuma Rehberi

Nereden çizgi roman temin edebileceğinizi merak ediyorsanız da sizi şuraya alalım:

Nereden Çizgi Roman Okunur? Nasıl Çizgi Roman Temin Edilir?


AQUAMAN OKUMA REHBERİ


1. Atlantis Chronicles
Yazar: Peter David
Çizer: Esteban Maroto
Bulunduğu Sayılar: The Atlantis Chronicles #1-7
Aquaman'in bugüne kadar bir şekilde her zaman DC'nin en önemli karakterlerinden birisi olarak kalmasında kesinlikle Peter David'in büyük payı vardır. 90larda Aquaman'i tek başına yeniden tanımlamış, karakteri eski campy havasından kurtarmış ve en azından daha ciddiye alınabilir birisi haline getirmişti. David'in serisi ise bu seriyle başlıyor. Bu ilk seri Aquamand'den çok, Atlantis krallığının tarihini, geçmişini ve bugüne kadar uzanan bağlarını anlatıyor. Aquaman'in doğumuyla yeni bir döneme girecek denizler krallığının tarihini öğrenerek okuma yolculuğunuza başlamak istiyorsanız, ilk durağınız bu seri.

2. Time & Tide
Yazar: Peter David
Çizer: Kirk Jarvinen
Bulunduğu Sayılar:  Aquaman: Time & Tide #1-4
Çizgi roman kahramanlarının hemen hemen çoğunun anlatılmış birden fazla köken hikayesi vardır. Ancak Aquaman bundan çok nasip alamamış bir karakter. New52'da yeniden tanımlanmış olsa da Aquaman'in okunası diğer tek köken hikayesi, Peter David'in yine bu serisi. Aquaman'in ilk yıllarını, dünyayla tanışmasını ve çevresini edinmesini konu edinen seri, en azından 90larda Aquaman'in nasıl algılandığını ve karakterin eski orijin hikayesinin ne olduğunu size anlatacaktır. Ancak eski bir hikaye olduğu için güncel köken hikayesi olarak bu seriyi düşünmemenizi öneririm.

3. Krallığın Başlangıcından Bir Elin Kaybına
Yazar: Peter David
Çizer: Jim Calafiore, Martin Egeland & Brad Vancata
Bulunduğu Sayılar: Aquaman (1990-1998) #0-46
Pekala, Peter David'in Arthur Curry'i yıldızlara boğduğu seri bu 47 sayıdan oluşuyor. Toplamda 5 cilt olan bu serinin her cildinde Aquaman'in daha da büyük zorluklarla karşılaştığını, daha ciddi şeylerle mücadele ettiğini görüyoruz. Aquaman onca yıllık yayın hayatı boyunca Justice League'in akvaryum temizliğini yapmaktan tam teşekkülü, canavar gibi bir üyesi olmaya işte tam olarak bu seride başlıyor. Justice League Unlimited animasyon dizisini hatırlıyor musunuz? O dizinin sırtını yasladığı, Aquaman'ini baz aldığı dönem budur. Eğer Peter David olmasaydı, emin olun Aquaman unutulup gitmiş karakterlerden birisi olurdu sadece.

4. American Tidal
Yazar: Wil Pfeifer
Çizer: Patrick Gleason
Bulunduğu Sayılar:Aquaman (2004) #15-20
David sonrası Atlantis'in kralı çok bocaladı. Birçok serisi 5-10 sayıyı görüp iptalle yüzleşti. Aradaki serileri okumak isteyebilirsiniz ancak beklediğiniz kahramanla karşılaşmayacaksınız. Tüm bu sallantılı dönemde, kendisi 5 sayı süren ama etkisi uzun bir zamana yayılan Sub Diego hikayesinin yeri ayrıdır. San Diego şehri sular altında kaldığında Aquaman, bir kahramanın da ötesine geçip bir kurtarıcı görevini üstlenir bu seride. Eğer Flashpoint öncesinde bir Aquaman hikayesi okuyacaksanız, en azından bu hikayeyi okuduğunuzdan emin olun.

5. JLA
Yazar: Grant Morrison
Çizer: Howard Porter ve John Dell
Bulunduğu Sayılar: JLA #1-41
Aquaman'in en çok parladığı yerlerden birisi de çok ilginçtir ki Grant Morrison'un yazmış olduğu JLA serisidir. Aquaman kurucu üyelerden birisi ve birliğin temel taşlarından birisidir. Dolayısıyla Arthur'u tam anlamıyla 90ları kasıp kavururken görmek istiyorsanız sadece Morrison'un yazdığı 41 sayıya bakabilirsiniz. World War III hikayesi sonrasında bu dönemi devam ettirmek isterseniz, Our Worlds At War ve Obsidian Age öykülerini okuyabilirsiniz. Tek bilmeniz gereken, tüm bu süreç boyunca Aquaman tehditlerle savaştı, hayatını kaybetti, yerine başka bir varis geçirdi. Varisinin öyküsünü de Sword of Atlantis serisinden okuyabilirsiniz ancak çok tavsiye etmem.

6. Brightest Day
Yazar: Geoff Johns & Peter Tomasi
Çizer: Ivan Reis & Patrick Gleason
Bulunduğu Sayılar: Brightest Day #0-24
Brightest Day'i okumak için Blackest Night serisini okumanız gerekiyor tabii ki daha önce. Blackest Night'ın sonunda birçok DC kahramanı diriliyor ve Arthur da bunlardan birisi. Kraliçesi Mera'nın yanında yer alarak yokluğunda oluşan boşlukları kapatmaya çalışıyor ve krallığını yeniden sağlama almakla uğraşıyor. Özünde tamamen bir Green Lantern hikayesi olsa da Brightest Day, eğer dilerseniz size yer yer güzel Aquaman anları da sunmakta.

7. Flashpoint: Emperor Aquaman
Yazar: Tony Bedard
Çizer: Ardian Syaf
Bulunduğu Sayılar: Flashpoint #1-5 ve Emperor Aquaman #1-3
Barry Allen zamanda geriye gitti ve annesini ölümden kurtardı. Ne pahasına? Geri döndüğünde Dünya değişmiş, herkes devasa bir savaşın ortasındaydı. İmparator Aquaman ve Kraliçe Wonder Woman arasında bütün Dünya'yı kasıp kavuran bir savaş vardı. İşler bu raddeye nasıl geldi? Bir zamanlar Justice League'in en büyük iki savaşçısı olan Arthur ve Diana nasıl bu hale düştüler? Önce Flashpoint serisini okuyun, daha sonra Flashpoint'in Aquaman parçasına bakın. Tabii The Flashpoint Paradox animasyonu da az biraz da olsa tüm bu evren hakkında fikir verebilir.

8. New52
Yazar: Geoff Johns
Çizer: Ivan Reis
Bulunduğu Sayılar: Aquaman New52 #1-13
Tüm bu rehberdeki en önemli kısma geldik. Geoff Johns Aquaman'i alarak son 10 yılda karakterin üzerine yapışmış bütün klişeleri sıyırdı attı. Bunu yapması için ise sadece 4 sayılık Trench hikayesi yetti de arttı bile. Daha sonra karakterin geçmişini kurgulayıp Mera ile olan ilişkisini de daha popüler ve güncel bir hale sokunca New52 döneminden aklımızda kalan en iyi serilerden bir tanesini yazmış oldu. Ayrıca Arthur'u Justice League içinde de yeniden konumlandıran Johns'un yazmış olduğu New52 Justice League serisinin de ilk 14 sayısını bu noktada okuyabilirsiniz.

9. Throne of Atlantis
Yazar: Geoff Johns
Çizer: Ivan Reis
Bulunduğu Sayılar: Aquaman New52 (#0, #14-16) ve Justice League (#15-17) 
Geldik Aquaman'in şu ana kadar yaşadığı en kapsamlı olaylardan bir tanesine. New52 döneminin ilk 'event'i olarak da kabul edebileceğimiz Atlantis Tahtı hikayesi bize tam olarak Aquaman'in en büyük düşmanları Ocean Master ve Black Manta'yı tanıma imkanı veriyor. Bunun yanı sıra Arthur'un en güncel köken hikayesine de bu dönemde iniyoruz. Ayrıca animasyon filmi de bulunmakta. Tüm büyük şehirlerin su altında kalması daha sonra DC evreninde biraz çabuk unutulsa da Aquaman'in taht savaşı verdiğini görmek karakterinin tarihindeki en güzel anlardan birisi.

10. Death of a King
Yazar: Geoff Johns
Çizer: Paul Pelletier
Bulunduğu Sayılar: Aquaman New52 #17-25
New52 Aquaman serisi 52. sayısına kadar devam etti. Ancak Aquaman'i yıllar sonra yeniden dirilten Geoff Johns seriyi bu son hikaye ile bıraktı. Dilerseniz devam edip farklı yazarlardan da okumalar yapabilirsiniz ancak benim tavsiyem Johns ile birlikte siz de bu dönemi tamamlayın. Aquaman, Throne of Atlantis sonrasında çok eski bir cinayeti çözmeye kalkar, sonucunda da tahtını bile sallayabilecek şeylerle karşılaşır. Geoff Johns'un Trench ile başlayan büyük hikayesi de bu seriyle birlikte sonra erer. Bundan sonra ise mutlaka DC Universe Rebirth Special #1 sayısını okuyun.
 
11. Rebirth
Yazar: Dan Abnett
Çizer: Andrew Hannessy & Bradley Walker
Bulunduğu Sayılar:Aquaman Rebirth #1-30
Ve Aquaman'in son hikayesine geldik. DC Rebirth ile birlikte Aquaman de 90lardaki karanlık imajına bürünmeye başlarken, yeniden kendi tarzını yakalayıp Atlantis kralı olarak krallığının adını kötülemeye çalışan Delüge isimli örgütle savaşmaya başladı. ABD ile savaş noktasına gelen Atlantis krallığını bir arada tutmaya çalışan Arthur, bir yandan da Black Manta ile uğraşıyordu. Ancak bu yeni serinin en güzel yanıysa, eskisinden daha fazla zaman ayırılmış Mera diyebilirim. Hem kraliçeyi, hem de kralı takip edip güncele yetişmek için bu seriye doğrudan bile atlayabilirsiniz.

****
Tebrikler, Aquaman hakkında okunacak neredeyse gerekli her şeyi okumuş oldunuz. Bu noktadan sonra Aquaman hikayelerinden seçip okumalar yapabilirsiniz. 

Eğer elinizde Aquaman romanları varsa ve hangi sırayla okuyacağınızı bilmiyorsanız, bu listeye de uyduramamışsanız, yorumlara bırakın, sizin için sıralayalım!

Bu listedeki çizgi romanlardan birisini incelemek, kurcalamak ve masaya yatırmak ister misiniz? İnceleyin, [email protected] adresine gönderin ve bu rehberde sizin incelemenizi yayınlayalım!

Çizgiyle kalın!

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget